#sanat

İSTANBUL’DA YENİ BİR ÇAĞDAŞ SANAT MEKANI: KRANK ART GALLERY

YEKTA KOPAN | 11 Mart 2016 #sanat

KRANK Art Gallery’i Ayşe Üner Kutlu ve Sibel Erdamar’la konuştuk

Krank sanat galerisi

Sergi mekanlarını, galerileri, müzeleri sadece bir kültürel aydınlanma ortamı olarak görmem. Her biri, şehir yaşamı içinde, kendimle baş başa kalabildiğim yerlerdir aynı zamanda. Hem kalabalığın içindesinizdir hem de her şeyden uzakta. Bir tablonun, bir çağdaş sanat eserinin karşısında, kendi hikayenizi dinlersiniz içinizden yükselen sesle.

KRANK Art Gallery, tam da böyle bir yer. İstanbul’un en kadim bölgelerinden birinde, şehrin bütün yükü sırtınızdayken, kendinize kaçabileceğiniz bir vaha. Hem de çok cesur iki kadının ev sahipliğinde: Ayşe Üner Kutlu ve Sibel Erdamar.

Ayşe Üner Kutlu: Ben Güzel Sanatlar tiyatro dramaturji bölümü mezunuyum. Yine Güzel Sanatlar’da yüksek lisans tez aşamasındayım. Sanat, hayatımın bir parçası oldu her zaman. Asıl mesleğim senaristlik. Alphan Eşeli’yle bir uzun metraj senaryosu bitirdik. Bir süredir Yeşim Çıtak’la yeni bir uzun metraj üzerine çalışıyoruz. Sanat galerisi hikayemize gelince; bu benim yıllardır kurduğum bir hayaldi. Ama her hayali gerçekleştirmek için doğru zaman ve doğru insanlarla karşılaşmak gerekiyor galiba. Ben de Sibel’le tanıştım.

Sibel Erdamar: Benim de asıl mesleğim anestezi doktorluğu. Fakat yıllardır sanat üzerine gerek yurtiçinde, gerekse yurtdışında eğitimler aldım, şu anda da Işık Üniversitesi’nde sanat kuramı ve eleştirisi yüksek lisansı yapıyorum. Paris’teki evimize çok sık gidip geliyoruz. Paris’te yıllardır olağanüstü işler sergileyen ufacık galeriler var. Öyle küçük bir mekanda bir çağdaş sanat galerisi açma isteğim yıllardır var. Ayşe’yle ikimizin de çocukları Pierre Loti’de okuyor. Veli olarak tanıştık öncelikle. Sonra zaman içinde arkadaşlığımız ilerleyince, ikimizin de hayali ortak çıkınca, KRANK Art Gallery ortaklığına dönüştü.

İşte hikayemizin başlangıcı ve kahramanlarımız. KRANK Art Gallery, Ali Akay küratörlüğünde oluşturduğu bir yıllık sergi programı ile çağdaş sanatın önemli temsilcileri ile sanatseveri buluşturacak olan galeri çağdaş sanat platformuna yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Programa ve ilk sergilerine gelmeden önce, bu oluşumun bütün dinamiklerini öğrenmek istiyorum. KRANK isminin nereden geldiğini sorarak başlıyorum...

Ayşe: Krank milinden geliyor. Krank mili mekanik açıdan çok önemli bir çubuk aslında. Motorun krank mili olmadan hareket etmesi mümkün değil. Doğrusal hareketi dairesel harekete çevirir. Sadece çalışmanın değil, ilerlemenin de itici gücüdür. Biz de bu ivmeyi sembolik olarak galerimize uygun bulduk.

Sibel: KRANK aynı zamanda Almancada “hasta” anlamına geliyor. O anlamı da ayrıca hoşumuza gidiyor.

Ayşe Üner Kutlu ve Sibel Erdamar

Galerinin İstanbul’un en kadim bölgelerinden birinde olduğunu söyledim. Merak edenler için hemen tarif edeyim. Galata’dan aşağı doğru ineceksiniz. Yürüyüşünüz sırasında Boğazkesen’in güzelliklerine bakmayı unutmayın. Kitapçılara, kırtasiyecilere, plakçılara, el işi ürünleri satan dükkanlara mutlaka uğrayın. İtalyan Konsolosluğu’nun karşısındaki TomTom Gardens binasını gördüğünüzde, KRANK Art Gallery karşınıza çıkmış olacak. Sibel bu bölgeyle ilgili olarak şunları söylüyor:

Sibel: Beyoğlu, Tophane, Karaköy üçgeninde çok vakit geçiriyoruz. Bölgedeki değişimleri günü gününe takip ediyoruz, hatta o değişimin içinde biz de varız. Tomtom Mahallesi’nin yine ayrı bir önemi var. Tanzimat Fermanı’yla Batılılaşmanın ön plana çıktığı dönemde Tomtom Mahallesi ve civarı Levantenlerin akımına uğruyor. Rum, Ermeni, Musevi ve Müslümanların bir arada olduğu, sosyal ve kültürel hayatın önemli merkezlerinden biri haline geliyor. O ruhu şimdi yeniden yakalamaya başladı Tomtom Mahallesi. Ayrıca KRANK Art Gallery, çocuklarımızın okuluyla aynı sokakta. İki anne için bulunmaz artı bir değer.

Tophane benim çok sevdiğim bir yerdir. Son yıllarda yaşanan tuhaf ‘mahalle hassasiyetleri’ meselesini bu tarihi bölgenin ruhuna sindirmek derdinde değilim. Ama yine de, yaşanan kimi olaylar göz önüne alınırsa, bu bölgede yeni bir galeri açmak cesaret işi. Üstelik Ayşe ve Sibel, Rus asıllı sanatçı Vadim Fishkin’e ev sahipliği yaptıkları ilk sergilerinde çağdaş sanatın önemli isimlerinden birini ağırlayarak aslında radikal bir işe imza atmış oluyor. Bu noktadaki ‘cesaret’ vurgumla ilgili yorum Ayşe’den geliyor.

Ayşe: Galeri açma isteğimizde Tomtom Gardens binasındaki yeri bulmamız çok önemli bir etken. Tam istediğimiz mekandı ve kaçırmak istemedik. Galeri açmak için doğru zaman değil diyenler çok ama ben de şu soruyu soruyorum onlara. “Doğru zaman, ne zaman?”. Türkiye gibi her gün yeni bir gündeme uyandığımız bir ülkede sanata sığınmak istiyor insan. Biz de KRANK olarak çağdaş, evrensel işler sergilemek istiyoruz. İlk sergimizi bu nedenle Vadim Fishkin’le yaptık. Bir başka şansımız da Ali Akay’la çalışmak oldu. Ali Akay galerimizin danışmanı ve onun da desteğiyle amatör bir ruhla profesyonel bir galeri gibi çalışabiliyoruz.

İki kadın girişimci olarak sanat dünyasında, çok olumlu tepkilerle karşılanmışlar. Galeri sahibi arkadaşlarım, yeni ilişkiye girdikleri sanatçılar, galeriler, akademisyenler, yazarlar hepsi de Ayşe ve Sibel’e çok destek vermişler ve yardımcı olmuşlar. Bu destek, hikayeyi güzelleştiren bir unsur. Sanat dünyasının, kendine alan yaratma çabası kimi zaman yeni geleni dışlamakla sonuçlanabilir. İşte baştan beri ‘cesaret’ vurgusu yapmamın bir nedeni de bu. Ama Ayşe ve Sibel, o kadar güler yüzlü cümleler kuruyorlar ki, hikayelerimizin sevgiyle başladığını bir kere daha hatırlıyoruz. “KRANK, sanatla ilgilenen herkese kapıları açık olan bir galeri. Gelsinler, konuşalım, paylaşalım istiyoruz. Bundan sonra düzenli olarak sanat üzerine etkinliklerimiz de olacak. Herkesi bekliyoruz,” diyor Sibel.

Vadim Fishkin’in iki ay boyunca açık kalacak “Bilimsel Kolaj” başlıklı sergisindeki işleri tek tek anlatıyor Ayşe. Bazıları hakkında daha uzun konuşuyoruz. (Sergiyle, mekanla ve hayalleriyle ilgili anlattıkları sayesinde aslında bu söyleşiyi de Ayşe yapmış oluyor açıkçası.)

KRANK Art Gallery şehir yaşamı içinde, kendinize kaçmak istediğinizde size kapısını ardına kadar açacak bir sanat mekanı. Hem bu küçük ama değeri büyük galeriye hem de Ayşe Üner Kutlu ve Sibel Erdamar’a “Hoş geldiniz,” diyorum.

www.krankartgallery.com

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.

BENZER İÇERİKLER