#yaşam

BİZ PENTAGRAM’I ÇOK SEVDİK

AYLİN ASLIM | 3 Mart 2017 #yaşam

Pentagram

Dile kolay, tam otuz yıldır beraberiz. Ve hâlâ seviyoruz. Sıkılmadık, tüketmedik. Pentagram bu yıl otuzuncu yılını kutluyor. Gençlerin saç uzattığı için dayak yediği, siyah tişört giydiği için sokaklarda “satanist” diye kovalandığı yıllarda Pentagram vardı. 90’lardaki “pop patlaması”nda da vardılar, şimdi de varlar. Peki neden bu kadar sevdik biz Pentagram’ı? Nedir onları bu kadar biricik yapan ve neden otuz yılda bir başka metal grubu daha olmadı bu kadar sahiplendiğimiz?

Yıllarca onları takip etmiş güvendiğim müzisyen ve müzik severlere sordum:

Barış Akpolat - Müzik Yazarı
Birgün/ Motto Müzik
İlk, her zaman önemli ve anlamlıdır. Pentagram memleketin ilk metal grubu olmasa da büyük kitlelere oynayabilmiş, ana akıma göz kırpıp onunla flört edebilmiş ilk gruptu. Sanırım onu sevmemizin sebeplerinden biri de destekleyip sevdiğimiz bir şeyin ana akımda birilerinin önüne düşüyor olmasıydı. Neticede hiç -olmasını pek de istemezdik ya- şampiyon olamamış fikir ve kültürlerin destekçileriyiz. Pentagram’ı diğer metal gruplardan ayıran şey Doğu kültürünü fark edebilmeleriydi. Neticede bir Doğu toplumuyuz ve Doğu ezgilerini severiz. Grubun Anatolia sayesinde müziğine eklediği oryantal hal onları çok büyük bir kitleye ulaştırdı. Onlardan sonra ve hatta günümüzde bu kadar büyük bir grubun çıkmamasının pek çok nedeni var elbette. Bunlardan biri belki ama belki de artık her şeye kolay ulaşılması ve iletişimsizliktir. Grupların kendi içinde bile iletişim sıkıntısı büyük. Grup kimyasına pek rastlamıyorum eskisi gibi, Pentagram da buna dahil... Yeni grupların üyelerinde eskiden olduğu gibi birbirine sıkı sıkı tutunup bir şeyi başarma gücüyle eskisi kadar karşılaşmıyoruz. Zorluk her grubun, her müzisyenin ve hatta sanatçının kaderinde vardır. Zor zamanlar başarı getirse de gruplarda dayanıp tutunma gücü pek yok. Artık herkesin derdi çoğaldı fakat kimsenin anlatacak hikayesi kalmadı.

Pentagram

Oky - Karikatürist
Pentagram’ın tıpkı Iron Maiden ve Metallica gibi her kuşağı yakalayan tuhaf bir tılsımı var. Kurucu takım, Hakan, Cenk ve Tarkan dışında guruba katılıp ayrılan her elemanın da ayrı ayrı çok iyi müzisyenler olmasını, sahneye çok yakışmalarını ve ülkemizde neredeyse “tür”ün ilk gurubu olmalarını bir kenara koyacak olursak, bu tılsımın yaptıkları müzik türüne tutkuyla, sıkı sıkıya bağlı olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum; hem “tür”e, hem de yaşadıkları kültüre.

Çok fazla bizdenler ve bir o kadar özgünler. Tişörtünüzü giyip konserlerine gittiğinizde ya da play tuşuna bastığınızda karşılaşacağınız şeyin ne olduğunu bilirsiniz: Pentagram. Heavy metal dinleyicisi için bulunmaz bir şey.

Övünç Dan - Müzisyen, prodüktör
Çikolata Müzik Fabrikası
Bence Pentagram’ı zirveye taşıyan ve sabitleyen şey devamlılıktır. Birbirinden yetenekli insanlar bir araya gelip müthiş şarkılar yazdılar, klasik olmuş albümler yayınladılar ve unutulmaz konserler verdiler evet ama en önemlisi ne olursa olsun “bir arada” kalabilmeyi başardılar. Seneler geçti, zaman değişti ama Pentagram, bir efsane olarak nesilden nesile aktarılmaktan öte bizzat var olarak bu tarza önderlik etmeyi sürdürdü.

Pentagram

Kanat Atkaya - Köşe yazarı
Hürriyet
Pentagram, zamana da, kendi içindekiler de dahil olmak üzere tüm değişimlere bizde pek görülmeyen “İyi bildiği işi iyi yaparak” direndi de ondan. Müziğe, dinleyicilerine, kendilerine dürüst davrandılar. Her albümde, her şarkıda, her konserde “taş gibi” oldular ve bu hissi bize de geçirdiler. Aklıma başka makul açıklama gelmiyor. 30 yıldır sevdim, severim bu yüzden. Bir de hayvan gibi çalıyorlar affedersin, sevmeyeceksin de ne yapacaksın.

Pentagram

Çağlan Tekil - Müzik yazarı
Kendi adıma ilk dinlediğim yerli gruplardan biri olduğu için diyebilirim. Tüm kariyerlerinin birebir şahidiyim, beş vokalistiyle de izledim. Bu açıdan kendimi şanslı görüyorum. Her vokalist değişikliği grubun tarzında da değişikliklere sebep oldu ve insanlar en azından bir dönemini kendilerine yakın görebildiler, bu nedenle geniş bir perspektifte dinleyici kitlesine sahipler.

Pentagram 80’ler kuşağından bir grup olduğu için. O yıllarda herkes kendin yap felsefesini benimsemişti, çünkü kimse sizin için kılını kıpırdatmazdı. Konserinizi kendiniz yapar, afişlerinizi kendiniz basar, şarkılarınızı cebinizden kaydederdiniz. Artık bu özveriyi kimse göstermediği ve gösteremeyeceği için uzun ömürlü olamıyorlar. Pentagram o kültürden, o terbiyeden gelen bir grup, o kadar zor zamanlardan geçti ki, artık ne olursa olsun yıkılmaz. Diğer gruplar ise ilk zorlukta ya seyirciyi ya basını ya da bu ülke şartlarını suçluyor, suçu asla kendinde aramıyor ve mücadele etmeden yok olup gidiyor.

Pentagram

Aptülika - Karikatürist
Heavy metal dedik ama Pentagram, dünya müzik piyasasında da nevi şahsına münhasır az bir dinleyici kitlesine hitap eden thrash metal tarzını yaparak, bu denli kalıcı ve popüler oldu. Yani bu dünyada da çok zordur ve bir tek Metallica bunu başarmıştır. Pentagram ise işin ilginç yanı her dönem ünlü olmuştu. Otuz yıl önce de konserlerini doldururdu, şimdi de aynı. Ancak şimdi daha geniş bir kesim onları tanıyor. Peki bu başarının sebebi ne ola ki?

Pentagram ilk başladığı yıllarda da hedefini en önde olmak diye belirlemişti. Eksik, gedik yanları olduğu zamanlarda bile özenli olmayı eksik etmeyerek, önde görünmeyi başarabilmişlerdi. Ancak bir sonraki süreçte eksik ve gediklerini kapayıp, çıtayı daha yüksek hedeflere taşıyacaklardı. Kesinlikle eminim ki onlar şimdi bile 30 yıl sonrası için yeni hedefler koymaktadır.

Pentagram’ın bu başarısının ikinci sebebi ise, müziğin tek başına yeterli olmaması ve başka meziyetlerin de gerektiğini bilmeleridir. Pentagram bunu çok önceden kavramış, doksanların mütevazı konserlerinde bile sahne tasarımına bir mimar gibi projelendirerek önem vermişlerdi. Müziği yansıtabilecek prodüksiyon hadisesini çok iyi kavrayabilmişlerdi. Onların ilk albümlerinin çıkış günlerini hatırlarım. Kayıtlar bitmiştir ve albüm ortadadır. Onlar albüm kapağının nasıl olacağına en az kayıtlarda dökülen kadar ter dökerlerdi.

Pentagram, Türkiye’nin en sevilen ve bugüne kalan, sürekliliği olan tek heavy metal grubu. Peki onlar dışında neden başka grup bugüne gelemedi dersek. Bu dünyada da böyledir. Metallica en az Madonna kadar tanınır ama diğer heavy metal grupları için bunu söyleyemeyiz. Hele ki Metallica’nın thrash metal tarzının içindeki gruplar daha az bir dinleyicinin bildiği gruplardır. Dolayısıyla bizim ülkenin müzikal ortamında (Buna ülkemizin yönünü ‘Yeni’ ibaresiyle değiştirdiği şu günlerde) piyasada kalıcı olabilecek rock grubu sayısı üç ya da dört olacaktı, işte onlardan biri de heavy metal’de Pentagram oldu. Onlar bunu hak ederek geldiler bu noktaya. Hedeflerini iyi belirlediler, inandılar, kendilerini yenilediler ve aştılar, bugüne ulaştılar. Onlar sadece Türkiye’de değil, dünyada da tanınmaya başlayacaklardı, bunun adımını ilk kez 10-15 yıl önce atmışlardı. Bence onlar dünya hedefinden de uzaklaşmış değil. 10 yıl sonra benden bu konuda da görüş alınacağına eminim. Pentagram için 30. yıl değil, 50. yılı bekliyorum ben.

Pentagram

Tolga Akyıldız - Müzik Yazarı
Hürriyet
Pentagram; Türkiye’de heavy metal yapmanın tam manasıyla imkansız olduğu yıllarda speed ve thrash metal yapmak üzerine henüz lise sıralarında oluşmuş bir fikir. Çok zorluk çektiler... Bağcılar'da bir düğün salonunda ya da Moda Sineması'ndaki konserlerinde metalcilerin darmaduman ettiği mekanların zararını cepten ödemek; koluna taktığın bilekliği evde kendin yapmak, sürekli hakarete uğrayıp vazgeçmemek; çizgiyi hiç bozmadan 30 yılı devirmek, grubun kurucuları Hakan Utangaç ve Cenk Ünnü’nün hala grupta olması bu büyük aşka dahildir. Pentagram’ı Pentagram yapan samimiyeti ve tutarlılığıdır. İçinden Gökhan Semiz, Murat Net, Ümit Yılbar, Ogün Sanlısoy, Demir Demirkan, Onur Pamukçu, Bartu Toptaş, Murat İlkan gibi isimlerin de geçtiği gerçek bir okuldur Pentagram. Satanizm tartışmalarının hedefiyken aslında gitaristleri Ümit Yılbar’ı askere şehit olmaya göndermiş bir gruptur. Pentagram; genel bir samimiyetsizliğe; tavrıyla ayna tutar, tokat atar. İşte bu ayırt edici özellikleri nedeniyle Pentagram’ın geldiği noktaya çağdaşları gelmekte zorlanmıştır. Bugünün yeni ve dikkat çeken metal gruplarına da Pentagram’ın ayak izlerinden feyiz almalarını öneririm. Bugün işler daha kolay gözükmekle birlikte “Pentagram olabilmek” artık çok daha zordur çünkü. 30’uncu yılda yayınlayacakları (3 Mart Cuma) akustik albümün tıpkı Anatolia'da olduğu gibi Pentagram’ı daha geniş kitlelerle tanıştıracağına inanıyorum. Dünyanınsa hala Pentagram’ı hak ettiğince tanımayışına üzülüyorum.

Pentagram

Gülşah Güray - Radyocu
Radyo Eksen
Pentagram; biz daha çocukken, abilerin elimizden tutup da götürdüğü, bu müziği seviyorsan dinlemen gerekir denilendi.

Akmar’a girdiğinde dükkanının orada olduğunu bilmek bile insana güven verirdi.

Pentagram Hakan tüm heybetiyle pasajdan içeri girdiğinde bir adım yana çekilip yol vermekti, saygı duymaktı.

Belki de o heybetti, saygıydı onları bu zamana kadar bir arada tutan.

Pentagram - Akustik

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.

BENZER İÇERİKLER