#sanat

GÜMÜŞLÜK AKADEMİSİ: BENZERSİZ BİR HİKAYE

YEKTA KOPAN | 10 Temmuz 2016 #sanat

Gümüşlük Akademisi’ni Emre Çetinkaya ile konuştuk

Bodrum yarımadasının en batısında bir antik şehir: Myndos.

Büyük İskender’in kuşatıp alamadığı bu antik şehir, günümüzde küçük bir balıkçı kasabası olarak şöhretini sürdürüyor: Gümüşlük.

Gümüşlük denilince kimilerinin aklına küçük balıkçılar, kimilerinin aklına uzun süren sohbet masaları geliyor. Kimileri doğasına hayran kimileri insanlarına.

Bu harika kasabayı yirmi yılı aşkın bir süredir Gümüşlük Akademisi ile tanıyanların sayısı da az değil.

Lafı eğip bükmeden, samimiyet yolundan ilerleyeyim. Gümüşlük Akademisi benim de parçası olduğum bir yapı. Birkaç yıldır Akademi’nin hem Gümüşlük merkezinde hem de İstanbul şubesinde atölye çalışmaları gerçekleştiriyorum. Yazın Gümüşlük’te kışın Arnavutköy’de katılımcılarla bir araya geliyoruz. Anlayacağınız bu yazı “içeriden” bir yazı.

Ama yine de sözü sahibine bırakmak istedim. Akademi’nin hikayesini, önümüzdeki günler için programlarını ve hayallerini Gümüşlük Akademisi Vakfı Genel Sekreteri Emre Çetinkaya’ya sordum.

YK: Emre merhaba. Buraya gelenler iyi biliyor, gelmemiş olanlar da mutlaka bir şekilde duymuş durumda. Ama bir de senden dinleyelim. Nedir Akademi’nin hikâyesi?

EÇ: Gümüşlük Akademisi, her şeyden önce bir vakıf, akademi gibi evrensel düşünceyle, vakıf gibi toplumsal sorumlulukla çalışan bağımsız bir bahçe. Latife Tekin ve Ahmet Filmer’in birlikte kurdukları, pek çok kişinin emeğinin ve katkısının olduğu ilham veren bir bahçe. Arazisi dahil her şeyi bağışlardan oluşmuş vakfımızın bu yıl kuruluşunun yirmi birinci yılı. Kurulduğu günden bugüne insana, topluma, doğaya, sanata ilişkin yeni düşünceleri buluşturmak, çeşitli deneyimlerin ve duyarlılıkların aktarılması ve paylaşılmasına olanak sağlamak amacıyla varlığını sürdürüyor. 2013 yılında da vakfımızın İstanbul şubesini açtık.

YK: İstanbul’da ilgi nasıl?

EÇ: Gayet iyi. Ama daha da iyi olması için hiç durmadan çalışıyoruz. Yeni isimleri de Akademi ailesine katmaya, farklı disiplinlerde atölye çalışmaları yapmaya özen gösteriyoruz.

YK: Ben İstanbul Arnavutköy’deki ortama da bayılıyorum. Ama burası bambaşka. Benzersiz deneyimler sunuyorsunuz burada. Sadece atölye içeriklerinden söz etmiyorum. Her şeyden önce şu doğa, şu ortam bir görenin bir daha unutmayacağı cinsten. Konserler ve tiyatro oyunları da oluyor değil mi?

EÇ: Evet. Gelen katılımcıların buranın doğal ortamını deneyimlemesini de önemsiyoruz. Geniş bir alana yayılıyoruz. Resim, heykel, seramik gibi çalışma alanlarına ilişkin atölyelerimiz var. Edebiyat, felsefe ve bilim çalışmaları için salonlarımız ve kitaplık var. Ayrıca konaklama olanağı da veriyoruz. Yeme-içme için lokalimiz, tiyatro, müzik, sinema gösterimleri ve toplu çalışmalar için 400 kişilik bir açık hava sahnemiz var. Ama Akademi deyince herkesin aklına gelen şeylerden biri de doğa. Nilüferli bir göletin olduğu, mevsimin tüm renklerini barındıran meşe ağaçlarının gölgesindeki karşılaşma ve buluşma bahçemiz, bütün konuklarımızı şehrin karmaşasından uzaklaştırmayı başarıyor.

Emre Çetinkaya, Latife Tekin, Ahmet Filmer

YK: Akademi denince çoğu kişinin aklına plastik sanatlar ve edebiyat geliyor. Ama aslında bununla sınırlı değil. Burası bilim insanları için de tasarlanmış bir yer. Hatta bildiğim kadarıyla tam adınız “Gümüşlük Akademisi Sanat, Kültür, Ekoloji ve Bilimsel Araştırmalar Merkezi Vakfı”.

EÇ: Evet ve bu konuyu çok önemsiyoruz. Sadece sanatçı veya edebiyatçılar değil bilim insanları için de kurulmuş bir vakıf. Farklı disiplinlerden ustaların bir arada ayaklarını toprağa basarak çalışmaları ve deneyimlerini gençlerle paylaşmaları için kurulmuş bir vakıf. Gümüşlük Akademisi’nde olup biten her şey doğrudan bizim projelerimize bağlı olarak gerçekleşmiyor, biz aynı zamanda çalışmak isteyen gruplara, sivil inisiyatiflere, sivil toplum kuruluşlarına, meslek örgütlerine çalışma imkanı sağlıyoruz. Gençlerin ve kadınların mutlulukla seçtikleri bir yer. Ama aynı zamanda tek başına kitap okumak isteyenlerin de gelebildiği bir yer.

YK: Bu yaz programında hangi isimler var?

EÇ: İnternet sitemizde bütün program var, isteyen oradan takip edebilir ve bizimle iletişime geçebilir. Bu yaz gerçekten çok dolu bir program var. Nilgün Yüksel, Türker Armaner, Asuman Susam, Pınar Yeşilada, And Akman, Pınar Kür, Levent Küey, Akif Kurtuluş, Haydar Ergülen, Barbaros Altuğ, Ahmet Coşkun, Mario Levi, Ümit Ünal, küçük İskender, Ahmet Ergenç, Birgül Oğuz atölye çalışmaları, seminerler, kurslar ve panellerle burada olacaklar. Sen de temmuz sonunda üç günlük bir atölye çalışmasıyla buradasın.

YK: Evet, geçen yılki çalışmamız çok verimliydi. Bu yıl için de çok heyecanlıyım. Tiyatro oyunları ve konserler de var, biliyorum. Peki sergi var mı?

EÇ: 19 Temmuz’da çok önemli bir buluşma var Yekta. Aslında bir başlangıç bu. Akademi bu yıldan başlayarak Öktem & Aykut sanatçılarını ağırlayacak. Bu buluşma sergilerle sınırlı kalmayacak, Öktem & Aykut tarafından düzenlenen misafir sanatçı programlarına da ev sahipliği yapacağız. 17 Ekim’e kadar sürecek ilk sergide öyle isimler var ki heyecanlanmamak olanaksız.

YK: Detaylarına internet sitenizden bakacağım. Emre, kimilerine bu hikaye çılgınca ya da romantik gelebilir. Ama bence ayakları yere sağlam basan bir oluşum. Hepinizin çok çalıştığını biliyorum. Latife Tekin’in çabalarını anlatmaya kalksam saatler sürer. Sen de geceni gündüzüne katıyorsun. Peki, biz Akademi takipçilerinden neler bekliyorsun?

EÇ: Bu çabanın ortağı olmanız yeter. Her ne şekilde olursa olsun. Buradan çıkan bilginin, sesin her yere yayılması en büyük hayalim. Gelin ve bir parçası olun. En azından şu meşenin altında bir çayımızı için... Zaten hikaye o çayı yudumlarken başlıyor.

Biz Emre ile çaylarımızı yudumlarken sizler de Gümüşlük Akademisi’nin bu yılki programını inceleyin. Mutlaka sizi heyecanlandıran bir başlık bulacaksınız.

Kaçırmayın ve bu hikayenin parçası olun.

Şu görkemli meşe sizleri bekliyor...

Kayıt ve iletişim için:
info@gümüşlükakademisi.org
www.gumuslukakademisi.org
02523944301

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.