#sanat

İYİ MÜZİK HAYAT KURTARIR!

AYLİN ASLIM | 24 Haziran 2015 #sanat

Ne şanslıyım ki burada gururla bahsedebileceğim yeni bir yerli albüm daha var: KES- KAMLAMA. Bas gitarda Cenk Turanlı, davulda Mehmet Demirdelen ve gitarda Emre Kula’dan oluşan KES, üç ay kadar önce ilk albümleri KAMLAMA’yı yayınladı.
Grubun üçte ikisi daha önce uzun zaman sahnede birlikte müzik yaptığım insanlar, üçü de sevdiğim arkadaşlarım diye demiyorum, Kamlama’yı CD çalara koyup play’e bastığım andan itibaren heyecanım eksilmedi. Üç aydır aynı heyecan ve zevkle dinliyorum! Kendimce gurur duyuyorum bu üç arkadaşım adına; bu kadar güzel bir müzik yapıp bize sunabildikleri için. Bana göre Kamlama uzun yıllar boyunca bu ülkede yayınlanan en iyi enstrümantal progresif rock albümleri arasında baş köşede duracak bir albüm. Albümü henüz duymamış, duymuş ama dinlememiş olan müzikseverlere gerçekten gönül rahatlığıyla öneriyorum: Kamlama’yı edinin ve dinleyin. Ve sonra ilk yakaladığınız tarihte gidip KES’i sahnede görün! Aşağıdaki söyleşiyi okumakla başlayabilirsiniz takibe.

Uzun zamandır birbirini tanıyan ve değişik gruplarda birlikte çalan arkadaşlarsınız. Peki KES ne zaman ve nasıl kuruldu? KES'i kurma ihtiyacı/fikri nasıl doğdu?

CENK: Kes, kendiliğinden oluştu desek hiç yanlış olmaz aslında. Bir kaç yıl önce, Mehmet'in davul final sınavı için bir trio oluşturduk. Ben yıllardır Mehmet'le müzik yapıyordum zaten. Yanımıza Emre'yi de aldık ve daha ilk provada beraber çalmaya devam edeceğimizi hissettik. 1-2 prova sonra Mehmet sınavdan A+ ile geçti ve biz aynen çalmaya devam ettik.

İyi ki de etmişsiniz… Peki, müziğini kategorize etmek çoğu müzisyenin hoşuna gitmeyen bir zorlama, biliyorum ama, KES'in müziğinin tam olarak ait olduğunu düşündüğünüz bir kategori var mı, nedir? Ve ne değildir?

MEHMET: Kes'in müziği özgür bir müzik. Kendi şarkılarımızı yazmaya başladığımız andan kayıt sürecine kadar her anında özgür olduğumuzu düşündüğümüz, hiç bir kural ve müzikal endişeyi kafamıza takmadığımız bir müzik. "Biz şöyle bir müzik yapalım" demedik hiç. O yüzden de vokal kullanmak aklımıza gelmedi mesela. Yılların birikimini seslere çevirdik sadece. Tarz, stil şu bu, bunlar pek takıldığımız noktalar olmadı. Müziğimize en oldschool anlamıyla enstrümantal progresif rock denebilir.

Good

Albüm aşamasına gelene kadar parçaların yazım ve prova süreci nasıl işledi? Emprovizasyon çalışmaları esnasında mı yazıldı tüm parçalar, yoksa her birinizin daha önce yazdığı parçaları bir araya getirerek oluşan parçalar da var mı?
CENK: Hepsi. "Kaşık" mesela. İlk riff'i Mehmet getirdi, gerisi geldi. "Dört", Emre'nin bir kompozisyonu ve grupça düzenlemesi yapıldı. Emprovize çıkanlara örnek olarak "V", "31" verilebilir. Kayıt aşamasına kadar şarkıların düzenlemeleri devamlı değişti. Enstrümantal bir müzik olduğu ve klasik şarkı formları dışında düzenlemeler olduğu için. Bazı dönemler duraklamalar yaşadıysak da aslında düzenli bir prova sürecimiz oldu. Her provayı ve doğaçlamaları kaydettik, demolar yaptık.

Kayıt süreci ne kadar sürdü? Yapımı ve kaydı çok uzun süren albümler var; Kamlama onlardan biri mi?
EMRE: 3 Ocak 2014’te Maslak 1024 Stüdyo'da kayıda başladık. 2 hafta kadar sürdü. Canlı kaydettik şarkıları. Sonra üzerine ben akustik gitarlar ekledim. Mehmet de perküsyon. Mix aşaması nispeten biraz uzun sürdü. Tabi ki en doğru mix'i, kayıtları alan Cem Ömeroğlu yaptı. Mastering'i ise Selim Demirdelen. Her aşaması son derece rahat ve keyifli geçti. Müzisyen olarak yaşadığımız en iyi deneyimlerden biri oldu diyebiliriz.


Good

Albüme gelen olumlu/olumsuz tepkiler nasıl dinleyiciden ve müzik eleştirmenlerinden?
EMRE: Son derece olumlu tepkiler aldık. Olumsuz tepki yok denecek kadar az. Çok değerli müzik yazarlarından güzel kritikler aldık. Kendiliğinden yayılan ve her geçen gün daha da genişleyen bir dinleyici kitlemiz oluşmaya başladı.

Yurtdışından da albümün dikkat çektiğini ve güzel gelişmeler olduğunu duyuyoruz, bahseder misiniz biraz?
CENK: İnternet çağının, müziğe olumsuz etkileri olduğu gibi, olumlu etkileri de var. Albüm yayınlandığı anda ülkemizden olduğu kadar, yurt dışından da mailler ve kritikler gelmeye başladı. İngiliz bir PR firması bizimle çalışmak istedi ve 1 yıllık sözleşme imzaladık. Bir çok rock portalı albümümüze yer verdi. Podcast'lerde yer aldık. Yine İngiltere'de bir çok radyoda yayınlandı şarkılarımız. Classic Rock dergisi editörü Geoff Barton, Haziran sayısında, albümümüzün kritiğine yer verdi.

Good_16

Türkiye'de KES'e yakın bulduğunuz gruplar var mı? Dünyada?
CENK: Daha önce de söylediğimiz gibi, hiç bir grubun müziğini baz alarak müzik yapmadık. Albüm yayınlandıktan sonra sıkça rastladığımız bir yorum olarak Nekropsi - Mi Kubbesi benzetmesi yapıldı ki bence aralarındaki tek ortak nokta enstrümantal olmasıdır. Bu düşüncenin sebebi ise ülkemizde bu sound'ta müziklerin çok az yapılmış olması. Dünya da ise durum daha farklı. Avrupa ve Amerika'da hatta Japonya'da enstrümantal müzik grupları ve dinleyicisi çok geniş. Birebir aynı tarzlarda olmasak ta Zu ve Sonar bunlara örnek olabilir.

KES'in müziği tahminimce çaldığınız diğer gruplardan kalan vakitlerde özenerek, ince ince emek verilerek oluştu. Zaman zaman ülkedeki müzikal ve başka şeylerin gidişatından umutsuzluğa kapıldığınız oldu mu? Yılların müzik emekçileri olarak manevi bir yıpranma oluyor mu- zaman zaman da olsa?
MEHMET: Bu soru Kes içinse, hayır olmadı. Zaten bu grubun varoluş sebebi, bu ümitsizliği kırmak, hiçbir müzikal kriteri  ve piyasa kaygısını kaale almadan özgürce müzik yapabilmek. Ama doğru. Ülkemizde böyle sorunlar maalesef ki var. Bir çok yetenekli müzisyen arkadaşımız müziği bıraktı. Ülkece yaşadığımız sıkıntılardan ilk etkilenen hep müzik piyasası oldu. Biz o manevi yıpranmayı, Kamlama'yı üreterek yok ettik. Özgürlüğe ve iç huzura çalışarak, müziğe daha da yoğunlaşarak kavuştuk.

Good

Hem "KES" hem de "Kamlama" adları hakkında çeşitli muammalar var anlamlarına dair; sizden duysak mı gerçek anlamlarını?
EMRE: Kes, kişi, sahıs anlamında. "herkes"de ki gibi. Kesmek fiili değil yani:) Kam şaman, Kamlama ise "şaman ayini" anlamına geliyor.

Albüm lansman konserinden önce de konserleriniz oldu ama ben ilk kez lansmanda izledim KES'i. Abartısız: Müthiştiniz. Dinlemeye gelen birçok müzisyen de konser çıkışında aynı şeyi konuşuyordu :) Sahnede bu kadar hata kabul etmeyecek bir müzik yaparken bu uyumu sağlamanız ne kadar zaman aldı sizce?
CENK:Aslında ilk bir araya geldiğimiz andan itibaren çok uyumlu çaldığımızı ve bunun güzel bir üretime doğru gideceğini hissetmiştik. Provalarımızda ciddi çalışırız. Beraber çok vakit geçirmeye çalışırız. Yemek yapıp eşimizle dostumuzla beraber yeriz, içeriz. Bir aradayken ortamda kahkahalar eksik olmaz. Tartışmalar ve kavgalar da olur tabi. Dertleşiriz ve paylaşırız. Kısacası bu uyumun dostluğumuzla da ilgisi çok yüksek.

Lansman konserinde son parça olarak King Crimson'dan Red çaldınız. Sevdiğiniz diğer yeni/eski prog. rock grupları nedir? Ayrıca başka türlerden son zamanlarda neler dinliyorsunuz?
EMRE: Üçümüz de çok geniş birer müzikal yelpazeye sahibiz. Thrash Metal'den Rap'e, kuzey cazından progresife kadar geniş. Rush, King Crimson, Meshuggah, Jimi Hendrix, Ritchie Kotzen, Tool ilk akla gelenler mesela.

Son dönemlerde plak formatı oldukça popüler oldu. Kamlama'yı da plaktan dinleme ihtimalimiz var mı?
CENK: Yakın gelecekte Kamlama'yı pikaplardan dinleyebileceksiniz. Kesin bir tarih veremiyoruz fakat albümümüz plak olarak da yayınlanacak.

Good

Peki son olarak, albüm kapağındaki görsel epey ilgi çekti. Bu görselin sizin için anlamı nedir?
CENK: Albüm kapağı Şakir ve Zeynep Kış tarafından yapıldı. Grubun kuruluş aşamasından itibaren yanımızda olan çok değerli sanatçılar. Bize bu çalışmayı ilettikleri anda kapağımızı bulduğumuzu anladık. Zaten grupça, "surat konseptli" bir albüm kapağı istemediğimize hemfikirdik. Çok güçlü ve derin bir çalışma. Ortada resmedilen bir av sahnesi mi? Ortadaki varlığı korumaya çalışan 3 başka varlık mı? Bu anlamları dinleyicilerimizin hayal güçlerine bıraktık.

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.

BENZER İÇERİKLER