#yaşam

AMY WINEHOUSE’U HATIRLAMAK

AYLİN ASLIM | 26 Temmuz 2016 #yaşam

"Dünya ona o kadar kötü davrandı ki, yaşamak istemedi artık aramızda"

Amy Winehouse

Birkaç gün önce “Amy Winehouse’u anıyoruz” diye bir haber gördüm. Tam beş yıl olmuş aramızdan ayrılalı. İnanamadım beş yıl geçtiğine; daha sanki evvelki yazmış gibi. Yine böyle bu gece gibi bunaltıcı ve sıcak bir yaz gecesiydi. Haberi alınca iyice nefes alamaz olup camdan yarı belime kadar çıkıp sessiz sessiz ağlamıştım. “Çok yazık oldu! Çok yazık oldu…”

Yaşı yirmi beşten büyük olanlar (bak otuz bile demiyorum), yirmi yaşınızda ne yapıyordunuz hayatta, hatırlıyor musunuz? Amy, ondan haberdar olmamızı sağlayan ilk albümü “Frank”i yayınladığında yirmi yaşındaymış mesela. Kült haline gelen ikinci albümü “Back to Black”i yaptığındaysa yirmi beş. Düşünün yirmi beş yaşındasınız, yazdığınız şarkılar dünyanın her yerinde “cover”lanmaya başlamış bile, dünyanın en büyük festivalinde dünyanın en büyük gruplarından biriyle sahneye çıkıyorsunuz mesela (Glastonbury Festivali, the Rolling Stones), albümünüz internet çağında dünyada iki milyon satmış bile. Böyle bir yıldızdır işte gök kubbemizden kayıp giden.

Evet dünyada çok sayıda üstün yetenekli müzisyen var, evet Amy Winehouse çok iyi bir plak şirketi ve PR stratejisi eşliğinde hızla yükseldi ama o şarkılar o kadar iyi olmasaydı hala bu kadar özlüyor olur muyduk onu? Öyle içli yazmasaydı o sözleri, narin bir kuş misali salınmasaydı öyle sahnede, kim hatırlardı ki onu popoların memelere karıştığı MTV çağında? Belki de bütün sırrı gerçek olmasıydı.

Şan şöhretin doruğundayken bile her sorulduğunda şarkı söylemeyi hep “hayatındaki en güzel şey” sayan bu müthiş genç kadın, ölmeden birkaç gün önce veremediği bir konserde çekilen videolarla “sahnede olmaması gereken biri” olarak paylaşıldı internette. Tanıdığım, tanımadığım herkes delice bu görüntüleri paylaşmaya doyamadı, “Vah vah, yazık”, “Rezil etmiş kendini”, “Kızcağızın haline bakın” diye.

O akşam paylaşılan o berbat görüntülere hiç bakmak istemedim. Bakmadım da. Kendimce Amy ve şarkılarıyla geçirdiğim yaklaşık yedi güzel yıldan sonra anlamıştım ne olduğunu; bunca yıl biz istemesek de dünya basını ve paparazziler bizi Amy’nin neredeyse yatak odasına kadar sokmuştu çünkü. Evinin kapısından kafasını çıkaramaz olmuştu onlar yüzünden. Tek istedikleri onun kendini en kaybetmiş, en “ucube” halini fotoğraflamaktı. Dün ne yiyip ne içtiğini, önceki gün nasıl terk edildiğini ve kendini alkole verdiğini takipteydik hep birlikte. O gece anlaşıldı ki, uzun yıllardır bilinen, şarkılarında da bahsettiği alkol ve uyuşturucu sorunu artık onu sahneye çıkamayacak hale getirmişti. Yamyamlar gibi paylaştı dünya Amy’den kalan son parçaları.

En nihayetinde, dünyadaki her şey gibi rock’n rollun da sahibi erkeklerdir ve dünyanın en yetenekli, ülkenin gelmiş geçmiş en çok Grammy ödülü alan kadın sanatçısı da olsanız, sahnede veya ortalık yerde kendinizi kaybettiyseniz magazincilerin elinde bir “zavallı kızcağız”a dönüşürsünüz. Bahsettiğim görüntüleri izlememiş olsam da, bunun çok daha ötesinde bir durum olduğunun farkındayım ve bundan bahsetmiyorum. Bu narin bülbülün incecik boğazını el birliğiyle nasıl yavaş yavaş sıktı insanlar, onu ölüme nasıl itti, bundan bahsediyorum.

Müzik tarihi boyunca aynı dertten muzdarip olup, aynı şekilde kayıp giden Jim Morrison ya da Kurt Cobain gibi erkek rockstar'lar için hayattalarken kaç kişi “zavallı çocukçağız” demiştir, bilemiyorum. Evet, onların döneminde (neyse ki) internet yoktu, sadece dönemin müzik yazarlarından ve muhabirlerinden biliyoruz Amy gibi bağımlı olduklarını. Sahnede defalarca bayıldıklarını, sedyeyle taşındıklarını, hastanelere kaldırıldıklarını, ve daha neleri… Ama işte böyledir bu: Kurt Cobain yaptığında cool olur, rock’n roll olur, Courtney Love yaptığında “rezil etmiş kendini.” Erkek rockstar'ınki “serserilik”tir; tam tersi, daha da aşık olur kızlar bu rock’n roll oğlanlara, daha da çok saçlarını yola yola çığlık atarlar. Yanlış anlaşılmasın: Cobain de Morrison da biricik ve çok değerliler. Ama bu konularda müzik endüstrisinde bile çok ciddi bir cinsiyetçilik var dünyada, bundan emin olabilirsiniz. Kızlara yakışır mı hiç böyle şeyler?

Amy Winehouse bir yandan yirmilerinin başında uzaya gidecek hızda büyüyen şöhretini idrak etmeye çalışırken, bir yandan alkol ve uyuşturucu sorunuyla bocalarken dünya hep böyle davrandı ona: “YİNE REZİL ETTİN KENDİNİ”.

Amy başından beri bana hep Janis Joplin’i hatırlatır. Soul ve blues aşkı, yanık sesi, bağımlılığı. Bir belgeselde o zamanın en büyük müzisyenlerinden biri Janis Joplin için şöyle diyordu: “İlgiye ve şefkate aşırı ihtiyaç duyan bir kızcağız gibi görünüyordu. Yaralıydı.” Gençken aşırı kiloları ve sivilcelerinden dolayı hep alay edildiğini, kendini hiçbir zaman güzel bulmadığını söylermiş Janis Joplin. Aynı şekilde öleceğini bilmeden hep çok benzettim Amy’yi ona; kesinlikle kendisini bizim onu sevdiğimizden daha az seviyordu ya da sevildiğine inanmıyordu. Yaralı olmayan biri kendine bunları yapabilir mi hiç?

Amy Winehouse’un kısacık hayatına merak edip bakarsanız ya da benim hala izlemeye çekindiğim AMY adlı belgeseli izlerseniz sanırım dünyanın bu yaralı bülbüle ne yaptığını daha iyi anlarsınız. Bana sorarsanız o hep babasına aşık, babasına güvenmek isteyen, kalbi kırık bir kız çocuğuydu ve başta babası olmak üzere dünya ona o kadar kötü davrandı ki, yaşamak istemedi artık aramızda. Güzel yandı, çabuk söndü. Bildiği bir sır mı vardı?

ŞARKI SÖYLEYEN KADINLAR

 

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.

BENZER İÇERİKLER