#sanat

KALABALIKLARIN İÇİNDE "AN"I DONDURMAK!

NESLİHAN BEHMUARAS | 28 Ekim 2014 #sanat

"Sokaklarda saatlerce dolaşırdım, yaşayan, canlı zamanı tuzağa düşürüp kesin sonuca götüren AN’ı dondurmak için…”

Henri Cartier-Bresson
Fotoğraf dünyasının usta isimlerinden biri olan Fransız fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson, fotoğrafı, fotoğrafçıyı ve tutkusunu ne kadar güzel anlatmış değil mi?
"AN"ı dondurmak... "AN"ı nasıl dondurabilirsiniz?
Bu sadece fotoğraf ile mümkün...
Manzara fotoğrafı, eş, dost fotoğrafı, gezi fotoğraflarınızla "AN"ı dondurup, paylaşabilirsiniz ama dondurulması gereken "AN"lardan en değerli olanlarından biri, hiç bir kurugusu olmadan gerçeğin tam kendisini yansıtan toplumsal olaylar, kutlamalardır. Geleceğe bırakılacak en büyük mirasımızdır toplumsal hikayelerimiz, yalın ve gerçek hali ile tüm renklerimiz, duygularımız...
*Fotoğrafa merakınız varsa manzara, portre, gezi, stüdyo fotoğrafları yanında muhakkak bir kez toplumsal bir olayı Cartier-Bresson'un ifadesi ile "yaşayan zamanı tuzağa düşürüp, "AN'ı dondurmayı" tatmanız lazım. Ben geçtiğimiz 30 Ağustos'ta Bağdat Caddesi’nde böyle bir tecrübe yaşadım. Fener alayına eşlik ederek oradaki coşku ve zenginliği karelerimle yansıtmaya çalıştım. Ama bunun için önceden bazı hazırlıklar yapmam gerekti. Neler mi yaptım? Buyrun gelin birlikte bir fotoğraf macerasına hazırlanalım;
*Kalabalık bir ortamda coşku dolu kareler yakalamak istediğim için, hep kalabalığın merkezinde ve hep haraket ediyor olmam gerektiği için yanımdaki taşıyacağım ağırlığa dikkat ettim. Mesela sadece 2 lens aldım yanıma (geniş açı ve tele). Çantamda hep taşıdığım ama kullanmayacağım her şeyi çıkardım. Yedek hafıza kartı ve lens temizleme bezimi, çantamın en kolay ulaşabilir gözüne yerleştirdim.
*Cep telefonum yanımda ve şarjı full idi. Bunun sebebi sadece güvenlik açısından değil, sürekli hareket halinde ve olayın her yerinde olacağınız için böyle yerlerde genelde senelerdir görmediğiniz eski dostlar karşınıza çıkabilir. Yakalamışken telefonunu almayı unutmayın :)
*Bağdat Caddesi gibi merkezi bir yerde olacağım için su ihtiyacımı oradan temin etmek üzere yanıma su almadım. Ne kadar hafif olursanız, o kadar her yere girme şansınız olur!
*Kıyafet olarak; gerekirse yerde sürünerek fotoğraf çektikten sonra "ah, vah, gitti güzelim tişört" demeyeceğim ve rahat hareket etmemi sağlayacak bir kıyafet seçtim (eşofman en ideali ama terletmemesi lazım). Spor ayakkabılarımı tercih ettim ki gerektiğinde koşmamı sağlayacak, beni saatlerce rahatlıkla ayakta tutabilecek. Sonra akşam evde tuzla ovalamak zorunda bırakmayacak cinsten :)
*Profesyonel makinaların en büyük dezavantajı, kendileri zaten o kadar büyük ve ağır ki yan malzemeleri de aynı şekilde büyük ve ağır oluyor. 'Şunu da alayım, şunu da... ' dediğinizde bir bakıyorsunuz kilolar almış başını gitmiş. Bu nedenle, her ne kadar çok sağlam taşımasa da normal tripod yerine küçük yer tripodumu yanıma almayı tercih ettim.
*Fener alayının detaylarını, nereden başlayıp, nerede biteceğini öğrendim. Başlama saatinden 30 dakika önce keşif için Bağdat Caddesi'nde oldum. Veeeee işte her şey hazır! Şimdi "AN"ları dondurmaya başlayabiliriz. Ama öncesi, bu tarz toplumsal olaylarda fotoğraf çekerken nelere dikkat etmek gerektiği konusunda kulaklarınıza fısıldayacağım birkaç şey var;
*Elbette her olay kendine has bir enerjiye (kimi pozitif, kimi negatif), hıza ve akışa sahiptir ama hepsinin muhakkak hareketin can aldığı, beslendiği ve yönlendirildiği bir veya birkaç ana noktası vardır. Bu noktalarda olmaya, en azından yakın olmaya gayret edin.
*Gözünüz fotoğraf kadrajınızda iken aman kulağınız muhakkak çevredeki hareketi ve akışı takip ediyor olsun. Kalabalıkların nasıl dalgalanacağını bilemezsiniz, hele ki can alan noktadaysınız. Bir anda gelişen ani hareket ile yaralanabilecek bir konumda kalabilirsiniz.
*Özellikle büyük bayrakların olduğu kutlamalarda farklı kareler yakalayabilirsiniz ancak dikkat; siz, siz olun bayrağın altına fotoğraf çekmek için girmek isterseniz, lütfen bayrağı taşıyan ve yönlendirenlerden muhakkak izin isteyin, sizin bayrağın altında olacağınızı bilsinler. Aksi halde daracık alanda hele ki bayrak dalgalanmaya başladığında ciddi şekilde yaralanabilirsiniz. Aman bu çok önemli sakın atlamayın lütfen!
*Fotoğraflarda boyunuzun yetmediği yerde ayakucuna kalkın, yine yetmezse makinanızı havaya kaldırıp, aşağı yukarı tahmin ile grupları, kalabalıkları yukarıdan izler gibi çekebilirsiniz. Ve bazen de aşağıdan yakalamak gerekir grubun enerjisini, yerden çekim yapmaktan çekinmeyin (işte kıyafet konusu burada size yardımcı olacak :)
*Arada izleyicileri de kadrajınıza almayı unutmayın, yürüyüşün bir parçası olmasalar da o günün ve enerjinin bir parçası onlar da.
*Fotoğraf çekerken bazen, kendisini çekmenizi istemeyenler çıkabilir. Sakın ısrarcı olmayın, isteğine saygı gösterin, sonuçta o izni verme hakkı, o kişiye aittir.
*Arada kenara çekilip, fotoğraflarınıza bakın. Çektiğiniz fotoğraflardaki ışık, kadraj, komposizyonları bir gözden geçirin. Gerekirse aynı yere geri dönüp, tekrar çekin.
*Ve son olarak; 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gibi coşku ve keyif dolu bir kutlamada iseniz, bir süre fotoğraf çektikten sonra makinanızı kapatıp, siz de o coşkuya dahil olun. Evet, fotoğraf çekmek, “AN”ı dondurmak için oradasınız ancak unutmayın hayat hızla akarken, geriye dönüp baktığımızda “AN”ların keyfidir bizim serüvenimizi anlamlı, renkli ve keyifli kılacak olan. Madem bir coşku içindesiniz, kendinize bu güzel “AN”ları hediye etmeyi ihmal etmeyin... Önümüzde 29 Ekim var, bu paylaşımımdan sonra bakalım kimler kalabağın içinde katılacaklar...
Instagram hesabım: http://instagram.com/newagenesli
Fotoğraflarınızı merakla bekliyor olacağım. #kia hashtag olarak eklemeyi unutmayın :)

 

 

etiketler

YAZAR HAKKINDA

NESLİHAN BEHMUARAS

BENZER İÇERİKLER