#sanat

TİYATRO SEZONUNUN EĞLENCELİ KAPANIŞI

YEKTA KOPAN | 21 Haziran 2016 #sanat

Tiyatrocular “Ortaya Karışık” konseri için buluştu ve sorularımızı cevapladı

Kim ne derse desin. Tiyatrolar, hayatın isine pasına direnmeye devam ediyor.

Hem de öyle bir direniş ki bu, kol kola yürüyorlar. Birlikte üretiyor, seyircilerle buluşuyor ve bize bizi anlatıyorlar.

Çoğu tiyatro yaz tatiline girdi, sezonu kapattı. Bazıları perde açmaya bazıları da turneye çıkarak Anadolu’daki izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. İşte tam da bu atmosferde, 6 Haziran günü, Moda Sahnesi’nde harika bir buluşma vardı. İstanbul’un birçok tiyatro grubu bir araya geldi ve D22, Emek Sahnesi ve Tiyatro Hal’in organizasyonuyla düzenlenen "Ortaya Karışık" konserinde eğlenceli bir “sezon finali” yaptı.

Tiyatrocuların sahneye çıkıp gönüllerince şarkı söylediği, izleyicileriyle buluşup dans ettiği, yüzlerden kahkahanın eksik olmadığı bir geceydi. O gecede, tiyatrocu dostlara hem geçirdikleri sezonu hem de önümüzdeki sezondan beklentilerini sordum.

 


ALİCAN YÜCESOY
(Bakırköy Belediye Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni)

YK: Neler oldu bu yıl Bakırköy’de, bu sene nasıl geçti?
AY: Sanatsal olarak iyi bir sezon geçirdik. Hatta kendimize, bu bizim en kötü sezonumuz olsun diyoruz. Bazı eksiklerimiz vardı, onları gidermek konusunda yol aldık. Örneğin 25 yıllık tiyatronun bir internet sitesi, internetten bilet satışı yoktu. Hatta bu yüzden biraz yerel kalmıştık aslında. Buna rağmen “Ben Kartal’dan geliyorum, bu oyunu yedinciye izliyorum.” diyen seyircilerimiz vardı. Ama şu an net olarak genç seyircinin birden bire arttığını gözlemliyoruz. Seyirci profilimiz değişti. Talep değişti, seyircinin de bir talebi var. Bence o önemli bir şey çünkü ‘Biz sanat yapıyoruz!’ gibi bir durum yok ki. Seyirci için de yaptığımız bir şey sonuçta, kendimiz için yapmıyoruz.

YK: Önümüzdeki sene mutlaka düzeltmek istiyorum dediğin, ekiple konuşup mutlaka değiştirmek istiyoruz dediğin bir iki başlığı söyler misin?
AY: En önemlisi acilen kadrolaşmak. Kalabalıklaşmak. Kalabalık olmamız lazım. Genç insan kalabalığından bahsediyorum. Bana sürekli Türkiye’nin en genç genel sanat yönetmeni diyorlar ama bu bir şey değil. 25 yaşında genel sanat yönetmenlerine ihtiyacımız var. Bu bunun bence iyi bir girişi olacak. Genç kadrolaşma tiyatroyu hem bina olarak sapasağlam tutacak bir şey hem de genç yöneticiler yetiştirebileceğiz. Ve sanata devam, yenilik...

 


MELİS BİRKAN
(Moda Sahnesi)

YK: Melis, sen bu geceye ev sahipliği yapan tiyatronun bir parçasısın. Bu sezon sizin için nasıl geçti. 
MB: Sezonu “En Kısa Gecenin Rüyası” ile yaptık. Çok ilgi gördük. Sadece bu oyunumuz değil, bütün oyunlarımız seyircinin yoğun ilgisini gördü. Ne yalan söyleyeyim; biletlerimiz bir ay öncesinden tükeniyor. Önümüzdeki sezon da bu oyunlara devam edeceğiz.

 


SERKAN KESKİN
(Semaver Kumpanya)

YK: Semaver Kumpanya iyi bir sezon geçirdi mi?
SK: Evet. 14 sene sonra sonunda çok iyi bir sezon geçirdik.

YK: Sezonu kapattığında neye bakarsın?
SK: Bu sene ne kadar borçla kapattık diye bakarız aslında. Bütün özel tiyatrolar buna bakar. Biz bu seneyi biraz daha az borçla kapattık. Bu sene iki klasik sahneledik; “Cimri” ve “İçerdekiler”. İkisi de kapalı gişe oynadı ve yeni sezonda da devam edecek. Borçlarımızı daha hızlı ödedik. Onun dışında değişen bir şey yok.

YK: Seneye Semaver’de değiştirmek isterim dediğin şeyler nelerdir?
SK: Aslında hep kendi kendimize, büyüye büyüye gittiğimiz için karşımıza çıkan her şeye demokratik olarak karar vermeye çalışıyoruz. Mesela geçen sene tadilat ihtiyacımızla başladık. Bina çok eskiydi. Kapatılan birçok tiyatronun yanından açık olan bir Semaver Kumpanya var, oraya biz sahip çıkıyoruz. Söyleyebileceğim, herkesin sahip çıkması.

YK: Sponsor desteği bulabiliyor musun?
SK: Bulamıyorum. Sağ olsun birkaç tane arkadaşım isimlerinin yazılmasını istemeden sponsor oldular ama onun haricinde bir firma sponsoru yok.

YK: Tiyatro neden sponsor bulmakta hep zorluk çekiyor?
SK: Popülerlikle alakası olabilir. Neden hep klasik eserler sahneliyorsunuz, neden daha modern şeyler yok diye düşünüyor olabilirler. İlgilerini çekmiyor belki de. Aristofanes, Moliere, Shakespeare insanlara hep duydukları için çok klasik ve basit geliyor olabilir.

 


FUNDA ERYİĞİT
(İstanbul Devlet Tiyatrosu)

YK: Funda bu yıl senin için hem televizyon hem tiyatro vardı. Nasıl geçti?
FE: Bu yıl festivale bir oyun çıkardık. Oyun Salonu: Ev’vel Zaman. Çok çalıştığım, yoğun bir sezondu.

YK: Televizyonla tiyatroyu birlikte yürütmek zor mu? İki taraf birbirine anlayış gösteriyor mu?
FE: Yorucu ve zor. Örneğin televizyon işleri oyun günlerine anlayış gösterir ama provalara pek anlayış göstermedikleri oluyor. Ben oyuncusuna “Bu akşam oyuna gitmeseniz” diyen dizi yapımcısı olduğunu duydum. Neyse ki bu işlerde düzelecektir.

 


BARIŞ ATAY
(Emek Sahnesi)

YK: Nasıl geçti sezon?
BA: Emek Sahnesi olarak 75 oyun oynadık, alternatif bir sahne için iyi bir sayı.

YK: Turne yaptığında sahne bulabiliyor musun?
BA: Hayır. Çok spesifik bir örnek vereyim. Ankara gibi bir yerde sahne bulamadık. Devlet tiyatrosu dört ay bekletip salonu veremeyeceğini söyledi. Sonra biz eski Batı sinemasına sahne yapıp orayı tiyatroya çevirdik ve orada oynadık. O kadar sahne bulamıyoruz yani. Ama bazı belediyeler verebiliyor. Mersin Yenişehir’de yeni kültür merkezinde oynadık 1400 kişi ve full salondu.

 

TANSEL ÖNGEL
(Tatbikat Sahnesi)

YK: Tatbikat Sahnesi, İstanbul için yeni bir mekan, yeni bir nefes oldu. Sizin için nasıldı sezon?
TÖ: Ben bu yıl Cem Emüler’in rejisinde Bahadır Tecimen’le birlikte “Ceza Külliyesi”ni oynadım. Kafka’nın Ceza Kolonisi eserinden Cem Emüler’in oyunlaştırdığı bir metin. Yoğun bir çalışma dönemi geçirdik. Seyircimiz de salona iyice alıştı. Erdal Beşikçioğlu’nun oynadığı “Bir Delinin Hatıra Defteri” hep kapalı gişe oynadı. Bizim oyunumuz da önümüzdeki sezona devam edecek.

 


ECE DİZDAR
(DOT)

YK: Ece, DOT bu yıl Kanyon’daki yeni mekanında harika işler yaptı. Neler söyleyeceksin?
ED: “Midwinter”la başlayıp, “Bunu Ben de Yaparım” ile kapattık ve gerçekten harika bir sezon geçirdik. Şimdi de yeni sezon için Zinnie Harris’in “Nefesinizi Nasıl Tutarsınız” oyununu çalışıyoruz. Gizem Erdem, Tuğrul Tülek, İbrahim Selim ve ben olacağız oyunda. Oyunu Murat Daltaban yönetiyor ve ekim sonunda yeni sezona başlayacağız.

 


DAMLA SÖNMEZ
(Pürtelaş Tiyatro)

YK: Bu sene senin tiyatroya ağırlık verdiğin bir yıldı. Nasıl geçti?
DS: Deniz Karaoğlu ile iki kişilik bir oyundaydık bu yıl. “Parçacıklar” hazırlık süreci zorlu olan bir oyundu. Ama sonuçtan çok memnun kaldık. “Savaş”tan sonra Pürtelaş ile yeniden birlikteyiz.

 


TÜLAY GÜNAL- GENCO ERKAL
(Dostlar Tiyatrosu)

YK: Genel olarak nasıl bir sezonu geride bıraktınız?
GE: Biz çok mutluyuz doğrusunu isterseniz. Dört ayrı oyunu dönüşümlü olarak hem İstanbul’da hem Türkiye’nin birçok yerinde oynadık ve hep iyi karşılandık. Seyirci olunca mutlu oluruz, onun için mutluyuz tabii. “Bir Delinin Hatıra Defteri”, “Ben Bertolt Brecht”, “Yaşamaya Dair” ve “İnsanlarım”.
TG: Bir de “İnsanlarım”ın konser versiyonunu oynadık. O da büyük ilgi gördü. Sezon boyunca dolu dolu oynadık.

YK: Peki bu oyunlar önümüzdeki sezon da devam edecek mi, yeni oyunlar gelecek mi?
GE: Biz aslında bir ay sonra yeni bir açık hava tiyatrosu yapıyoruz. Buradan duyurmuş olalım. Ali Paşa Hanı'ndan ailevi nedenlerle ayağımız kesildiğinden yeni bir yer bulmak durumundaydık. Moda’da yeni bir yer bulduk. Yeri sürpriz olsun. Burayı sadece yazın kullanacağız. Kışın yine bildiğimiz yerlere döneceğiz. 
Bu yeni Açıkhava sahnesinde hem Nazım hem Brecht’in olduğu “Güneşin Sofrasında” oyununu sahneleyeceğiz. Burası için yeniden uyarlıyoruz. Çünkü tarihi bir mekan.

YK: Genco Ağabey, geçenlerde sana hediye olarak bir kravat geldi sana. Nedir onun hikayesi?
GE: Üç gün evvelki bir oyundan sonra bir hanımla bir bey geldi. “Bunu bize verdiler ama bizde bulunmasının hiçbir anlamı yok, size daha yakışacağını düşünüyoruz,” dediler. “Ne bu?” dedim. Açtım, bir kravat. “Nazım’ın kravatı,” dediler. Dilim tutuldu. TKP’nin yoldaşlarından Anjel Açıkgöz, Nazım’ın çok yakın dostu. Ona vermiş kravatını anı olarak. Dolaylı olarak bana geldi. Tam da ölüm yıldönümünden bir gün önce. Hayatımda aldığım en güzel hediyelerden biri.

İşte tiyatro sezonunun kapanışında söylenenler bunlar.

Dedim ya, tiyatrolar bize ayna tutmaya ve hayatın zorluklarına direnmeye devam ediyor. Bizlere düşen ise, bu direnişin, bu aydınlanmanın parçası olmak.

Noktayı koymadan bir hatırlatma: “Ortaya Karışık” konserleri sezon açılış ve kapanışlarında devamlı olarak sahnelenecek. Bu senenin ikinci konseri ekim ayında yeni sezonun açılışıyla gerçekleşecek.

Tiyatro... İyi ki var...

etiketler

tiyatro

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.