#sanat

MÜZİĞİN YARIŞMASI OLUR MU?

AYLİN ASLIM | 10 Nisan 2015 #sanat

Müzik yarışması. Müzik yarışması. Müzik. Yarışma. Birkaç kez üst üste tekrarlayınca tabii ki yabancılaşıyorum:  "Müziğin yarışması"  olur mu? Müzik yarıştırılabilir mi? Müzisyenin eserlerini başka müzisyenlerle bir yarışa sokması doğru mu? Anlamı var mı? Bu soruları biri bana sorsa hızlıca "Hayır" derim, "Müzikte birinci, ikinci, üçüncü filan olur mu, at mı yarıştırıyoruz?"

Peki zamanında genç ve amatörken niye katıldım ben o yarışmalara? Yarışmalar dediysem, sayısı ikidir: Biri çocukluğumuza ve ergenliğimize denk gelen efsane müzik olayı Milliyet Gazetesi Liselerarası Müzik Yarışması. Türkiye çapında düzenlenir ve finalleri İstanbul'da Lütfi Kırdar Kongre Sarayı (o zamanlar Spor ve Sergi Sarayı idi)'nda yapılırdı. Ben 14 ve 15 yaşındayken okul orkestrasıyla iki kez katılmıştım. 80'lerin sonunda kayıt yapmak hala sadece meşhur profesyonellerin erişebildiği teknik bir mucize olduğundan, yarışmada tek kriter canlı performanstı. Beste, düzenleme/icra (o zamanlarda cover denmiyordu), kız/erkek solist performansı gibi farklı dallar değerlendiriliyordu. Tribünler dolusu birkaç bin liseliden başka kim dinleyip izliyordu peki performansımızı? O yıllarda Türkiye'nin en nitelikli müzik insanları olarak bilinen Timur Selçuk, Onno Tunç, Fuat Güner, Melih Kibar, Garo Mafyan, Aykut Gürel, Attila Özdemiroğlu hatırladığım jüri üyelerinden bazıları. Bu efsane isimler aynı zamanda hem en nitelikli ve kalburüstü, hem de ana akımın tam göbeğinde popüler müziğe yön veren müzik insanlarıydılar.

Olayı müthiş ciddiye alırdı bu jüri; acımasız ve külyutmazdı. En ufak hata gözden kulaktan kaçmazdı.  O kadar iyi ekipler çıkardı ki belli okullardan her sene, ufacık bir şey felaketiniz olurdu, elenirdiniz. Bir sene boyunca yapılan hazırlık da yanınıza kâr kalırdı. Bu yüzden oradan derece almak da o kadar ciddi bir olaydı hepimiz için. Ünlü olacağız, biri bize kaset yapacak diye mi? Yok yahu, liseliyiz zaten, ödülümüz de okul idaresine teslim edilen kupa gibi bir şey.

Olay, onlu yaşlarında bir müzisyen adayıyken bu müthiş jüriden bir yeşil ışık görmekti. Aşkla, tutkuyla sevdiğimiz, şuursuzluk ve belirsizlikten ibaret dünyamızda emin olduğumuz tek şey müzikse, önemsediğimiz birilerinden "doğru yoldasın, devam et" işaretini almak çok, ama çok büyük bir şeydi. Şimdi bu müthiş adamların önünde o yaşta şarkı söylediğimi düşününce aynı anda hem şaşırıyorum hem heyecanıyorum. Hâlâ.

Katıldığım ikinci ve son yarışma bu yıl 19.su düzenlenecek olan Roxy Müzik Günleri'ydi. Yirmilerimin başındaydım artık. Şuursuzluk ve belirsizlik? Eh, büyük bir değişiklik yoktu ama müzik hâlâ hayatımdaki en sağlam kayaydı. Notlar, aile, üniversite sınavı, "büyüyünce ne olacağım" mevzuları artık kadrajdan çıkmıştı. Tek mevzum müzikti; iyi şarkılar yazmaktı. Yine çok acayip bir jürisi olan bir yarışma konuşuluyordu. "Roxy diye bir kulüp varmış, acayip cins müzisyenler jürideymiş". Etrafımda kendi müziğini bulmaya çalışan ne kadar genç müzisyen varsa hepsi RMG'ye katılmaya başladı. Artık teknoloji ilerlemiş, kötü de olsa bir kayıtla ön başvuru şartı gelmiş. Sonra da yine jüri ve izleyici önünde canlı performans. Ama bu sefer lisedeki gibi spor salonunda çalmak yok; bildiğin gerçek müzik kulübünde gerçek sahne var. Yerden yüksektesin ve karşında insanlar (liseli taraftarlar değil, seyirci) sana bakıyor. Of!

Roxy Müzik Günleri'ne ilk albüm şarkılarıyla ve daha deneysel elektronik duo olarak iki kez katıldım. O yıllarda biz amatör indie/underground gençlerin dedikodu çemberinde rock müziği kayırdığı, elektronik ve avangard müziğe kapalı olduğu konuşulan Roxy M.G. jürisinden bir Jüri Özel Ödülü, bir de ikincilik ödülü düştü bana bu iki seferde. Sonraki yıllarda da elektronik altyapıların havada uçuştuğu, Ankara'dan bir metal grubuyla bir trip-hop/ drumn' bass grubunun birbirini kovaladığı final çekişmelerine şahit oldum. Hiç de konuşulduğu gibi dar kafalı filan değildi jüri. Kimseyi kayırdıkları filan da yoktu. Bu on dokuz yıl içinde Roxy Müzik Günleri benden başka TeomanKurban, Ceylan Ertem, Hayko Cepkin, Direc-t, Replikas, Nekropsi, Gece, Melis Danismend, Gevende, Pickpocket, Dorian, Deja Vu, Softa, Eskiz , On Your Horizon, Fairuz Derin Bulut, Barıştık Mı, She Past Away, Can Gox, Milan Kundura  gibi birçok müzisyeni/grubu henüz amatörken yakalayıp onurlandırdı.

Bir zamanın indie/ alternatif/ underground/ yeraltı/ (adına ne dersek diyelim) yani popüler kültürden uzak isimleri, zamanla seslerini duyurdukça yer üstüne öyle ya da böyle yaklaşırlar; müzikleri, tavırları popüler kültüre az ya da çok mutlaka nüfuz eder. İşte on- on beş yıl öncesinin o alternatif isimlerinden bazıları şimdi Roxy Müzik Günleri’nde jüri üyesi. Ayrıca müzik yazarı, prodüktör, alternatif müzik radyocuları, tv yöneticileri  ve bağımsız plak şirketleri de mevcut jüride: Barış AkpolatCeylan Ertem,  Güven Yıldız, Hakan Tamar, Haluk PolatHarun TekinKanat AtkayaKoray CandemirÖzge FışkınŞafak Ongan, Murat Hasarı, Murat Öztürk, Ömer AhunbayTaner ÖngürTarkan GözübüyükTayfun PolatTibet Ağırtan Turgay Gülaydın ve ben.

Baştaki sorumuza geri dönelim: “Müziğin yarışması olur mu? Müzisyenler/şarkılar yarışa sokulur mu? “

Şu an bir yarışma manyaklığına tutulmuş Türk televizyasını bilemem, ama Roxy Müzik Günleri (adı üstünde, yarışma değil, Müzik Günleri) en başından beri ana akıma inat, farklı sesleri selamlayıp “önden buyrun” demiş bir hareket. Bugüne kadar katılanlardan bazılarını yukarıda saydım; son saydıklarım geçtiğimiz altı-yedi yılda katılan ve ödül alanlardan bazıları. Aşağı yukarı neyin peşinde olduğumuzun sanırım (ve umarım) bir göstergesidir bu isimler. Kimseye sesi güzel mi, reytingi var mı diye bakılmıyor, herkesin kendi sözünü-müziğini yazıyor olması tek şartımız. Cover/icra yok. Ama bir beste yarışması değil bu, yanlış anlaşılmasın. Söz, müzik, düzenleme, sahne performansı… Hepsi önemseniyor. Workshoplar yapılıyor; jüri katılan tüm müzisyenlerle yarışma sonrasında da iletişime her zaman açık. Güzel dostluklar kuruluyor. Müzisyenler birbirini sahnede izliyor, belki kendindeki birkaç eksiği fark ediyor, birbirinden öğreniyor. En kötü ihtimalle ilk kez sahneye ve seyirci önüne çıkıyor, ki bu az şey değil. Ondokuz yıldır bu böyle. Bir jüri var evet, bir oylama sistemi de var ki, var olan her oy/puan sisteminde bir açık mutlaka vardır, nacizane en etkilendiğimiz performanslara sembolik ödüller hediye edebilelim. Birinciye yüz bin lira vermiyoruz. At yarıştırmıyoruz yani.

Diyeceğim o ki, kriterlere ve bu kriterleri değerlendirecek jüriye bağlı olmak kaydıyla bir müzik yarışmasında yer almak her zaman “uncool” bir şey değildir. Neden mi? Çünkü bu işin kazananı- kaybedeni yoktur. Yetenek bir yanda dursun, çalışanı, didineni, yenilip yenilip yeniden başlayanı vardır. Dikenli bir yoldur bu yol, en hafif tabiriyle kafayı gözü fena halde kanatmadan geçmek söz konusu değildir. Ben diyorum ki madem öyle, bu hayatta ve bu ülkede müzik yapmaya gerçekten niyetiniz varsa, RMG jürisi olarak size gül bahçesi vaat edemesek de geçmiş tecrübelerimizden bildiğimiz kadarını sizinle paylaşmaya hazırız.

www.roxymuzikgunleri.com üzerinden online da katılınabilen RMG için başvurular başladı, 4 Mayıs’a kadar sürüyor. Yollanan tüm demoları tek tek dinliyoruz. Bazı yıllar üçyüzü geçiyor katılan grupların sayısı! Finallere katılmaya hak kazanan grup/sanatçılar 11 Mayıs’ta yine www.roxymuzikgunleri.com üzerinden açıklanacak. Finalist gruplar 18-19-20 Mayıs tarihlerinde Roxy Club’da canlı performanslarını sahneleyecekler. Dereceye giren gruplar ise 22 Mayıs 2015 gecesi yapılacak ödül töreninde açıklanacak.

etiketler

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.

BENZER İÇERİKLER