#spor

KITEBOARD'LA İMTİHANIM

YEŞİM SEZER | 16 Ağustos 2016 #spor

Zor mu? Hem de çok. Çok bileşenli bir denklemle karşı karşıyasınız, öyle düşünün.

Zor mu? Hem de çok. Çok bileşenli bir denklemle karşı karşıyasınız, öyle düşünün. Geçen hafta hayatımda ilk defa denediğim kiteboard’dan bahsediyorum. Bu işi öğrenmek için Türkiye’nin en doğru yeri Akyaka’daydık geçen hafta. Akyaka’ya ulaşmanın en kısa yolu İstanbul’dan Dalaman’a uçmak olsa da biz Bodrum üzerinden 1 – 1,5 saatlik araba yolculuğuyla Akyaka’ya vardık ki o da zor olmadı.

Akyaka’da kite yapmayı öğrenebileceğiniz 4 tane okul var. Biz de bunlardan birini seçtik. Bizim okulun her dersten önce bizi zodyakla otelden alıp bitiminde de otele bırakma servisi ise paha biçilemez. Normalde kite alanına arabanızla gelmeniz gerekiyor ama gün sonunda o kadar yoruluyorsunuz ki hakikaten araba kullanacak falan haliniz kalmıyor. O zodyak da insana transatlantikten bile daha konforlu geliyor.

Kite öğrenmek için 9 saatlik bir temel eğitim şart, ondan sonrası artık size kalmış. İlk gün ufak bir uçurtmayla eğitim var, uçurtmayı nasıl kontrol edeceğiniz öğretiliyor. Yok saat 12’ye al, hadi ordan şimdi 2’ye, yok 11’di 9’du derken kafanız olmuş akrep, yelkovan. Eve döndüğünüzde saat 2 yönündeki tuzu uzatsana diyesiniz geliyor.

Kısa süren "Amaaan bu muymuş?" diyeceğiniz küçük uçurtma eğitiminden sonra iş kite’ı nasıl toplarsın, nasıl iplerini bağlarsın eğitimine geliyor ki o da kolay. Ne zaman ki hoca sizi suya sokup da bütün göğü kaplayacak bir kite’la geliyor işte şenlikler o zaman başlıyor. İlk önce belinize sizin sevgili kite’ınızla aranızda derin bağ oluşturacak harness’inizi giyiyorsunuz. Hoca kite’ınızı belinize bağladı mı seyreyle eğlenceyi. Bütün gün başınız gökte, boynunuz sırtınıza yapışmış şekilde kite’ı kontrol etmeyi öğreniyorsunuz (ki burada boynum tutulmadıysa daha da hayatım boyunca tutulmaz herhalde). İlk gün büyük kite’ı kontrol etmek ne kadar zor gözükse de ertesi gün derse başladığınızda işin otomatik olarak kolaylaştığını farkediyorsunuz. Kite’ı bir şekilde kontrol etmeye başladığınızda bir sonraki adım “body dragging”. Buna kesinlikle uçurtmanın etkisiyle suda sürüklenme sanatı da diyebiliriz. Bir yandan kite’ınızı kontrol ederken diğer yandan suda sürüklenmenin keyfine varıyorsunuz.

Bu aşamayı da geçtikten sonra iş artık bir elinizde kite bir elinizde board, onun üzerine çıkıp kalkmaya bakıyor. Arada (bir 20-25 defa diyelim) Superman’e bağlayıp 3-5 metre uçtuğumu ve toplamda 2-3 litre tuzlu su yuttuğumu saymazsak fena bir süreç değil. Zor, kesinlikle kolay değil, öyle ben kışın snowboard yapıyorum, hallederim derseniz, kışın yaptığınız snowboard'la uzaktan yakından alakası yok, bunu bilesiniz. Hatta snowboard'da yaptığımız topuk basma olayını artık otomatikleştiği için burada yaptığımda sonuç hep fiyasko.

Ben şimdilik artık kalkabiliyor pozisyonuna gelip toplamda da hasbelkader bir 100-150 metre gidebildim. 3-4 gün sonunda eğer çok büyük bir yeteneğiniz yoksa (belli ki benim yokmuş) gelebileceğiniz süreç bu. Devamı da artık bir dahaki Akyaka seyahatine, çok bileşenli denklemi adım adım çözmeye...

YAZAR HAKKINDA

YEŞİM SEZER