#sanat

HADİ OYUNU YOLDAN ÇIKARALIM!

YEKTA KOPAN | 12 Ocak 2016 #sanat

Zorlu PSM’de sergilenen “Yoldan Çıkan Oyun” ile kahkaha garantili bir gece!

Her an bir oyunun içindeyiz. Oyunun içinde bir başka oyun oynuyoruz.

Hayatımız “mış gibi” yapmakla geçiyor. Kendimizi kandırmamız gerekiyor bu sahteliğe inanabilmek için.

Veya oyunu bozmak. Oyunu yoldan çıkarmak.

Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin Drama Sahnesinde Talimhane Tiyatrosu tarafından sergilenen “Yoldan Çıkan Oyun”u izlerken öyle çok gülüyorsunuz ki, bütün bunları düşünmeye zamanınız olmuyor. Ama oyundan çıkıp eve doğru ilerlerken “Ya benim hayatım da bu başarısız tiyatro grubunun sahnelemeye çalıştığı oyunda olduğu gibi, bir an yoldan çıkarsa,” demekten kendinizi alamıyorsunuz. “Ya bir anda, bütün sahteliklerin üstündeki yaldız dökülür ve altındaki gerçekler su yüzüne çıkarsa?”

Yoldan Çıkan Oyun / The Play That Goes Wrong” Zorlu PSM sahnesine İngiltere’den uçup gelmiş bir oyun. Mischief Tiyatro’nun fırlama ekibi (Henry Lewis, Jonathan Sayer, Henry Shields) İngiliz polisiye kalıplarını tersyüz eden bir vodvil kaleme almış. Hayır, bu tanımlama yeterli olmadı. Bu fırlamalar vodvilin kalıplarını da tersyüz etmiş. İki ters bir düz derken, bütün sırlar dökülmüş ve tiyatronun en ham-yalın-çıplak hali kalmış ortada.

Şimdi gelelim şapka çıkarma seansına...

Tiyatro severler arasında oyunun çevirmeni ve yapımcısı Mehmet Ergen’in adını bilmeyen yoktur. Bu oyunu seçmiş olmasından dolayı alkışlamaya onunla başlayalım.

Ama Mehmet’in de izniyle alkışlarımı oyunun yönetmeni Lerzan Pamir’de güçlendireceğim. Böylesine ‘zamanlama’ ustalığı, sahne üstü hareket dengesi, oyuncuya serbest alan tanırken kontrollü olabilme zorunluluğu ve komedi bilinci gerektiren bir oyunun altından rahatlıkla kalkmayı alkışlamayayım da ne yapayım? Lerzan Pamir’in Mehmet Ergen’le ortak yönetmenliğini yaptığı (ve halen Zorlu PSM’de sergilenen) “Seni Seviyorum Mükemmelsin Şimdi Değiş” müzikalini izlemiştim. Philip Ridley imzalı “Kara Vanilya Ormanı”nda da zorlu bir işin altından kalkmıştı genç yönetmen. Ama “Yoldan Çıkan Oyun” Lerzan’ın yönetmenlikte özgürlüğünü ilan ettiği ve ayaklarını yere sağlam bastığı ‘sıfır noktası’ olmuş. Delifişek bir kadroyu çılgınlıklarına gem vurmadan ama oyun içi dengeleri de bir an ellerinden bırakmalarına izin vermeden yönetmiş. Bravo Lerzan!

Alkışlara devam...

Sahne büyüsü diye bir şey varsa, Bartu Küçükçağlayan’ın üstüne o büyünün tozundan bolca serpilmiş zamanında. Sahnedeki sessiz varlığı bile, seyircinin bakışlarını çalmaya yetiyor. O bir sahne delisi.

Defne Koldaş, sahne görevlisinden oynayamayan oyuncuya, akrobatik numaralardan arzu nesnesine o kadar yumuşak geçişlerle ilerliyor ki, bir süre sonra kahkaha sisteminizi bozuyor. Her eve lazım.

Hayatımda en çok güldüğüm şeylerden biri, yaşanan bütün gerçekliğin karşısında “şimdi ve burada” olmadan durabilen insandır. Gökçen Gökçebağ, karşısındaki oyuncunun fabrika ayarlarıyla oynayabilecek bir adam. Müthiş.

Güliz Gençoğlu, histerik kadını oynayan aktristen, histeri nöbetine giren aktrise slalom yaparak ilerliyor. Açıkçası diğer oyuncular, kimi zaman sahne üstü kontrollerini yitirseler de Gökçebağ bir an bile rolden çıkmıyor. Vay be!

Kemal Kayaoğlu, oynamadan oynamak zorunda olduğu rolünde, Bartu Küçükçağlayan ile düet yaptığı sahnede seyircinin vidalarını tümden gevşetmeyi başarıyor.

Kubilay Çamlıdağ, kolonyal İngiliz edasını oyunun çözüm noktasında ‘konuşturuyor’. Komedinin olmazsa olmazı ‘paslaşmayı’ iyi bilen, zamanlaması yerinde oyunculuğu finali yukarı çıkarıyor.

Bir komedi oyununda repliğin sahibi kadar, ara oyunuyla sahneyi besleyen oyuncunun da kahkahaya benzersiz bir katkısı vardır. Öner Erkan, hem bu konudaki ustalığı, hem de vücut diliyle güldürürken ‘dalak düşürenlerden’. Eh pes yani!

Bir de dinamo lazım. Böyle oyunlarda sahnenin ritminin aşağı düşmemesini sağlayan, diğer oyuncular için de ‘metronom’ görevi gören bir enerji küpü. Hem de bedensel zorlukları, oyunun ruhuna yedirerek sergileyen bir enerji küpü. İşte o isim de Sarp Apak. Yürü be!

Dekorundan ışığına, ses tasarımından reji ekibine kimseyi alkışsız bırakmamak lazım. Lerzan Pamir’in şahsında bir kez daha hepsini kutluyorum.

“İyi de biraz da oyundan bahset,” diyenleri duyar gibiyim. Öyle yağma yok bayanlar baylar. “Yoldan Çıkan Oyun” içeriğinden kopya verilmeyecek oyunlardan. Arkadaşlarınız önceden anlatmak isterse, dinlemeyin. Kulaklarınızı kapatın. Kendi kahkahanızı kendiniz atın.

Sezon boyunca her pazartesi, Zorlu PSM Drama Sahnesi’nde oynayacaklar. Bence geç kalmadan gidin ve oyunun kurallarını bozun. Bazen oyunu yoldan çıkarmakta fayda vardır.

Fotoğraflar: Zorlu PSM

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.