#yaşam

AYŞE KULİN: SEVEREK YAZDIM, SEVGİYLE YAŞIYORUM

YEKTA KOPAN | 9 Kasım 2016 #yaşam

Ayşe Kulin’in son romanı “Kanadı Kırık Kuşlar” okurlarla buluştu

Kanadı Kırık kuşlar

Gözleri ışıl ışıl bir kadın Ayşe Kulin. Konuşurken ellerini kullanıyor sürekli. Konuşma temposu düşmüyor, heyecanı azalmıyor. Hiçbir lafı yarım bırakmıyor ama sözü gereğinden fazla uzatmıyor. Aceleci değil, hızlı. Sakin bir ses tonuyla, tane tane konuşuyor. Sadece anlatan biri değil, anlattığı kadar dinlemeyi de biliyor. Anlayacağınız harika bir sohbet arkadaşı.

Faruk Şen imzalı “Ayyıldız Altında Sürgün” kitabını okurken babasının fotoğrafını gördüğü anı heyecanla anlatıyor. Babası bir mühendis. Yurt dışından gelen mühendislere, akademisyenlere çevirmenlik de yapıyor o yıllarda. Ayşe Kulin, babasının Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki şantiyelerde, evinden uzakta geçen günlerini hatırlıyor. “Babama hasrettim ben” diyor.

“Ayyıldız Altında Sürgün”ü okuduğu, babasının fotoğrafını gördüğü günden beri “Kanadı Kırık Kuşlar”ı yazmanın hayalini kurmuş Ayşe Kulin. Ön hazırlığı tamamlar tamamlamaz da başlamış çalışmaya. Yaklaşık on bir aylık bir yazım sürecinin sonunda da tamamlamış.

1930'ların dünyası. O dünyada faşizmin ayak sesleri, Hitler’in ırkçı çığlıkları yükseliyor. Almanya’dan kaçmak zorunda kalan insanlar. Ve aynı dönemde, yeni kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetici kadrolarının, zulümden kaçan Almanlara, Yahudilere kucak açışı.

“Ben Atatürk’ün hayatımızda olduğu yılların büyülü hikayeleri ile büyüdüm. Anneannemin, annemin kuşağı için bizdeki anlamından çok daha öte bir sevgi bu. Çünkü Atatürk onlara istiklallerini vermiş bir kahraman.” Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına ve kurucu kadrolarına bakışını böyle dillendiriyor Ayşe Kulin. Son romanı o dönemlerde başlıyor ve günümüze kadar geliyor. Böyle bir tarihsel hikayenin içinde yine kadınlar var elbette. Kadınların renkli iç dünyasına güveniyor bir yazar olarak. Dört kuşaktan dört kadının öyküleriyle örülüyor roman. Sıra dışı, güçlü, coşkulu kadınlar bunlar. Bir sürgünle başlayan hikayeleri, “gitmek” fiilinin çevresinde şekilleniyor.

Ayşe Kulin & Yekta Kopan

“Kimileri yaşadığı coğrafyanın sıkıntılarına katlanamıyor, kalkıp gitmek istiyor ama çözüm değil bence. Her gün bir kişi daha eksilmek anlamına gelir bu. Eksilmemeliyiz, birlikte olmalıyız. Herkes şöyle yapmalıdır diyemem, her insan ayrıdır. Ama nereye gidersen git, yabancı olacaksın gittiğin yerde, ikinci sınıf vatandaş olacaksın.” Ülkenin şimdiki zamanını konuşurken, bunları söylüyor Ayşe Kulin. Çocukları ve torunlarıyla ilgili tatlı hikayeler de anlatıyor. Öyle samimi ki... Zaten Ayşe Kulin’in okurlarıyla arasındaki en önemli bağ bu. Yazarken de aynı samimiyetle yazıyor.

Ayşe Kulin’le “Kanadı Kırık Kuşlar”ı ve biraz da hayatı konuşmak için Soho House İstanbul’dayız. Önce biraz dertleşiyoruz. Hayat sokağından girip, edebiyat sokağından çıkıyoruz. Türkiye’nin ve dünyanın gündemiyle nasıl başa çıkmaya çalıştığını anlatıyor. Sözünü esirgeyen biri değil Ayşe Kulin. Vicdanı her sözünde devreye giriyor. “İçimden ne gelirse onu yapıyorum, hesap yapmıyorum konuşurken” diyor. Gelecek için umutsuz değil. Birleşip güçleneceğimize, doğruların ve sevginin kazanacağına inancı tam. Kimi zaman kendisini çaresiz hissettiğini saklamıyor ama “Günün birinde aydınlık olacak evren” diyor.

Baş başa sohbetimizi noktalayıp, okurlarla buluşacağımız salona geçiyoruz. Okurları heyecanlı. Gelen bütün sorulara içten cevaplar veriyor. Kendini saklamıyor, sözünü sakınmıyor. Cevaplarıyla düşündürdüğü anlarla, kahkaha attırdığı anlar birbirine karışıyor. Bu sohbetten aktarılabilecek çok cümle var. Ama okurlarıyla arasındaki mahremiyete saygımdan, sadece atmosferi aktarmakla yetiniyorum.

Sadece şunu söyleyeyim ama: Ailesini, dört çocuğunu, günlük rutinini, çocuklarının eşlerini ve onların aileleriyle ilişkilerini, her zaman yanında olan arkadaşlarını ve bütün bunların içindeki halini anlatırken bütün salon kahkahalara boğuluyor.

Sohbetin sonunda kitaplarını imzalıyor Ayşe Kulin. “Kanadı Kırık Kuşlar”ın imzalı ilk nüshaları belki de bunlar. Özel soruları, hiç yorulmadan tek tek cevaplıyor. İkimiz de evcimeniz, erkenden vedalaşıp evlerin yolunu tutuyoruz.

Gecenin sonunda metro istasyonuna doğru yürüyor. Meşrutiyet Caddesi boyunca ilerleyişine bakıyorum. Ayşe Kulin, az önce okurlarının bir imza almak için kuyruğa girdiği çok satan - çok okunan bir yazar değil o anda benim için. Samimi bir sohbetin insan ne kadar iyi geldiğini gösteren bir arkadaş.

Kanadı Kırık Kuşlar

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.