#sanat

ÇOCUKLUK KAHRAMANIM LANGELOT

YEKTA KOPAN | 19 Ağustos 2015 #sanat

Yıllar sonra çocukluk kahramanlarınızla buluşmak istiyorsanız sahafları seviniz!

‘Polisiye romanlar’ diye tanımladığımız ailenin oldukça geniş olduğunu biliyoruz. Belki kimileri bu tanımlamadan rahatsızdır. İsteyen suç romanları desin, isteyen casusluk romanı... İnsan ruhunun karanlık yüzüne bakan romanlar da diyebilirsiniz, evde oturmaktan sıkılmış ruhumu maceradan maceraya sürükleyen romanlar da... Kimi okurlar önemsemeyebilir. Kimileri okumayı sevmediğini söyleyebilir. Ama herkes bir yönüyle ‘polisiye romanlar’ı ciddiye alır.

Benim bu romanlarla tanışmamdaki kılavuzlarımdan biri; Baskan Yayınları.

Çocukluğu yetmişli yıllarda geçmiş olanlar Baskan Yayınları’nın yeşil kenarlı, cep boyu kitaplarını hatırlayacaklardır. Ben bu kitaplarla önce ablamın kütüphanesindeki “Kare As” ciltleriyle tanıştım. Odette Sorensen imzalı bu seri, her biri iskambil kağıdının bir ası olarak anılan dört kızın maceralarıyla doluydu. Hemen itiraf edeyim; bir ilkokul öğrencisi olarak kızıl saçlı ve çilli olan kızdan ‘hoşlanıyordum’. Ama yine de bu seri biraz fazla ‘kız kitabı’ geliyordu bana. Ergenliğin eşiğinde bir çocuk olarak, daha ‘erkeksi’ maceralar arıyordum herhalde.

İşte tam o dönemde imdadıma “Langelot” yetişti. Genç ve yakışıklı Fransız ajanı Langelot’un akıl almaz maceraları beni kısa sürede büyülemişti. Üstelik kitapların yazarının adı bile gizemliydi: Teğmen X.

Geçen yıllar içinde evden eve, şehirden şehre taşınmaların acısını en çok kaybolan kitaplarımda çektim. Baskan Yayınları kitaplarımın çoğu da bu taşınmalar sırasında kayboldu. Ama günün birinde Langelot’la yeniden buluşma hayalimi hiç kaybetmedim.

O hayal, geçn ay kadim dostum Levent Cantek sayesinde gerçek oldu. Eve gelen bir paketten tam yedi cilt Langelot macerası çıktı. Size kitaplarla çocukluğunuzu hediye eden dostlarınızın kıymetini bilin. (Teşekkür ederim Levent.)

Yıllar sonra okuduğumda aynı keyfi almazsam korkusuyla çevirmeye başladım sayfaları. Evet, tahminimden daha basit bir anlatım, daha sıradan bir olay örgüsü, sonu hemen tahmin edilebilir gizemler, fazlaca Amerikan taklidi kokan casusluk hikayeler vardı ama...

Ama yine de çok güzeldi.

O merakla Teğmen X’in peşine düştüm. İnternet sağ olsun, yıllar önce bir gizem olan konuyu hemen öğreniverdim. Teğmen X, 1932 doğumlu Fransız yazar Vladimir Volkoff’un takma adı. (Adından da tahmin edeceğiniz üzere Rus asıllı.) 1963’te Jules Verne Ödülü’ne layık görülen sürrealist bir hiciv romanı yazmış. Ama asıl ününü 1965’te Hachette yayınevi için yazmaya başladığı Langelot serisi ile yapmış.

Şimdi sıkı durun... Çünkü Volkoff tam 40 cilt yazmış bu seride. (42 cilt olduğunu söyleyenler de var, anlayacağınız kırkın üzerinde.) 1965’te başlayan yolculuk 1986’da son bulmuş. Bazı yıllarda iki, hatta üç cilt yazdığı olmuş. Öyle büyük bir ilgi varmış ki, bu hızlı üretim kaçınılmaz bir hal almış. Üstelik ilk 32 kitapta aynı çizerle, Maurice Paulin ile çalışmış. (Çocukluğumda dört-beş sayfada bir karşıma çıkan o illüstrasyonlara bakıp ne hayaller kurardım...)

Baskan Yayınları serinin 10 kitabını Türkçede yayımlamış. (Şu anda bende yedisi var, bildiğiniz hazine yani.) Serinin Türkçe çevirileri de büyük bir ilgi görmüş. En azından benim gibi hayalperest çocukları yeni dünyalarla tanıştırmayı başarmış.

Kitapları yeniden okurken, bugün tekrar basılsa ilgi görür mü diye düşündüm. Bugünün çocukları-gençleri böyle bir serinin okuru olur mu? Açıkçası net bir şey söylemek mümkün değil. Ama hayali bile güzel.

Vladimir Volkoff, Langelot’a ve Teğmen X’e veda ettikten sonra birkaç roman daha yazmış. Yetişkinler için polisiyeler. 14 Eylül 2005 yılında da bu dünyaya veda etmiş.

Hayallerimden biri gerçek oldu ve Langelot’lara kavuştum. Sırada ‘Resimli Bilgi Ansiklopedisi’ var. Yine Baskan Yayınları’nın, yine yetmişli yıllardan gelen efsane ansiklopedisi. Yakında o seri de kütüphanemdeki yerini alacak.

Aslında sahaflara olan sevgimi anlatacaktım bu yazıda. Dolaylı bir anlatım oldu belki ama sahafların değerini bilenler ne demek istediğimi anlamıştır. Kültürel değerlerin has kalelerindendir sahaflar. Kimi zaman size çocukluğunuzu yeniden kazandırırlar.

Ayda en az bir kere ziyaret ettiğiniz bir sahafınız olsun. İnanın, çok daha başka bir gözle bakacaksınız yetişkinliğin yükünü taşıyan hayatınıza.

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.