#yaşam

115 YILLIK PANDELİ EFSANESİ GERİ DÖNÜYOR!

NİLAY ÖRNEK | 9 Ağustos 2017 #yaşam

Yeme içme sektöründe Topaz, Escale gibi restoranlarıyla tanıdığımız Yücel Özalp açıkladı: “115 yıllık Pandeli’nin kapanmasına gönlümüz el vermedi. Tarihi restoranı ekimde tekrar açıyoruz.”

“Türkiye’de yaşı 100’ü aşmış restoran” ya da “Atatürk”ün en sevdiği lokanta” denildiğinde akla ilk gelen isimdi Pandeli! 20 senesini aşan restoranların bile “büyük başarı göstermiş” sayıldığı (öyle de zaten) İstanbul’da, üç kuşak yemek yediğimiz tek yerdi. Dedem de, annem de, ben de 20’li, 30’lu yaşlarımızda Pandeli yemeği yedik; o döneri ihmal etmedik!

Ancak Mısır Çarşısı’nın içindeki bu şahsına münhasır restoran, geçtiğimiz sene ekonomik nedenlerle kapandı. Genç neslin çok bilmediği, eski müdavimlerinin de ara ara gittiği, turistlerin ilgi gösterdiği restoran, turist de gelmez olunca geçtiğimiz sene kapısına kilit vurmuştu.

Ancak şimdi yeni ve müjdeli haber şu: Her şey planladığı gibi giderse Pandeli ekimde yeniden açılıyor.

Bu, bir süredir ara ara duyduğum bir şeydi.

DÖNERLİ PATLICAN BÖREĞİ

Ancak önceki akşam, bizim yıllar yılı Gümüşsuyu’ndaki Topaz’ın sahibi olarak tanıdığımız, şimdi eşi Gülin Özalp ile birlikte Escale’in de sahibi olan Yücel Özalp açıklamayı yaptı. Bir toptan market zincirinin Vedat Milor seçkisi olan şaraplar için yaptığı özel yemekte konuşan Özalp, “O kadar özel bir yeri kaybetmeye yüreğimiz el vermedi. Çalışmalarımız sürüyor, ekimde yeniden açmayı düşünüyoruz.” dedi. Bildiğim kadarıyla Menderes Utku da bu güzel çabanın ortağı.

Tabii mekanın tarihi değeri de söz konusu olduğu için, Vakıflar’dan özel izinler ve daha pek çok bileşen işin içine giriyor; ama plan ekim ayında açılması yönünde.

Sebzeli piliç dolması, kâğıtta levreği, dönerli patlıcan böreği ve farklı beğendisiyle, kısacası lezzetiyle, çinileriyle, tarihi eşyaları, ortamı ve ışığıyla severdim ben Pandeli'yi. Anladığım, özü korunarak yenilikler de olacak...

ŞÖYLE BİR TARİHTEN BAHSEDİYORUZ...

Tabii niye bu kadar önemliydi onun bilgisini de biraz vereyim.

Malum, restoranın kurucusu Pandeli Çobanoğlu, Niğde’de çoban, İstanbul’da gümrük hamalı bir babanın oğlu. Bulaşıkçılık, berberlik, bakkal çıraklığı derken seyyar arabada piyazcılık da yapmış, köfteci de açmış. 1910’lu yıllarda o köftelerin hayranı olanlar arasında, sonradan lokantanın da daimi misafirlerinden olan Atatürk de var. Faruk Nafiz Çamlıbel’den Ahmed Haşim’e, Yahya Kemal’den Ahmet Hamdi Tanpınar’a pek çok isim de müdavim.

“ZERO MİLE”I O ÇOKTAN ÇÖZMÜŞTÜ

2. Dünya Savaşı’nda un stokları daralınca havanlarda pirinç döverek ekmek yapmış Pandeli. Bu fikir, ilerleyen yıllarda badem, tereyağı ve şekerle yaptığı kurabiyeye de ilham kaynağı olmuş. Şimdilerde Michelin yıldızlı restoran şeflerinin dillerinden düşürmediği “zero mile” (sıfır mil, yani malzeme için uzağa gitmeme) meselesini o çoktan çözmüş. ABD’li bir yatırımcının teklifine “Uçakla getirilen sebzelerle yemek yapılır mı? Her sabah kasaptan eti, balıkçıdan balığı, halden sebze ve meyveleri kendi ellerimle seçiyorum. Onların nerelerden getirildiğini biliyorum.” yanıtını vermiş. Mekan, dünyaca ünlü oyuncuların ya da diplomatların favori mekanı olmuş.

YAZAR HAKKINDA

NİLAY ÖRNEK

Gazeteci, televizyon programcısı. 5 yıl Sabah’ta editörlük; 8 yıl Milliyet’te köşe yazarlığı ve editörlük yaptı. Milliyet’te çalışırken önce 1 yıl, ardından 4 ay Knight Wallace Fellows adlı gazetecilik bursu için ABD’ye gitti. Kuruluşunda yer aldığı Habertürk Gazetesi’nde önce yazı işleri müdür yardımcısı ve yazar, sonra da hafta sonu ekleri genel yayın yönetmeni ve yazar olarak 2,5 yıl görev yaptı.

2,5 yıl da Akşam Gazetesi’nde ek yayınları yönetti. gazetevatan.com’un yayın yönetmenliğini yaptı. 2 yıl boyunca Digiturk Turkmax Gurme’de Şehirli Sofralar adlı bir yemek/yemek kültürü/mekan programı yaptı. Sözcü Gazetesi’nin günlük ekinde de 2 yıl boyunca haftanın 2 günü köşe yazdı; ek günlükten haftalığa dönünce ayrıldı. Kafa Dergisi'nde ilginç koleksiyonları olan insanlarla söyleştiği “Koleksiyon Kafası” adlı bir sayfa yapıyor. KiaMore'da, spesifik olarak yemek, yemek kültürü ve çevresinde gelişen olaylar hakkında yazıyor. Yurt dışı ve yurt içinde de çeşitli yayınlara ilgi alanı olan konularda dosyalar hazırlıyor. Yeniden “masabaşı”na dönmemek için sıkı gezip sıkı çalışıyor...

BENZER İÇERİKLER