#sanat

KOZALARINA SAKLANANLARIN BİTMEK BİLMEZ KAYITSIZLIK HALİ

YEKTA KOPAN | 23 Kasım 2016 #sanat

Pangar Tiyatro’dan Adalet Ağaoğlu imzalı “Kozalar”

Kozalar

Pangar Tiyatro’dan Adalet Ağaoğlu imzalı “Kozalar”

Lafı uzatmadan diyeyim diyeceğimi: Yönetmen Ayşenil Şamlıoğlu, oyuncular Esra Dermancıoğlu, Binnur Kaya, Demet Evgar ve oyunun sahneye taşınmasına emek veren bütün Pangar Tiyatro ekibi “harika bir iş” çıkarmış.

Tiyatroyla biraz ilgilenenler hangi oyundan söz ettiğimi anlamıştır. Adalet Ağaoğlu imzalı “Kozalar”.

Kozalar

1971 tarihli bir oyun “Kozalar”. Ve ne yazı ki hala çok “genç” bir oyun. Genç, çünkü hala sessiz kalan, korkulara sığınan, iktidara tapan ve kendi ördükleri kozalara sığınan bir toplum var karşımızda.

70'lerde sokaklar kan kokuyordu ve kendilerini dış dünyadan soyutlamaya çalışan kadınlar kocalarının gücüne, ellerindeki örgüye, toplumun belirlediği kadınlık tanımına sığınıyordu. 80'lerde askeri cuntanın nefesi ülkenin ensesindeydi ve burjuvanın derdi ithal ürünler, lüks çantalar ve “Neyse ki anarşi” bitti nakaratlı bir şarkıydı. 90'larda derin devletin hırıltısı duyuluyordu ve sosyal varlıkları, erkeklerin çizdiği sınırlar içindeki güç cümlelerinden ibaret olan “o kadınlar” tahvil-kürk-arsa gücü yarıştırıyordu.

Milenyum geldi. Cümleler değişti ama “sessiz” kalan, gücün karşısında diz çöken, erkeklik cümleleri üstünden kadınlık hallerini belirleyen sınıf için değişen bir şey olmadı. Korkuların özneleri değişti ama korkudan kaynaklanan davranış kalıpları değişmedi.

Kozalar

Pangar Tiyatro yorumu, “Kozalar”ı sadece günümüze taşımakla kalmamış, yerelden evrensele bir çığlık haline getirmiş. Fransa’dan Japonya’ya, kuzeyden güneye, gölge oyunundan kukla tiyatrosuna, tek boyutludan çok boyutluya bütün “anlatı” dinamiklerini kullanarak, özgün bir “bütüne” ulaşmışlar.

Yönetmen Ayşenil Şamlıoğlu’na kulak verelim:

Ne yazık ki dış dünyanın “korkutucu tehlikelerle” dolu olması gerçeği oyunun yazıldığı tarihten bu yana değişmediğinden metin hala çarpıcı bir şekilde güncelliğini korumaktadır. Toplumun dayattığı değer yargıları, bastırılmış arzular, korkular, yabancılaşma, sahip olduklarına sığınarak korunabileceğini zannetmek, erkek egemen dünyada evinde yarattığı küçük mutluluklara sığınarak var olma çabası, cinsel kimliğini dahi sahip olduğu düzen üstünden çözümleme gayreti oyunun temelinde duranlardır. Peki ama yaşamdan kaçılarak sürdürülen şeyin yaşamak olduğuna emin miyiz?

Kozalar

Dışarıda kopan “kıyamet”in uzağında kalmaya çalışan üç burjuva kadının gündelik yaşamlarına odaklanan “Kozalar”daki kayıtsızlık hali, coğrafyaya sinmiş bir “kaçış psikolojisine” de ayna tutuyor.

Aslında oyun hakkında, Adalet Ağaoğlu’nun kurduğu “evren” hakkında söyleyecek çok söz var daha. Ama kısa bir yazı hem bu oyun metnine hem de Pangar Tiyatro’nun yorumuna ulaşmaya yetmeyecektir. Son söz olarak, oyunun bu yaz dünyanın en büyük sahne sanatları festivali olarak kabul edilen Avignon Off programına kabul edildiğini ve Avignon Off’un en iyi salonlarından seçilen “Entrepôt Sahnesi”nde bir ay boyunca kesintisiz olarak sahnelendiğini hatırlatayım.

Kozalara

Zorlu PSM Studio Sahnesi’nde izleyiciyle buluşan “Kozalar”, kısa ama vurucu yapısıyla, uzun süre zihinlerde dönüp dolaşacak bir çalışma. Ses, ışık, makyaj, dekor, müzik, koreografi; harika. Esra Dermancıoğlu, Binnur Kaya ve Demet Evgar’ın oyunculukları ise, kolektif üretimin ne olduğunu anlatıyor. Bir bütün salonun ayakta alkışlaması boşuna değil yani...

“Kozalar”ı kaçırmayın...

Kozalar

Yazının sonunda aklıma takılan iki konu:

  1. Keşke oyun çıkışı Adalet Ağaoğlu’nun oyun metnini ve diğer kitaplarını bulabileceğim bir satış köşesi olsaydı. Hatta oyunun Fransa’daki macerasını okuyabileceğim “özel bir kitap” tasarlansaydı. (Yakında “Kozalar”ın küçük anı eşyaları satışa çıkacakmış, meraklısına duyurayım.)
  2. Oyun sırasında akıllı telefonuyla fotoğraf ve video çekimi yapan seyirci! Yapma şunu. Yapma. Kendini tutamıyorsan finalde, oyuncular selam verirken bir kare çekiver. İstediğin sosyal medya hesabında onu paylaş. Ama oyun sırasında sok o telefonu cebine. Arkandakinin, yanındakinin ve en önemlisi sahnedekilerin dikkatini dağıtma. Yapma yahu!

Kozalar

Oyun takvimi ve biletler için kozalar.com'u ziyaret edebilirsiniz.

YILIN EN ROMANTİK TİYATRO OYUNU PERDELERİNİ AÇTI

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.