#yaşam

BERLİN DİYORSANIZ

YEKTA KOPAN | 21 Ekim 2016 #yaşam

Kısa bir Berlin kaçamağı için bir avuç öneri

Berlin

Tatiller bitti... İşler yoğun, okullar açıldı.

Ama olur da birkaç günlük kaçamak fırsatı çıkarsa, bütçeler yurt dışına uçmaya izin verirse Berlin’e gitmenin tam zamanı. Daha önce bu sayfalarda Berlin övgüsü yapmış biri olduğum için bilen biliyor, mevsimsiz bir şehirden söz ediyorum. Ilık baharı ayrı güzel, soğuk kışı ayrı. Kasım ayı ise hava durumunun her sürprize açık olduğu bir ay Berlin için. Uzun yürüyüşlere izin veren gündüzler ve kışın habercisi geceler.

Kısa bir Berlin kaçamağı için bir avuç önerim var. Dileyen yorumlarıyla bu listeye katkıda bulunabilir. Maksat mutluluğu birlikte çoğaltmak değil mi zaten?

Treffpunkt

Yerel tatlar diyorsanız

Berlin’e gittiğinizde yerel tatlarla buluşmak isteyeceksiniz. Akla ilk olarak sosis, bira, patates üçlüsünün geleceği kesin. Mittelstr. 55 numaradaki Treffpunkt’ta, yerel lezzet üçlüsünün alasını bulacağınızı söyleyebilirim. Kimileri Windhorst’u tercih edebilir ama ben her zaman Treffpunk’ta daha mutlu oluyorum. Currywusrt, fırınlanmış patates ve buğday birası üçlüsünün lezzeti bir yana, mekanın sağına soluna sinmiş hikayeleri de seviyorum. 

Modern Graphics

Kitap diyorsanız

Berlin’e gidip de Dussmann’a uğramayan var mıdır, bilemiyorum. Bu çok katlı kültür binasında ne ararsanız bulabilirsiniz. Kitap, CD, plak, kırtasiye, hediyelik eşya… Ama benim önerim Kreuzberg tarafındaki yirmi beş yıllık çizgi roman dükkanı Modern Graphics. Eğer benim gibi çizgilerin dünyasında kaybolmayı seviyorsanız buraya mutlaka uğrayın. Bir şey almayacaksanız bile satış görevlisi Daniel Büchner ile harika bir sohbet gerçekleştireceğinize eminim.

Schaubühne

Tiyatro diyorsanız

Schaubühne, tiyatro dünyasını değiştiren kurumlardan biri. 1999’dan bu yana tiyatronun artistik direktörlüğünü yapan Thomas Ostermeier’le, benim de içinde bulunduğum bir izleyici kuşağının tiyatro algısına ters takla attırmış bir yapı. Berlin’e gitmişken Schaubühne’de bir oyun izlemeden dönmeyin. (Biletinizi gitmeden almanızı tavsiye ederim. Almanca bilmiyorum diye üzülmeyin, bazı oyunlarını İngilizce üstyazılı oynuyorlar.)

The Barn

Kahve diyorsanız

Berlin, “iyi kahve” düşkünleri için bir cennet. Einstein’lerdan birini tercih edecekseniz, hiç düşünmeden Kurfürstenstr.’daki o harika binayı öneriyorum. (Kahvaltısı da nefistir.) Bonanza da vazgeçilmezlerden. Ama benim kahve önerim küçücük bir dükkandan gelecek: The Barn. Herkesin keyfi başkadır ama ben olsam Auguststr.’daki küçük dükkana giderim. Demleme kahveyi, usta barristaların elinden için.

Ganymed

Akşam yemeği diyorsanız

Berlin, dünyanın bütün lezzetlerine açık bir şehir. Doğudan batıya bütün tatlar var burada. Yine de Fransız yemekleri ağırlıklı mönüsüyle Ganymed’i önermem kimilerine garip gelebilir. Hemen nedenimi söyleyeyim; etkileyici atmosferiyle bu restoran Berliner Ensemble’ın kapı komşusu. Bir Brecht oyunundan çıkmış oyuncuların konuşmaları havada asılı duruyor sanki. Yemekler güzel, ortam güzel... Daha ne isterim?

Tiergarten

Hayal kurmak diyorsanız

Berlin’de hayal kurmak için özel bir şey yapmanıza gerek yok. Tiergarten’a gidin, hava soğuksa bir banka oturun, hava iyiyse çimlere uzanın ve gökyüzüne bakın.

BERLİN’İN GİZEMLİ CASUSLUK TEPESİ

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.

BENZER İÇERİKLER