#sanat

ŞEHRİN CAZ HALİ'NDE 26 YIL

YEKTA KOPAN | 23 Eylül 2016 #sanat

Akbank Caz Festivali Direktörü Banu Tunçağ ile festivalin mutfağını konuştuk

Banu Tunçağ

Akbank Caz Festivali Direktörü Banu Tunçağ ile festivalin mutfağını konuştuk

Kültür-sanat dünyasıyla ilgili bir konu açıldığında, çokça kullandığım bir kelime vardır: Süreklilik.

Türkiye’de bu kelimenin kültür-sanattaki karşılığı olan festivallerden birinin mevsimi geldi. Akbank Caz Festivali 26. yılında, bir kez daha şehri dünyanın en güzel notalarıyla bezemeye geliyor. Yazının sonunda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, hemen festivalin internet sitesine girin ve programı inceleyin. Zevkinize göre bir konser ya da etkinlik bulacağınıza eminim.

www.akbanksanat.com/caz-festivali

Imany

26. yıla nasıl gelindiğini, bu yılki programda neler olup bittiğini Pozitif Proje Direktörü ve Akbank Caz Festivali Direktörü Banu Tunçağ ile konuştum.

Banu, merhaba. Bir festivalin 26 yaşına girmesi bazı kolaylıklarla birlikte zorlukları da getirir diye düşünüyorum. Zorlukların başında da programı oluşturmak geliyor. Çıtayı daha da yükseltmenin zorluğundan söz ediyorum. Bu yıl programı nasıl oluşturdunuz?

Yaşadığımız coğrafyayı düşünürsek, kültür - sanat çatısı altında bir şeyler yapmanın bir hayli zor ve yıpratıcı olduğunu söyleyebilirim. Her yıl, hatta her gün, her saat yepyeni bir gündemimiz oluyor. Tüm bu süreçler içerisinde yurt dışından gelecek isimleri ikna etmek kolay olmuyor. Kısa bir zaman öncesine kadar İstanbul bir cazibe merkeziyken şu anda durumun farklılaştığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Haliyle, Türkiye’deki gündem de programı yaparken bizleri zorladı, onay süreçleri uzadı. Ancak sonunda başarıyla tamamlanmış ve herhangi bir iptalin söz konusu olmadığı bir program yaratabildik. Her şeye rağmen Akbank Caz Festivali’nin hem yaşı hem de uluslararası dünyadaki yeri sebebiyle bunlardan çok etkilenmediğini söyleyebiliriz. Ne olursa olsun, 26 yıldır büyüyerek ve güçlenerek devam eden bir festivalden söz edebiliyoruz. Müziğin gücüne inanıyoruz.

Pharoah Sanders

Senin de söylediğin gibi kültür-sanat etkinliklerinde durumumuz pek kolay değil. 2016 birçok konserin iptal edildiği, ertelendiği bir yıl olarak geçti kayıtlara. Özellikle yabancı konuklar güvenlik nedeni ile Türkiye’ye gelmek konusunda tedirgin davrandılar. Programı oluştururken böyle zorluklar yaşadınız mı?

Elbette teklif gönderdiğimiz pek çok isim Türkiye’de yaşananları sorguladı ama hiçbiri bu konuyu festivale gelmeme nedeni olarak sunmadı. Çekinceleri olan sanatçılar oldu ama Pozitif isminin yarattığı güven ve diğer festivallerimizi gerçekleştirebiliyor olmamız onları rahatlattı. Genel olarak onay süreçleri uzadı, onlar da bu esnada Türkiye’deki gelişmeleri görmek istedi. Ama sonuçta herhangi bir iptal söz konusu olmadı, umuyorum festivali de aynı bu enerji ile tamamlamayı başarabiliriz.

Akbank Caz Festivali her yıl şehre biraz daha yayılmaya özen gösteriyor. Bu yıl yeni mekanlar var mı? Şunu da sormalıyım, mekan sıkıntısı nedeniyle gidemediğiniz ve içinize dert olan bölgeler var mı?

Mekanları çeşitlendirmeye devam ediyoruz. Mevcut mekanlarımıza yenilerini ekledik. Festivalin sloganı olan “Şehrin Caz Hali”ne uygun şekilde bazı içeriklerimizi farklı mekanlara taşıyoruz. Bu sene yeni mekanları saymak gerekirse; Pera Palas Hotel Jumeirah’ta Murat Meriç’le “Türkiye’de Müzik Tarihi” başlıklı bir söyleşi ve İlham Gencer konseri gerçekleştiriyoruz. Kontra Plak, plak dünyasının çok yakından tanıdığı bir mekan. Orada Okan Aydın ev sahipliğinde “Caz Plakları” ile ilgili bir söyleşi gerçekleştiriyoruz. Soho House’da, Barış Çakmakçı moderatörlüğünde Mehtap Elaidi ve Hülya Tunçağ ile “Moda ve Caz” başlıklı kaçırılmaması gereken bir panel yapıyoruz. Tüm bunların yanı sıra Taksim'de Stüdyo Harlem, Kadıköy'de Stüdyo Savoy’da Lindy Hoppers ekibiyle dans atölyeleri, Bizim Tepe ve Club Quartier’de Cazlı Brunch, Pera Palas Hotel Jumeirah ve The Grand Tarabya’da Çay Saatinde Caz etkinliklerimiz var. Konserlerin dışında da takip edilmesi gereken, pek çok içeriğin olduğu bir festival olduğunu söyleyebilirim. Çok fazla yerde çok güzel ve özel etkinliklere herkesi bekliyoruz.

Ron Carter

Biraz da programdan söz edelim. Ron Carter’a ayrı bir başlık açmak lazım biliyorum. Açıkçası ben bir başlık da Paolo Fresu için açarım. Daha pek çok isim var. O isimlerden Banu Tunçağ bize hangi paragrafları açar acaba?

Ağır topları “kaçırılmaması gerekenler” listesine lütfen herkes eklesin. Ron Carter, Pharoah Sanders, Paolo Fresu ve Omar Sosa, Tony Allen gibi... Ama bir de festivalin kalp atışını değiştiren isimler var ki bunlar arasında Theo Croker, Saul Williams, Orkestra Mendoza, Masayoshi Fujita ve Imany’yi sayabiliriz. Ayrıca bu sene Türk cazından çok güzel projelere de yer veriyoruz. Bunları festival izleyicisi yakından takip ediyor, bilet satışlarından bunu görebiliyoruz.

Samimiyetle soruyorum, getiremediğinize üzüldüğünüz bir isim var mı bu yıl? Hem de bu sorunun cevabıyla, önümüzdeki yılın isimlerini öğrenmiş oluruz belki...

Aslında getiremediğimiz sanatçıların çoğunun turne programı festival tarihlerine uymadığı için programda yer alamadılar. Favori isimlerimden biri Robert Glasper’dı, tarihi uymadığı için festivale dahil edemedik ama şans bu ya 30 Kasım’da Babylon programında yer alıyor şu anda. Arturo Sandoval, Benjamin Clementine de tarihlerin denk gelmemesinden dolayı bir başka zaman şansımızı deneyeceğimiz isimler arasında.

Tony Allen

Hazırlıklar süresince ofisteki en krizli ve en eğlenceli dakikaları hatırlıyor musun Banu?

Şunu söyleyebilirim ki her anımız krizle ve bunun getirdiği sinir krizi eğlenceleri ile geçiyor. Ancak galiba bu işi Don Kişot’luk seviyesinde yapmanın tadı bir başka, insan vazgeçemiyor.

Çok teşekkür ederim Banu.

Banu o kadar çalışkan bir insan ki, söyleşi için bu kadar zaman koparabildiğime seviniyorum. Mutfakta başka dedikoduların olup olmadığını öğrenmek için “kayıt dışı” söyleyeceklerinin olup olmadığını soruyorum. “Ne yaşadıysak anlattım.” diyor. Haklı. Akbank Caz Festivali takipçilerinden sır saklamadığı için 26 yıldır kararlıkla yürüyor.

O yürüyüş hiç bitmesin ve festival şehri caz rengine boyamaya devam etsin.

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.