#sanat

TA TA TAAAA... TA TA TADAAAA... SMOKE ON THE WATER

YEKTA KOPAN | 25 Temmuz 2016 #sanat

Montreux Caz Festivali’nin kapanışı 45 yıllık efsane rock şarkısı ile yapıldı

Deep Purple

Montreux Caz Festivali’nin bu yılki sert yıldızlarından Slayer’ın konser gecesini anlatırken Michaela Maithert’in gözleri ışıldıyor. Altmışlı yılların sonlarından bugüne sayısız konser izlemiş, en az otuz yıldır da benzersiz konserler düzenlemiş, harika bir kadın Michaela. Öyle hikayeler anlatıyor ki, masadan şaşkınlık ve hayranlık nidaları yükseliyor sürekli olarak. Anlatılan hikayelerin kahramanlarından birkaçını saymam yeterli. Nina Simone, Bob Dylan, Patti Smith, Korn, Miles Davies, BB King, Van Morrison, Prince ve daha kimler kimler. Elbette bir de Claude Nobs.

Bu son isim hem Michaela’nın kişisel tarihini hem de bütün müzik sektörünü belirleyen-etkileyen isimlerden biri. Bundan tam elli yıl önce, küçük bir İsviçre şehri olan Montreux’de biz caz festivali başlatan çılgın bir karakter Claude Nobs. Yani Funky Claude. Kendisine inanan birkaç arkadaşı ve efsanevi müzik adamı Ahmet Ertegün’ün desteğiyle 1967’de çıktığı yolculuk, dünyanın en önemli müzik buluşmalarından biri haline gelmiş durumda. Montreux Caz Festivali sadece cazın değil bütün müzik türlerinin üreticileri için değeri tartışılmaz bir vitrin. Festival sadece müzik sektörünü hareketlendirmekle kalmıyor, on beş gün boyunca Montreux’da önemli bir ekonomik hareketlilik yaratıyor.

Görgün Taner, ben, Michaela Meithart ve Kanat Atkaya

Görgün Taner, ben, Michaela Meithart ve Kanat Atkaya

Yolu bu küçük şehirden geçmeyen müzisyen yok neredeyse. Claude Nobs’un dostu olan, onun evinde kalan, bir telefonuyla uçağa atlayıp yanına gidenlerin isimlerini sıralasak sayfalar dolup taşar. Teknolojiyi her zaman yakından takip eden, konser mekanlarının ses sistemlerinde hep en iyiyi kovalayan, bütün konserlerin ses ve görüntü kayıtlarını tutan, dostlarıyla hem eğlenceli hem entelektüel bir dünya kurmaya özen gösteren Funky Claude, 2013 yılında bu dünyadan ayrıldı. Ama o kadar iyi bir sistem kurmuş ki, Montreux Caz Festivali treni yoluna devam ediyor. Son otuz yıldır bu trenin en önemli makinistlerinden biri de Michaela Maithert. Bir rehber olarak çalışmaya başladığı festivalde, çeşitli birimlerde görev almış ve en önemlisi de Claude Nobs’un son otuz yılında onun en önemli dostlarından, yoldaşlarından biri olmuş.

Bu yıl festivalin ellinci yılı kutlandı. Harika bir liste vardı karşımızda. Ancak bir kısmını yazabileceğim, Montreux’de ne kadar farklı müzik pencerelerinden dünyaya bakıldığını anlamanız için: Charles Lloyd, Monty Alexander, Anhoni, Steps Ahead, Gramatik, Muse, Randy Weston, Max Cooper, Moderat, Herbie Hancock, Brad Mehldau, John Scofield, John McLaughlin, Buddy Guy, ZZ Top, Mogwai, Sigur Ros, Patti Smith, PJ Harvey, Meshuggah, Slayer, Van Morisson, Charles Bradley, Quincy Jones, Simply Red, Jamie Cullum, Angelique Kidjo, Manu Katche, Avishai Cohen, Neil Young, Max Jury, Lana Del Rey, A Bu, Marcus Miller, Santana, Woodkid, Dweezil Zappa ve Deep Purple.

Deep Purple

Kapanış konserinin hikayesi önemli. 1971’de festival sırasında Frank Zappa sahnedeyken çıkan o meşhur yangını görenler arasında İngiliz bir rock grubu da vardı; Deep Purple. Şehre yayılan alevler ve gölün üstünü kaplayan duman, onlara rock tarihinin en efsane şarkılarından birini yazdırdı: Smoke on the Water. Hem şehre hem festivale hem Frank Zappa’ya hem de Funky Claude’a selam çakmayı unutmayan şarkıyı, festivalin kapanışında üstadın oğlu Dweezil Zappa ve Deep Purple birlikte seslendirdiler. Ama şarkıda asıl rol, Stravinski Auditorium’u dolduran 3.500 seyircideydi. Herkesin ezbere bildiği o meşhur gitar riff’ini topluca söyledik: Ta ta taaaa, ta ta tadaaaa, ta ta taaaa, ta taaaaa... Smoke on he water, fire in the sky....

Sıkı bir blues ve rock dinleyicisi olan Michaela Maithert da çok heyecanlıydı bu konser için. ‘Gazetecilik yapmamız ve görüntü almamız’ ricasıyla bizi kulise de soktu konser öncesinde. Dweezil Zappa, Ian Paige, Roger Glover ve Steve Morse ayakta sohbet ediyorlardı. Mahcup bir ifadeyle yanlarından geçip, dünya müziğinin en müthiş isimlerini ağırlamış odalarda dolaştık. Kulisteki ‘Anı Duvarı’nın önünde bir fotoğraf çektirme isteğimi geri çevirmedi Michaela.

Yekta Kopan

Konserin ertesi günü Görgün Taner, Kanat Atkaya, Murat Abbas ve ben, öğlen yemeği yedik Michaela Maithert ile. On beş günlük bir festivali ve onun final konserini gerçekleştirmiş bir insanın yorgun olması beklenir ama Michaela’nın enerjisi bütün beklentileri boşa çıkaracak kadar yüksek. Bir an bile sıkılmadan önümüzdeki yıllarda yapmak istediklerini, hayallerini anlattı. Öyle isimler var ki listesinde, hangi türün dinleyicisi olursanız olun heyecanlanmamanız olanaksız. Birkaç sürprizi de şimdiden öğrendiğimizi söylemeliyim. Duyurmak için zamanını bekleyeceğiz.

Montreux Caz Festivali, tam elli yıllık benzersiz bir hikaye. Bu hikayenin parçası olmak, insana iyi geliyor. Müthiş konserler, şehre yayılan hava, bütün o süreci dünyanın dört bir yanından gelen izleyicilerle paylaşmak...

Olur da bir gün ayarlayabilirseniz, hiç düşünmeden gidin. Ruhunuzu beslemeyi ihmal etmeyin.

ŞARKI SÖYLEYEN KADINLAR

 

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.