#tech

GELECEĞİN OTOMOBİLLERİNİN ZOR SEÇİMİ

AFGAN KARAHAN | 10 Kasım 2015 #tech

Gelecek temalı bilim kurgu filmlerinin vazgeçilmez öğesi kendi kendine gidebilen akıllı otomobiller, yakın bir zaman içinde yollarda olacak. Birçok üreticinin yanı sıra başta Google olmak üzere sektör dışından birçok firmanın yürüttüğü çalışmalar önemli aşama kaydetmiş durumda. Trafiğe kapalı alanlarda ve hatta bazen trafik içinde sürüş testleri dahi yapılıyor. Ancak sürücülerin müdahalesine ihtiyaç duymadan yol alabilen araçların akıllara düşürdüğü etik ve insani sorular da söz konusu.

En iyisi bir örnekle anlatalım. Otonom yani kendi kendine gidebilen bir araçla seyahat ediyorsunuz. Köşeyi döndünüz ve her iki tarafında bina duvarlarının bulunduğu dar bir sokakta karşınıza 10-15 kişilik bir grup çıktı. Bu durumda aracınız kalabalığın güvenliğini sağlamak için, sizin yaralanmanıza ve belki de ölmenize neden olacak şekilde direksiyonu duvara doğru mu kırmalıdır yoksa araçtakilerin güvenliğini ön plana alarak ve tüm durma girişimlerinde bulunarak, birçok yaralanmaya ve ölüme sebebiyet verecek şekilde doğrudan kalabalığın ortasına mı dalmalıdır?

Başını Jean-Francois Bonnefon’un çektiği Toulouse Ekonomi Okulu’ndan bir grup araştırmacı, Arvix’te yayınlanan makalede bu ve benzeri sorulara yanıt arıyor. Araştırmacılar, kendi kendine gidebilen araçların yaygınlaşmasıyla bu gibi kazaların yaşanma riskinin artacağını ve bu noktada otomobillerin nasıl programlandığının önemli olduğunu söylüyor. Makaleye göre otonom araçların benzer durumlarda nasıl bir yol izlemesi gerektiğine dair algoritmayı geliştirmek oldukça zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. Ve bu sürece yalnızca üreticilerin değil; kural koyucuların ve psikologların dahil olması gerekiyor.

Makale, ekibin yürüttüğü bir araştırmaya da yer veriyor. Bu araştırmada, yüzlerce katılımcıya yukarıdaki örneğin de dahil olduğu farklı kaza senaryoları gösteriliyor. Araçta kaç kişi bulunduğu, araçtakilerin yaşları (çocuk olup olmadığının bilinmesi için) ve yol ortasındaki grubun kaç kişiden oluştuğu bilgisi verilen katılımcılardan bir karar vermesi bekleniyor. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde katılımcıların yüzde 75’i, aracı duvara doğru sürmenin daha ahlaki bir karar olacağını söylüyor ancak aynı grubun yüzde 65’i otonom araçların bu şekilde programlanabileceğini düşünüyor.

Araştırmada, -50 (ne olursa olsu sürücüyü koru) ve +50 (kurtarılan hayat sayısını en yüksek seviyeye çıkar) skalasında alınan ortalama sonuç ise +24. Bu da katılımcıların büyük çoğunluğunun, otonom araçların bu gibi durumlarda toplam ölüm riskini azaltmasını doğru bulduğunu gösteriyor.

Henüz daha yolun başında bile değiliz belki ama konuşulması gereken konulardan biri de işin hukuki boyutu. Acaba gelecekte oluşturulacak kanunlar, araçların kalabalık grubun can güvenliğini düşünüp her türlü riski göze alarak duvara çarpmasını mı zorunlu kılacak? Yoksa üreticilerin farklı ahlaki seviyelerde karar alma sistemleri kullanmasına izin mi verecek? Şayet bir firma farklı ayarlar sunar ve tercihi sürücüye bırakırsa, bir kaza durumunda üretici mi yoksa seviye tercihi yapan sürücü mü suçlu bulunacak?

Ahlaki kararlar verebilen otonom araçlar ve bunların programlanması, insanlığın yakın vadede karşısına çıkacak en büyük sorunlardan biri olacak gibi görünüyor. Araştırmacılar, kaybedecek zaman olmadığını söylüyor.

YAZAR HAKKINDA

AFGAN KARAHAN

Fotoğraf, sinema ve seyahat tutkunu freelance yazar, editör.