#yaşam

BESLENME ALIŞKANLIKLARIMIZI DEĞİŞTİRECEK YENİ NESİL 7 GIDA

| 3 Ocak 2017 #yaşam

İnsanoğlu binlerce yıldır tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor ve günümüzde de dünya nüfusunun çok büyük bir bölümü günlük beslenme ihtiyacını yine bu iki temel yoldan sağlıyor. Ancak küresel ısınma, artan nüfus ve kaynakların azalması, beslenme anlayışımızı değiştirmezsek yakın bir gelecekte bizi zor günlerin beklediğini gösteriyor. Bilim insanları bunun önüne geçebilmek için araştırma faaliyetlerine devam ediyor ve bu araştırmaların temelini "sürdürülebilirlik" oluşturuyor.

Çok uzak olmayan bir gelecekte, hem doğaya gerektiği önemi ve saygıyı göstermek hem de 9 milyara ulaşacak dünya nüfusunu besleyebilmek için farklı üretim teknikleri ve farklı gıdalar hayatımıza girecek. Bugün "hayatta ağzıma sürmem" değdiğimiz şeyler belki de her öğün tükettiğimiz gıdalar haline gelecek.

Böcekler

Evet, yüzünüzü buruşturduğunuzu görebiliyoruz ama listenin ilk sırasında böcekler var. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), giderek kalabalıklaşan gezegenimiz için "yenilebilir böcekler"in sürdürülebilir bir besin olduğunu söylüyor. Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) da çiftliklerde belirli koşullarda üretilen çekirge, sinek, güve ve solucan gibi türlerin dana ve tavuk etine bir alternatif olabilecek seviyede besleyici olduğunu belirtiyor.

Henüz bizde satılmasa da Batı ülkelerinde cırcır böceği unundan yapılmış makarna ve barlar marketlerde bulunabiliyor. Tabii böcekleri olduğu gibi yemek daha besleyici. 100 gram cırcır böceğinde 13, 100 gram çekirgede ise 21 gram protein bulunuyor. Hayvan proteini, vitamin, mineral, lif ve yağ açısından oldukça zengin olan böceklerin 1900 farklı türünü dünya üzerinde 2 milyardan fazla insan tüketiyor. Hepsi de yanılıyor olamaz değil mi?

Laboratuvarda üretilmiş etler

Yeni nesil teknolojileri kullanan kimi şirketler, alışık olduğumuz klasik hayvancılık anlayışını değiştirmek için çalışmalar yürütüyor. Hayvan dokularına entegre edilen kök hücrelerle yapay etler üreten araştırmacılar, elde ettikleri eti ürütmek için yüzde 7 ila 45 arasında daha az enerji harcadıklarını, yüzde 78-96 oranında daha az sera gazı salınımı yaptıklarını ve Avrupa standartlarında bir et için ihtiyaç duyulandan yüzde 99 daha az alana ihtiyaç duyduklarını belirtiyor.

Önümüzdeki 10-20 yıl içinde seri üretime geçmesi beklenen yapay etin ilk örneklerinin pek lezzetli olmadığı biliniyor. Araştırmacılar ete lezzet katacak yeni yollar da arıyor.

Çiftlik balıkları

Evet, lezzet olarak denizden, nehirden çıkanla bir olmuyor belki ama bu durum çiftlik balıklarının geleceğin protein tedariğinde önemli bir rolü olacağı gerçeğini değiştirmiyor. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık için ihtiyaç duyulan toprak ve harcanacak emeğin çok daha azına, aynı besin değerine ulaşabilecek balıklar yetiştirilebiliyor. Bununla birlikte düzgün bir şekilde uygulanan av yasaklarının 2050'ye kadar balık rezervlerini artıracağı öngörülüyor.

2011'de "çiftliklerde" danadan çok balık yetiştirilmesi; geçtiğimiz yıl da çiftliklerde üretilen balıkların ilk kez geleneksel yollarla avlanan balıklardan daha fazla olması çiftlik balıkçılığının sürdürülebilir olduğunun ispatı niteliğinde.

Yapay deniz ürünleri

Laboratuvarda kırmızı et gibi balık da üretmek mümkün. NASA araştırmacıları yakın bir geçmişte kırmızı balık kaslarını cenin büyükbaş öz sıvısına yatırarak fileto balık elde etmeyi başardı. New Wave Foods adlı bir diğer şirket ise kırmızı alglerden yararlanarak yapay karides üretmenin yollarını arıyor. Şu an için tek sorun, böylesi bir üretimin maliyetinin oldukça yüksek olması.

Algler

Diğer bitkiler gibi mikroalgler de atmosferdeki karbondioksitten besleniyor ve bazı türleri yüksek oranda Omega 3 yağ asidi barındırıyor. 2013 tarihli bir araştırmaya göre bu yeşil canlılar, sahip oldukları protein, yağ ve karbonhidratlardan ötürü gıda ürünlerinin besleyiciliğini artırmak için kullanmaya fazlasıyla müsait. Hatta kimi şirketler alg unu ve alg yağını yeni nesil ürünlerinde bir süredir kullanıyor.

GDO'lu gıdalar

Burada GDO'nun ne denli yararlı ya da zararlı olduğu tartışmasına girecek değiliz elbette ama GDO'lu gıdaları istesek de istemesek de tükettiğimiz bir gerçek. Hem böceklere ve yabani otlara hem de böcek ilaçlarına karşı dayanıklılığı artırma amacı taşıyan genetiği değiştirilmiş mısır, soya fasülyesi, şeker pancarı, patates gibi sebzeleR, halihazırda mutfağımıza giriyor. Ancak araştırmacılar burada durmaya niyetli değil. CRISPR/Cas-9 adı verilen bir gen düzenleme aracı sayesinde çürümeyen patates, kararmayan elma ve virüslere dayanıklı domuzlar üretilebiliyor. Bu da yine uzun vadede sağlıklı olup olmadığı üzerine tartışmaların süreceği sürdürülebilir bir üretim öngörüyor.

3D baskı yiyecekler

Hayatımızda birçok alanda görmeye başladığımız 3D baskı, pek tabii ki yemek için de kullanılıyor. NASA, astronotların yerçekimsiz ortamda yemek "pişirebilmesini" sağlayabilmek için 3D baskı gıda teknolojileri üzerine araştırmalar yürütüyor. Zamandan tasarruf etmeyi sağlayan 3D baskı teknolojisi, gıdaların besleyiciliğini yitirmesini de önlemeyi amaçlıyor.

KOLAYSA BURADA "DENİZDEN BABAM ÇIKSA YERİM" DE

BENZER İÇERİKLER