#tech

JET LAG’İN ÇARESİ BU GÖZ DAMLASINDA OLABİLİR

| 25 Nisan 2017 #tech

Biyolojik saatimiz beynimizin derinliklerinde bir yerlerde tıkır tıkır işlerken, bilim, beynimizin bu bölgesiyle göz hücrelerimiz arasında yeni bir bağlantı keşfetmiş olabilir. The Journal of Physiology’de yayınlanan yeni araştırmanın işaret ettiği bu ilişkiye dayanarak, bilim insanları, gelecekte jet lag yaşamamızın önüne geçecek göz damlaları geliştirebilir.

Evden çok çok uzaklara seyahat etmek insanı heyecanlandırsa da varılan yerin saatine uyum sağlarken çekilen sıkıntı, pek de güzel bir deneyim olmuyor. Özetle jet lag olarak ifade edilen bu kavrama yalnızca bir göz damlasıyla veda edeceğinizi söylesek inanır mıydınız? Şimdilik yalnızca fareler üzerinde denemeleri yapılmış olsa da University of Edinburgh’daki araştırmacılar, göz hücreleriyle beynimizin saat algısını kontrol edebilecek yeni bir yöntem üzerinde çalışıyor.

Sözünü ettiğimiz bu biyolojik saat, beyin fonksiyonlarından vücut ısısının düzenlenmesine ve hatta sindirim sisteminin çalışma şekline kadar pek çok temel konuda önemli rol oynuyor. Aydınlıkla karanlık arası değişimle senkronize olarak çalışan sirkadyan döngünün bir parçası olan biyolojik saat, beyinde SCN adı verilen bir bölge tarafından kontrol ediliyor. Sistem, gözlerden alınan ışık bilgisinin SCN’ye uyarı olarak gitmesi şeklinde çalışıyor. Yeni yayınlanan araştırmaya göre ise bilim insanlarının, retinada yeni bir grup hücre keşfettiği görülüyor. Bu hücreler, vasopressin denen bir molekül üretip salgılıyor. Fareler üzerindeki testlere bakıldığında ise vasopressin sayesinde biyolojik saati kontrol etmenin mümkün olduğu görülüyor. Laboratuvar deneyinde, SCN’ye giden vasopressin iletimine müdahale edilen fareler, biyolojik saatlerini hemen yeniden ayarlayabilmişler.

Bu, elbette iki ay içinde jet lag önleyici göz damlalarıyla uçağa bineceğimiz anlamına gelmiyor. Çünkü araştırmanın başındaki isim olan Prof. Mike Ludwig, insan beynini bu şekilde kontrol etmenin mümkün olmadığını söylüyor. Fakat göze damlatılacak bir damla yoluyla retinadaki hücreleri harekete geçirmenin; bu yolla da biyolojik saatimizi manipüle etmenin teoride mümkün olabileceğini vurguluyor.

Bugüne kadar biyolojik saatin kontrolüyle ilgili en önemli ögenin hep ışık olduğu düşünülüyordu. Fakat fareler üzerinde başarılı olduğu görülen vasopressin iletimi yöntemi, başka şeylerin de etkili olabildiğini gösteriyor.

Vasopressin sadece aydınlık/karanlık sinyalini göndermesi bakımından önem taşımıyor. Vücutta başka birtakım düzenlemelerin de kaynağı sayılabilir. Bu yüzden, jet lag’i yenmek için üretilecek bir göz damlasının, farklı vücut fonksiyonlarında etkileri olma ihtimali, araştırmanın önündeki engellerden bir diğeri.

Sonuç olarak bu çalışma vücudumuzun biyolojik saatini manipüle edebilecek potansiyele sahip olsa da bilim insanları, bunun, üzerinde uzun yıllar çalışılması gereken bir araştırma olduğunu belirtiyor.