#yaşam

BU SÜRAHİ SİZE DE TANIDIK GELDİ Mİ?

NİLAY ÖRNEK | 16 Ekim 2017 #yaşam

Danimarka'nın dünyaca ünlü tasarım markalarından Hay Design'ın yeni mutfak kreasyonu bir hayli tanıdık objeler içeriyor

Sanat ve tasarıma da meraklıyımdır ancak sürekli takipçilerimiz bilecektir; buradaki “pozisyonum” yemek kültürü, yemek ve restoranlara dair yazılar.

Ancak ”mutfak ürünleri” söz konusu olunca “Bence bu da sayılır” diyerek Hay Design'ın “mutfak serisini” tartışmaya açmak isterim.

Bir göz atalım.

YENİ KREASYON

Hay Design, uzun süredir işlerini takip ettiğim, pek de beğendiğim bir tasarım markası. Dünyaca ünlü tasarımcılarla, hatta şimdi Ikea gibi kendine rakip alanda çalışan bir firmayla bile iş birlikleri yapıyor. 2002 yılında kurulan Danimarkalı marka, işlevsel ve estetik tasarımlar üretiyor.

Yine Norveçli bir marka olan, boya alanında öncü firmalardan Jotun'un yeni renk kataloğu ve trendleri öğrenmek üzere Türk medyasından bir grup isim Kopenhag'daydık. Uğrak duraklarımızdan biri de renk ve tasarımı en iyi birleştiren markalardan Hay Design'ın mağazasıydı.

Genç bir beyefendi bize markayı anlattı, en sonunda da "Yeni mutfak kreasyonumuzu gördünüz mü?" dedi.

Ben daha oracıkta Jochen Holz tasarımı renkli cam sürahiyi kucaklamışım bakmaz mıyım? (İsmi Jug olan bir mini sürahi, cam üfleme gibi duruyor lacivert ve turuncu renklerde, harika gerçekten.)

TAHTAKALE GİBİ

Hevesle indik mutfak bölümüne...

Bizi ilk önce parti havasına girmiş bulaşık süngerleri karşıladı; kimi altın, kimi gümüş renginde...

Kimi de gülen suratlı ve bunun gibi eğlenceli haller.

Sonra Türkiye'de de birkaç yıldır sıklıkla gördüğüm degrade renklerdeki (ebru gibi düşünün) emaye tabaklardan gördüm, normal emayeler de vardı.

Ama bir sonraki masa bildiğiniz Tahtakale idi!

Önce genç beyefendi “Çok işlevsel ve harika tasarım” diyerek bildiğiniz Türkiye’deki yılların cam sürahisini gösterdi. Hatta bizde o cam bir kapakla satılır, sonra o kapak kaybolur ya da kırılır veyahut kullanılmaz açık kalır. İşte o haliyle... Belki bir tık ince ama yine de ağır... Hatta ben Instagram hesabımda “hikâyeler” bölümüne koydum. Levon Bağış “Okulumun yemekhane sürahileri bunlardandı” dedi, İclal Aydın “Elazığ Anadolu Lisesi, Tarım Bakanlığı yemekhanesi, Numune Hastanesi kantini...” yazdı, kimi “70'ler boyunca bizim ev” yazdı.

Daha örnek vermeme gerek yok sanırım, bayağı tanıdık.

TANIDIK EŞYALAR

Sonra bildiğimiz güveç kabı geldi. Genç beyefendi “Bu Türkiye'den esinlenilerek yapıldı. Sıcağa dayanıklı, siz yoğurt da koyuyormuşsunuz galiba” dedi.

E evet! Sadece bizimkinden şekilsiz görünüyor.

Sonra bildiğimiz sefer tasları, dondurma kapları, plastik ve metalik kovalar.

Biz dalga geçmeye başladık artık; İskandinav zevkini dünyaya gösteren tasarım mağazasından Türkiye’ye bilmem kaç euroya aldığım plastik kovayla dönsem mesela ya da sefer tasıyla. Hatta yoğurtla birlikte ücretsiz evime gelen güveç kabıyla...

TÜRKİYE İLHAMI VAR DENİLSE DE...

İstanbul’a dönünce biraz baktım.

HAY Tasarım'ın kurucu ortağı ve yaratıcı direktörü Mette Hay ile Danimarkalı şef ve işletmeci Frederik Bille Brahe’in küratörlüğünde ortaya çıkarılan bu koleksiyon için Türkiye’den de ilham alındığı özellikle belirtiliyor. Hay ile Brahe, Türkiye ve Japonya seyahati yapmış.

Sitelerine girdiğinizde kolayca ulaşabileceğiniz basın bültenlerinde Fas’tan bardakların, Japonya’dan süngerlerin ya da Fransa’dan sabunların alınıp yeni bir bakış açısıyla bu koleksiyona konulduğu söyleniyor.

Yine ayrıntıyla inceleyebileceğiniz katalogda da kovalardan “Türk kovası” şeklinde bahsediliyor. Ancak bir taraftan da bakıyorsunuz New York’taki Modern Sanatlar Müzesi’nde (MoMa) ya da Paris’teki Picasso Müzesi’nde sergilenmiş bu koleksiyon. Ve Hay’ın internet sitesinde, Pinterest’te ya da 25 euroluk satış fiyatıyla Selfridges’te hep “Hay’s Glass Carafe” (Hay’ın cam karafı) olarak geçiyor mesela bizim evladiyelik sürahi.

ARTIK ZOR BULUNUYORMUŞ

Bu arada haftanın pek çok günü öğle yemeğimi yediğim Beyoğlu'ndaki Helvetia’nın misafirlerine ücretsiz sunduğu su da yıllardır bu sürahilerdedir. Onlar da “Artık Paşabahçe bunları üretmiyor bulamıyoruz” dedi.

Bu tasarımı 10 yıllardır kullanıyoruz ancak Türkiyeli bir tasarımcıya, sanatçı ya da zanaatkara ait de olmayabilir tasarımı.

Tek bildiğim Hay'a da ait olmadığı.

Bu dünyadan seçkiyse de bu da garip değil mi, ben yapsam ayıp olmaz mıydı?

YAZAR HAKKINDA

NİLAY ÖRNEK

Gazeteci, televizyon programcısı. 5 yıl Sabah’ta editörlük; 8 yıl Milliyet’te köşe yazarlığı ve editörlük yaptı. Milliyet’te çalışırken önce 1 yıl, ardından 4 ay Knight Wallace Fellows adlı gazetecilik bursu için ABD’ye gitti. Kuruluşunda yer aldığı Habertürk Gazetesi’nde önce yazı işleri müdür yardımcısı ve yazar, sonra da hafta sonu ekleri genel yayın yönetmeni ve yazar olarak 2,5 yıl görev yaptı.

2,5 yıl da Akşam Gazetesi’nde ek yayınları yönetti. gazetevatan.com’un yayın yönetmenliğini yaptı. 2 yıl boyunca Digiturk Turkmax Gurme’de Şehirli Sofralar adlı bir yemek/yemek kültürü/mekan programı yaptı. Sözcü Gazetesi’nin günlük ekinde de 2 yıl boyunca haftanın 2 günü köşe yazdı; ek günlükten haftalığa dönünce ayrıldı. Kafa Dergisi'nde ilginç koleksiyonları olan insanlarla söyleştiği “Koleksiyon Kafası” adlı bir sayfa yapıyor. KiaMore'da, spesifik olarak yemek, yemek kültürü ve çevresinde gelişen olaylar hakkında yazıyor. Yurt dışı ve yurt içinde de çeşitli yayınlara ilgi alanı olan konularda dosyalar hazırlıyor. Yeniden “masabaşı”na dönmemek için sıkı gezip sıkı çalışıyor...