#sanat

39 BASAMAK NEDİR?

YEKTA KOPAN | 23 Şubat 2016 #sanat

Engin Hepileri, Demet Evgar, Okan Yalabık ve Bülent Şakrak’tan nefes nefese bir komedi

Ne yalan söyleyeyim, 39 Basamak oyununun bir yerinde, yönetmen Mehmet Birkiye’nin sahnenin bir yerinde, saniyelerle sınırlı olsa da görünmesini istedim. Beklentimin nedeni belli; malum Alfred Hitchcock neredeyse her filminin bir sahnesinde şöyle bir görünmüştür. Üstadın imzası diyelim. Birkiye de o imzaya bir selam gönderseymiş olurmuş. Ona da üstadın üstada selamı derdik.

39 Basamak, İskoç yazar John Buchan’ın 1915 tarihli romanından Charles Bennet’in senaryosuyla sinemaya uyarlanmış bir film. Alfred Hitchcock’un uluslararası başarıyı yakaladığı iş olarak kabul ediliyor. 1935 tarihli siyah-beyaz filmi bugün izleseniz, hala tıkır tıkır işleyen bir makine görürsünüz. Macera, casusluk, aşk, ihanet, kan, masumiyet, iyiler-kötüler... Zamanının deyimiyle, otuz iki kısım tekmili birden...

1935’ten, 2008 yılına atlayalım. Hitchcock’un kamerasıyla kurduğu dünyadan, Kenter Tiyatrosu’nun alkışlara alışık sahnesine. Patrick Barlow’un romandan yola çıkarak yazdığı oyun, Mehmet Ergen’in çevirisi ve Mehmet Birkiye’nin yönetimiyle perde açıyor. Sahnede Hakan Gerçek, Demet Evgar, Okan Yalabık, Bülent Şakrak var. Her gece ayakta alkışlanıyor bu çılgın komedi.

Yanlış okumadınız... Komedi... Cinayetlerle, silahlarla, karanlık gecelerle, ajanlarla dolu bu Buchan-Hitchcock gerilimi, Patrick Barlow’un elinde temposu bir an dinmeyen, incelikli ve zeka dolu bir komediye dönüşmüş durumda.

Lafı uzatmadan bugüne geleyim. 2008’den günümüze, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin Drama Sahnesi’ne zıplayalım.

Yazının burasını yüksek sesle, seyirciyi avcuna almak isteyen çığırtkan edasıyla okuyunuz lütfen. Hem böylece oyuna hazırlanmış da olursunuz. İşte anonsumuz:

Hanımefendiler, beyefendiler... Konservatuvar yıllarından bu yana ayrılmayan dört yakın dostun kurdukları tiyatro grubu “Müşterek” ilk oyunlarıyla karşınızda. 39 Basamak isimli bu akıllara seza, sıkıntıya deva oyunu sizler için Mehmet Birkiye usta yönetti.

Gelelim Müşterek tiyatrosunu da kuran dört yakın arkadaşa... İki saat boyunca sahnede sizler için uçacak, kaçacak, gülecek, güldürecek, yeri geldiğinde ters takla bile atacaklar. Vay babam vay!

İşte Engin Hepileri çıktı bile sahneye... Richard Hannay rolüyle karşınızda. Oyunun polisiye damarına kan pompalayan tercihleri sayesinde, bir yandan gülecek bir yandan da bu tuhaf casusluk hikayesinden bir an bile kopamayacaksınız.

O gelen Demet Evgar değil mi? O gelen Anabella, Pamela, Margaret değil mi? Aman dikkat edin efendim, o sahneye çıktığında her an her şey olabilir. Ben ‘gözleriyle oynayan oyuncuyu alkışlarım’ demiştiniz değil mi? Demet Hanım, avuç içlerinizi kızartacak demektir.

Bakın Okan Yalabık da burada! Tam yanındaki de Bülent Şakrak değil mi? Hanımefendiler, beyefendiler! Bu iki tiyatro canavarına ne dersek diyelim, her oyunda iplerini kopartıyorlar. Oyun bittiğinde kaç ayrı karakteri sizinle buluşturduklarını saymaya çalışın, bakalım parmaklarınız yetecek mi? Sahnede ayak basmadıkları nokta bulmak istiyorsanız, lütfen büyüteçlerinizi yanınızda getirmeyi unutmayın. Yorulmuyorlar efendim, tempo düşürmüyorlar. Velhasıl, siz nefes nefse kalacaksınız, onlar durmak nedir bilmeyecek.

Oyunumuz London Palladium Tiyatrosu’nun sahnesinde Bay Hafıza’nın gösterisiyle başlayacak ve aynı noktada çözülecek. Hep birlikte şu sorunun cevabını arayacağız: 39 Basamak nedir?

Anonsumuz bitti...

39 Basamak’a emeği geçen herkesi tebrik etmeli. Mehmet Birkiye, sinema-tiyatro buluşmasını usta işi çözümlerle gerçekleştirmiş. Elinde öyle bir kadro var ki, planladıklarını aktarmakta zorlanmamış olmalı. Işığından dekoruna, kostümünden hareket düzenine aksamayan bir kadro.

Ve elbette oyuncular... Engin, Demet, Okan, Bülent... Yıllar sonra kurdukları tiyatroyla sahne aşkının, birlikte üretmenin, takım oyunu oynamanın, seyirciye saygı duyan bir prodüksiyonun peşinde koşmanın hakkını veren dört arkadaş.

39 Basamak, yılın kaçırılmayacak oyunlarından. Zaten zeka ve kahkaha dolu bir geceyi kim kaçırmak ister ki?

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.