#moda

Ceylan Atınç: Oscar Modasının Çalışkan Yorumcusu

YEKTA KOPAN | 26 Şubat 2015 #moda

Ceylan Atınç

Bu yıl ödül töreni Digitürk’ün Moviemax Oscars kanalından yayınlandı. Oscar’la ilgili programlar saat 19’da ekrana gelmeye başladı. Meltem Cumbul’la sunucu koltuğuna oturduğumuz canlı yayın ise saat 22’de başlayıp sabah kadar sürdü.

Bilen bilir, Amerika’daki yayıncı kuruluş ABC’den ilk görüntüler 12.00’de gelmeye başlar. Meraklısının bir saniyesini bile kaçırmak istemediği “Kırmızı Halı” görüntüleridir bunlar. Bu yıl kırmızı halı yorumcuları Ceylan Atınç ve Özgür Masur oldu.

İşin bu fazla reklam kokan bölümünü sevmem. Zaten modadan anladığım da söylenemez. Ama bu yıl, özellikle Ceylan Atınç’ın katkılarıyla, o dakikalar benim için bile anlaşılır hale geldi. Ceylan’ın yaptığı ön çalışmaların, bilgi birikimini sade bir şekilde aktarabilme yeteneğinin büyük rolü var bunda.

‘Modadan anlamayan adam’ı aydınlatan Ceylan Atınç kim, bu tören için nasıl bir çalışma gerçekleştirdi, geceden ona kalanlar ne oldu, merak ettim. Ben sordum, Ceylan Atınç cevapladı.

Sevgili Ceylan, Oscar’ın Türkiye yayınında kırmızı halı yükü senin omuzlarındaydı. O gecenin moda atmosferini Özgür Masur’la birlikte yorumladınız . Ben her zaman tempo gerektiren, zorluk derecesi yüksek bir yayın olarak değerlendiririm bu yayını. Sence de böyle mi? En çok ne zorladı seni?

Açıkçası haftalar önceden dersime çalışmıştım ve özellikle sosyal medyada takip ettiğim doğru kanallardan canlı yayında iyi besleneceğim sinyalini almıştım. Ama tabi ki senin de ilk toplantımızda söylediğin gibi 10 üstünden 9 zorluk derecesi olan bir canlı yayın olduğunu kendim deneyimlemiş oldum. Tam aklında bir cümle varken Los Angeles’a bağlanılması, tempoyu düşürmemek için kısa ama akıcı yorumlar yapmak gibi zorlayıcı durumlar var. Yine de canlı yayın stüdyosuna girip koltuğuma oturduktan sonra dindi heyecanım.

Bilkent’te Siyaset Bilimi ve Berkeley’de Marketing eğitimi almış bir kadının, moda dünyasındaki kararlı ve istekli yolculuğu... Üstelik varılacak yeri değil, yolculuğun kendisini seven insanlardan birisin sen. Nasıl başladı yolculuk?

Aslında moda yolculuğu çok erken yaşlarımda başladı. Anneannem çok iyi giyinen, sadece giyimiyle değil, dekorasyon zevkiyle, donattığı sofralarla, hazırladığı hediyelerle çevresinde ünlü olan biriydi. Ve beni o büyüttü. 6-7 yaşlarımdayken bile Nisan ayından itibaren çorap giymemem gerektiğini, ayağımı sıksa bile bazen bir ayakkabıya sırf şık olmak için katlanmam gerektiğini telkin ederdi. Dedem ise siyasetçi, eski milletvekili, BJK başkanı ve bakan. O da he siyasetle uğraşmamı istedi. Sonuç olarak sanırım ikisinin de istediği bir karışım oldum ben; Siyaset Bilimi okudum ve genel kültür olarak bütün o felsefi kitapları okumak bana çok şey kattı. Ama hep içten içe bir gün moda ile ilgileneceğimi biliyordum. Üniversite yıllarımda her yaz İstanbul’da çeşitli moda dergilerinde staj yaparak başladım. Yolculuk uzun sürdü; üstüne Amerika, Londra ve işte 9 yıldır moda editörlüğü…

Tekrar Oscar gecesine dönelim. Teklif sana ne zaman geldi? Nasıl bir ön çalışma yaptın?

Liseden beri her Oscar törenini takip ederim. Geçici uydu bağlantıları kurdurmuşluğum bile vardır. Moda editörlüğü ve stil danışmanlığını meslek olarak seçtiğimden beri ise profesyonel bir gözle izliyorum. Bazen bir grup arkadaşla, bazen yalnız… Ama mutlaka Kırmızı Halı’yı izlerim her yıl. Sanırım Moviemax Oscars kanalı ile ilk görüşmemizi Aralık ayı başında yaptık. Daha ilk toplantıda editoryal olarak içerik çalışacağıma söz vermiştim ve gerçekten de yavaş ama disiplinli bir şekilde çalıştım. Bizler her ne kadar sürekli defileleri ve trendleri takip ediyor olsak da, moda o kadar değişken bir olgu ki herkesi faka bastırabilir. Bir Fransız markasının okunuşunu canlı yayında yanlış söylemek bir moda editörünün çok sert eleştirilmesine neden olabilir. Bu yüzden bildiğim markaları veya oyuncu isimlerini bile defalarca dinleyerek heceleyerek çalıştım. Çok şanslıyım ki en az benim kadar moda dünyasını ve sinemayı seven bir asistanım ve pek çok arkadaşım var. Onlar Kırmızı Halı akış sunumunu hazırlarken bana fikir verdi..

87.Akademi Ödül töreninde, Kırmızı Halının bir fotoğrafını çekme şansın olsaydı, o karede kimlerin olmasını isterdin?

Aslında geçen yılki törende Ellen Degeneres en güzel kareyi çekti. Şimdi aklıma gelmişken, keşke biz de stüdyoda bir Oscar selfie’si paylaşsaydık, seneye yapalım mutlaka! Kırmızı Halı’da en beğendiğim isimler ise şöyle: Emma Stone, Gwyneth Paltrow, Lupita Nyong'o. Bir de after party’den Diane Kruger fotoğrafı gördüm ki sanırım en beğendiğim görünüm onunki oldu.

Sende hayal kırıklığı yaratan bir oyuncu ya da tasarımıyla seni üzen bir modacı oldu mu?

Azzedine Alaia’nın Lady Gaga’yı giydireceğini duyduğumda çok heyecanlanmıştım, çünkü Alaia’ya ilk kez bir Kırmızı Halı kostümü hazırlıyordu. Ancak törende gördüğüm elbise ve aksesuarlar tam bir hayal kırıklığı oldu benim için.

Zor soru biliyorum ama gecenin ilk üçünü say desem, hangi isimler olur bu listede?

Aslında ben sadece kıyafetiyle değil genel duruşu itibariyle kendini bulmuş kadınları seviyorum. Onlar kendilerini her yerde fark ettiriyorlar. Pozitiflik ve kendine güven ekrandan bile bize geçiyor. Bu kadınların başında kesinlikle Meryl Streep geliyor. Yine harika göründüğünü düşünüyorum. Marion Cottilard çok zor ve anatomik olarak kadını kötü gösterecek bir elbiseyi tam bir Parizyen gibi taşıdı, herkesin harcı değil bu seçimle ödül törenine gelmek. Gwyneth Paltrow ve Cate Blanchett ise her daim beğendiğim ve ne giyse kendine yakıştırmakta usta olan isimler. Dakota Johnson ve Felicity Jones ise halen tarzını arayıp da bulamayan genç isimler.

O tempodaki bir yayından geriye anı kalması zor ama gecenin sizin açınızdan komik ya da gerilimli bir anı var mıydı?

En iyi saç makyaj ödüllerinde Malefiz’in kesinlikle aday olduğuna inanıyordum. Angelina Jolie’ye uygulanan elmacık kemiklerini üçgenleştiren ikonik makyaj bu yılın en çok konuşulanları arasındaydı; öyle ki ben onu kafamda aday yapmışım… Komik olansa iki dakikalık reklam arasında yerimden kalkıp daha kapıya yürüyemeden koşar adım koltuğa dönmemdi; canlı yayında doğal ihtiyaçlar ertelenebiliyormuş demek…

Senin kadar çalışkan birine sorulmayacak soruyla bitireyim. Yeni projeler... Tümünü sayman mümkün değil biliyorum ama bu aralar seni en çok heyecanlandıran projen ne?

Seneye Oscar törenini Los Angeles’ta sunmak… Şaka bir yana, şu an sıkı bir şekilde ilkbahar yaz kampanyaları üstünde çalışıyorum. Pek çok ünlü ve marka ile işbirliği olan çekimler Mart ortasına kadar devam edecek. İstanbul Moda Akademisi ilkbahar yaz dönemi de Mart’ta başlıyor. 4 yıldır İMA’da styling programının ana eğitmeniyim. Haziran sonu da güzel bir tatil planlıyorum; sanırım hak ettim….

Sohbet sırasında bile yerinde duramayan, kafasında bir sonraki projesini olgunlaştırdığını hissettiren bir kadın Ceylan. Haziran sonu için planladığı tatilde, kendisini bütün bu işlerin ne kadar uzağında tutar bilemem. Ama önümüzdeki yıllarda hem moda dünyasında, hem de ekranlarda onun adını daha çok duyacağımızdan eminim.

Hiç bilmediğim bir alanda beni bu söyleşiyi yapacak kadar meraklandırması bunun en büyük göstergesi değil mi?

 

 

etiketler

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.

BENZER İÇERİKLER