#sanat

MUBI: BAŞLI BAŞINA BİR SİNEMA FESTİVALİ

YEKTA KOPAN | 4 Haziran 2015 #sanat

Bir süredir sinemaseverlerin dilinden düşmeyen dört harf var: MUBI.

 MUBI, sinema dünyasının en seçkin, en akılda kalıcı, en çığır açıcı örneklerini dilediğiniz yerde, dilediğiniz zaman izlemenizi sağlayan bir site. Ama açıkçası bu klişe tanımlamaya sıkıştırmak, haksızlık olur. Ben de haksızlık yapmamak için, MUBI’yle ilgili detayları Cem Altınsaray’a sormaya karar verdim.

Sinema dergilerinden televizyona, internet ortamlarından sosyal medya paylaşımlarına herkesin gayet iyi bildiği bir isim Cem. Aslında Cem’in meslek hanesine “Sinema Yazarı” değil, “Sinema Aşığı” yazılmalı. Ama bir süredir Cem’in meslek hanesinde bir satır daha var: MUBI Türkiye Direktörü.

Zaten MUBI kullanıcısı olanlar için aydınlatıcı, olmayanlar için de çılgın bir dünyanın anahtarını verecek bir sohbet oldu. Rehberiniz Cem Altınsaray eşliğinde, buyurun MUBI dünyasına...

Cem Altınsaray

Cem, merhaba. Öncelikle çok bildik bir soruyla başlayayım. Nedir bu MUBI?

En basit tabirle online bir sinema salonu diyebiliriz. En iyi filmleri ne zaman, nerede isterseniz izleyebilmeniz fikrinden yola çıkıyor. MUBI’de her gün harika bir film gösterime giriyor ve 30 gün boyunca gösterimde kalıyor. Bu da demek oluyor ki MUBI’yi ne zaman açarsanız açın 30 farklı film sizi bekliyor. MUBI’yi diğer platformlardan ayıran en belirgin özellik ‘curated content’, yani seyirciye bir arşiv değil, bir seçki sunuyor olması. Tatil köylerinde tabağımıza binbir çeşit şey doldurup yarısını bile yiyemeden sofradan aç ve mutsuz kalktığımız bir yemekle, iyi bir şefin özenle hazırlanmış menüsü arasındaki farka benzetebilirim diğerleriyle karşılaştırdığımızda MUBI’yi. Ülkemizde gösterime girme fırsatı bulamayan bağımsız yapımlardan unutulmuş klasiklere, ödüllü festival filmlerinden kült filmlere, baştan başa görülmeyi hak eden bir program sunuyor MUBI. Sinemaseverlerin güvenini kazanmayı arzuluyor. Seyirci arkasına yaslansın ve “bakalım bugün benim için ne seçmiş MUBI?” desin istiyor. Herkesin sinema tarihini ya da günümüz dünya sinemasını didik didik edip en iyi filmleri keşfedecek ve bunları bulup izleyecek zamanı ya da sabrı olması beklenemez. Oysa iyi film izlemek herkesin hakkı. Tüm dünyada sinemaya duyduğu sevgiyi kültüre, giderek yaşam tarzına dönüştürmek arayışındaki 7 buçuk milyon sinemaseveri aynı çatı altında buluşturan MUBI işte bu hakkın takipçisi.

Müthiş bir rakam bu. Günümüz teknolojisiyle kültürü birleştiren bir girişim olması heyecan verici. Açıkçası MUBI bana hep bir çeşit sinema çılgınlığı olarak geliyor. Sinema severler için şapka uçurtacak cinsten bir proje. Bu projenin Türkiye'deki yansımaları ne durumda peki?

Türkiye olağanüstü yorucu ve yıpratıcı gündemiyle insanı sinemaya sevk eden en güçlü dürtünün, ‘kaçma duygusu’nun en yoğun yaşandığı coğrafyalardan biri belki. Film izlemeyi çok seven milyonlarca insanın yaşadığı bir yer. Gelgelelim dergilerden, televizyon programlarına, tarihi salonlardan sansüre kurban giden festivallere, sinema kültürü adına yakın zamana kadar sahip olduğumuz pek çok enstrümanı da koruyamadığımız ve bir bir yitirdiğimiz bir gerçek. Hâl böyle olunca MUBI’nin Türkiye’deki varlığı iki kere anlam kazanıyor. MUBI’nin ne olduğunu anlatabildiğimiz, sinemaseverlerin radarına girebildiğimiz ölçüde güzel geri dönüşler alıyoruz. Ben yakın gelecekte, sinemaya tutkuyla bağlı olan insanlarla çok daha büyük bir buluşma yaşanacağına ve MUBI’nin pek çok ülkede olduğu gibi burada da hızla büyüyeceğine gönülden inanıyorum.

MUBI, korsanla mücadelede önemli bir adım diye düşünüyorum. Ama ​sistemin işleyişi açısından eminim korsanla birlikte mücadele etmeniz gereken pek çok şey vardır. Ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz?

Pek çok araştırma Türkiye’nin korsan yayın ve paylaşım konusunda dünyada ilk beş-altı ülkeden biri olduğuna işaret ediyor. Dürüst olmak gerekirse avantacılık genlerimizde var. İmkanı olmayanlar bir tarafa, her türlü maddi imkanı olan da avantayı tercih ediyor. Yasal yoldan gıcır gıcır film izlemek dururken, cebinden çıkacak birkaç lira hususunda cimrilik edip daha değerli bir şeyi, zamanı cömertçe harcıyor. Kötü altyazıyla, olmayan teknik altyapıyla, takıla takıla film izlemeye çalışıyor, internet başında saatlerini öldürüyor. Biz MUBI deneyimini herkes yaşasın istediğimiz için ilk kez gelen herkese bir hafta deneme süresi hediye ediyoruz. Bir ödeme planı seçip kredi kartı bilgisi giren, MUBI’de gösterimdeki filmleri anında izlemeye başlıyor. Deneme süresi boyunca istediği anda üyeliğini iptal ediyor ve tek kuruş ödemiyor. Üyelerin deneme süresi sırasında izlediği filmler için de hak sahiplerine karşı yükümlülüğümüz var. Buna rağmen bu uygulamadan asla geri adım atmıyoruz. Bütün derdimiz insanlara hak ettikleri nitelikte bir hizmet ulaştırabilmek. Onları mutlu etmek.

MUBI Turkey

Bu noktada MUBI’nin tümüyle hak sahiplerini koruyan ve yasal bir sistem olduğunun altını çizmek gerekiyor. Ayrıca zamanında Sinematek'lerin üstlendiği görevi görüyor. Özellikle genç sinema izleyicisi için bir sinema kültürü denizi. Film seçimleri nasıl gerçekleşiyor Cem?

Filmleri bizzat ben seçiyorum. Tıpkı HerGünBirFilm projesinde yaptığım gibi her dönemden ve her türden iyi filmler içeren bir seçki oluşturmaya çalışıyorum. Bugün belli açılardan hâlâ aşılamamış 1926 yapımı bir sessiz film klasiğini de, hiç duyulmamış 1958 yapımı bir Brezilya filmini de, çok ses getirmiş 2014 yapımı bir Hollywood hitini de izlemek mümkün. Hiçbir zevki ve ihtiyacı dışarıda bırakmayan bir anlayış hakim. Yer geliyor yüreğinizi yerinden sökecek kısa filmler ve aklınızı alacak belgeseller gösteriyoruz. Politik sinema başyapıtlarından zekâ dolu komedilere, korku filmlerinden animasyonlara sinemanın tüm nimetlerine yer veriyoruz. En önemlisi de genç kuşaklara siyah beyaz filmler izletiyor ve sevdiriyor olmamız sanırım.

Biraz da rakamlardan söz edelim. Ne kadar kullanıcınız var? Günde kaç film izleniyor? Hatta abonelik ücretini de söyle lütfen. Yani yıllık abonelik için ne ödeme yapacağız?

Türkiye’de binlerce abonemiz ve yüz binlerce kayıtlı üyemiz var. Kayıtlı üyeler halihazırda film izlemese de MUBI’nin 100.000 filmi aşan film veri tabanından, kullanıcı yorumlarından, listelerden, tüm dünyada saygın bir sinema yayını olarak kabul edilen Notebook isimli online dergimizden ve daha bir sürü farklı özellikten faydalanıyorlar. MUBI’nin yıllık abonelik ücreti 84.99 TL. Bu bedel karşılığında 365 iyi film izliyorsunuz. Tek bir sinema biletinin 15-20, dijital platform aboneliklerinin ayda 100-150 liralara dayandığı düşünülürse ne kadar makul bir rakam olduğunu eminim siz de takdir edersiniz.

Hani sen “avantacılığı seviyoruz” dedin ya, böyle bir ücrette hala işin avantasında olana ne denir bilemem. Ben özellikle öğrencilerin bütçesine göre düşünmeyi seven biriyim ama şu söylediğin rakam, onlar için de sarsıcı değil. Kaba bir hesapla... 85 lira bölü 365... film başına 24 kuruş gibi bir para yani...

Tekrar hatırlatayım, sadece film başına değil. Bu rakama, MUBI’nin sunduğu sinema dünyası da dahil.

MUBI'nin harika bir özelliği yükleme beklememek. Ayrıca hangi film hangi dilde olursa olsun, çok yetkin ve nitelikli altyazı çevirileri var. Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? Sizi en şaşırtan yorum neydi örneğin?

Hem kurucumuz ve CEO’muz hem de arkadaşımız olan Efe Çakarel’in dünyanın dört bir yanından bulup çıkardığı olağanüstü yeteneklerden oluşan harika bir ailemiz var. Ben bunun bir parçası olmaktan heyecan duyuyor ve kendimi şanslı addediyorum. Teknik ekibimiz, konusunda dünyanın en iyileri arasında sayılabilecek isimlerden oluşuyor ve gece gündüz demeden aşkla çalışıyor. Destek ekibimiz hemen tüm sorunları çözüyor ve tüm önerileri değerlendiriyor. Bu şekilde sahip çıkılmaktan MUBI aboneleri de ziyadesiyle mutlu oluyor. Platformun kendilerine ait olduğunu daha çok hissediyorlar. MUBI’de tamam oldu deyip arkana yaslanmak yok. Sürekli daha ne yapabilirim, nasıl yapabilirim diye düşünüyor ve öyle yaşıyorsun. Pek çok platform göz kamaştırıcı bir başlangıç yapıp bir müddet sonra dinamizmini, yaratıcılığını, giderek iddiasını kaybediyor. En büyük başarıların bile arkası gelmiyor ve çoğu zaman küçülme, kimi zaman da yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalınıyor. MUBI ise kurulduğu ilk günden beri uygun adım büyüyor. Hatta size son bir yılda yaşanan büyümenin önceki 7 yılı aştığını gururla söyleyebilirim. Kimsenin şüphesi olmasın, MUBI abonelerini her açıdan daha da güzel günler bekliyor.

Bu yıl İstanbul Film Festivali'ne sponsor oldunuz. Benzer girişimleriniz sürecek mi?

Evet tabii ki. Bu sayede hem kendimizi daha iyi anlatma ve sinema seyircisiyle buluşma şansı buluyoruz hem de inandığımız, gönül borcu hissettiğimiz yerlere destek olma fırsatı. İstanbul Film Festivali bizim için harika bir deneyim oldu. İlk kez festival programından bir yapımı, Lav Diaz’ın harikulade filmi From What Is Before’u eş zamanlı olarak MUBI’de göstermeyi başardık. Festivale bir nevi alternatif salon hizmeti verdik. Tüm seanslardan önce dönen MUBI reklam filmi için festivalin en güzel reklamı yorumları geldi ve bundan sonrası için önemli bir temel attık diye düşünüyorum. Sanat müzeleri, festivaller ve bu ülkede sanata değer veren, kültürü ayakta tutmaya çalışan pek çok yerle ortaklıklarımız artarak devam edecek.

Geçen gün Claude Jutra'nın "Amcam Antoine" filmini izledim MUBI'de. Yıllardır merak ettiğim ama izleyemediğim bir filmdi. Bulunmaz bir nimet yani. Son soru sinema yazarı Cem Altınsaray'a gelsin. MUBI'nin seni en çok heyecanlandıran özelliği ne?

Benim öteden beri sinema yazarı sıfatıyla var olduğum dergi, gazete, televizyon, internet gibi her türlü mecrada önceliğim sinema sevgimi başkalarına da bulaştırmak oldu hep. Bildiğim ne kadar güzel şey varsa insanlara aktarmak. Filmleri paylaşmak. MUBI’nin beni en çok heyecanlandıran yanı bulunduğum konum dolayısıyla bunu her zaman olduğundan daha güçlü bir biçimde yapabiliyor olmam kuşkusuz. İnsanlara her gün iyi bir film izletiyorum. Az şey mi Yekta?

Cem, gerçekten de az şey yapmıyor. Sadece o değil elbette. MUBI projesine dünyada ve Türkiye’de emek veren herkes. Bu girişimi sadece ticari görmüyorum ben, kültürü ve sanatı çoğaltmak-paylaşmak için önemli bir yapı.

 

Cem Altınsaray’la konuşacak daha çok şey var. Belki başka sefere...

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.