#sanat

SEZEN AKSU'NUN SOKAK ÇOCUĞU ŞARKILARI

YEKTA KOPAN | 15 Aralık 2015 #sanat

Bütün etkinlikler izlediğimiz süreden çok daha uzun bir zamanı kapsar.

Bir filmi, tiyatro oyununu, konseri sınırlı saatlerde izleyip tüketiyoruz. Oysa o çalışma karşımıza gelene kadar günler, aylar, yıllar geçiyor.

Bazen de sahnede bir bütün sanat hayatını izliyoruz. Sanatsal bir ömürden damıtılan her saniye karşımızda oluyor.

İşte “The Royal Philarmonic Orchestra plays Sezen Aksu” böyle bir konserdi. Sahnede konuk sanatçılarıyla bir filarmoni orkestrası vardı ama seyirciler çok daha fazlasını izlediler, dinlediler. Aksu’nun bütün sanat yaşamının bir izdüşümüydü karşımızdaki. Belki de bu nedenle, gözüm hep Sezen Aksu’ya takıldı konser boyunca. Elbette şarkıların bu düzenlemelerini daha önce dinlemiştir ama yine de yüzünde bütün o yıllara dair bir ifade yakalamaya çalıştım.

“The Royal Philarmonic Orchestra plays Sezen Aksu” ünlü inşaat şirketi Polimeks’in yirminci yıl kutlaması dahilinde gerçekleştirilen bir proje. Sezen Aksu şarkıları, efsane müzik adamı Erdal Kızılçay tarafından iki yıla yakın bir sürede düzenlenmiş ve dünyanın en önemli orkestralarından biri olan The Royal Philarmonic Orchestra’ya emanet edilmiş. Şef Marcello Rota yönetimindeki orkestraya İstanbul Filarmoni Korosu, Akatay Ritim Grubu, Fatih Doğaner, Göksun Çavdar, Hasan Gözetik eşlik etti sahnede. Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilen konserin hazırlığı yıllara yayılıyor anlayacağınız.

Ama izlediğimiz bu hazırlık sürecinden de ötesiydi. Sezen Aksu bu coğrafyaya nota nota işlemiş bir isim, dolayısıyla o gece kendi hikayemizi dinledik hep birlikte.

Açıkçası Sezen Aksu şarkılarının büyüleyici yanlarından biri hepimizin ezbere bildiği, eşlik edebildiği şarkılar olması. Filarmoni orkestrasının mesafeli hali o şarkılarla aramıza girince biraz yabancılık çektiğimi söyleyebilirim. Erdal Kızılçay, düzenlemeleri yaparken, şarkıların ruhunu korumaya ne kadar özen gösterse de, o ruhun büyük bir bölümünün de seyircinin katılımıyla meydana geldiğini unutmamak lazım. Örneğin ‘İstanbul İstanbul Olalı’nın o kostak, damara işleyen, insanı sahilde bir şişe şaraba vurduran halinin ehlileşmesi ve deyim yerindeyse kravatlı bir beyefendiye dönüşmesi içime sinmedi. “Ah be,” dedim içimden, “klarnet şöyle macunlayarak çalmazsa damarlar açılmıyormuş!”

Kimi şarkılar için benzer yorumları yapabilirim. Ama kimi şarkılar da şaşırttı açıkçası. Müziğin nasıl çeşitlendirilebileceğini görmek özel bir deneyimdi. Tam bu noktada orkestranın iki üyesine ayrıca şapka çıkarayım. Melodilerin çoğunun yüklendiği nefesliler ve özellikle flütlerle klarnetler harikaydı. Ama benim alkış bütün orkestra ciddiyetle otururken, Akatay Ritim Grubu’nun oynak çalışına hiç değilse ayağıyla tempo tutan bas klarnetçi Katy Ayling’e. Yahu, bu şarkıları vücudunda hissetmezsen olmaz ki...

Alkışı hak eden diğer isim hiç kuşkusuz timpanici Elsa Bradley. Ben timpaninin bu kadar aktif olduğu, nerdeyse nefes nefese kaldığı bir filarmoni konseri seyretmemiştim. Elsa, bir an durmadı. Kendisine yabancı ritimlerde bile zorlanmadan, tıkır tıkır çaldı. Tebrikler.

Gecenin sonunda sahneye çıkan Sezen Aksu’nun mutluluğu ve heyecanı gözlerinden okunuyordu. Duygularını saklamayan bir isimdir zaten. Onun sahneye çıkışıyla, üstümüzdeki ciddiyet tozunu da silkeledik biraz. Kusura bakmayın beyler, biz Sezen şarkılarında hüznü de neşeyi de dibinde yaşarız. Biraz sokak çocuğudur Sezen Aksu şarkıları.

Ama dedim ya, bazı konserleri başka bir gözle izlemek gerekiyor. Bu konserde benim için Sezen Aksu’nun kırk yıllık emeğine bir saygı duruşuydu. O yüzden işin ince değerlendirmesine girmeden, Sezen Aksu’nun mutluluğuna ortak olmaya çalışarak izledim. Eminim o gece Zorlu PSM’yi dolduranların hepsi için durum böyleydi.

Gecenin sonunda aklımda tek bir cümle vardı: “Keşke Onno Tunç da izleyebilseydi bu geceyi.

etiketler

sezen aksu

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.

BENZER İÇERİKLER