#yaşam

COLMAR

YEŞİM SEZER | 16 Ocak 2016 #yaşam

Masalsı Fransız kasabası

Hani şu yılbaşı zamanı pastane vitrinlerinde gördüğünüz kurabiye evler var ya, kendinizi bu kurabiye evlerden yapılmış ufak bir kasabada hayal edin. Rengarenk pasta kremasına bulanmış gibi duran sıra sıra dizili evlerin olduğu bir yer. İşte Colmar’a vardığımda ilk hissettiğim bu oldu. Burası bir pastane mutfağı, ben de içindeyim. Etraf okadar masalsı…

Tabi bu masalsı şehre yılbaşında gitmek pek doğru bir fikir değilmiş o ayrı. Zira o dönemde etrafta insan görmekte zorlanabilirsiniz, kapalı restoranlar da cabası...

Fransa’nın Alsace bölgesinde yeralan Colmar’a ulaşmanın en kolay yolu buradan İsviçre’nin Basel şehrine uçup, oradan arabayla yaklaşık 40 dakikalık bir yolculukla Colmar’a varmak. Sonra da eşyalarınızı bırakır bırakmaz kendinizi masalın içine atmak. Bizim kaldığımız yer Petite Venice’in hemen yanıbaşında olduğu için kendimizi bir anda minik bir Venedik'in içinde buluverdik. Yazın burada gondol ile gezinti de yapılabiliyormuş ama biz yılbaşında gittiğimiz için böyle bir şansımız olmadı.

Yine de yılbaşı zamanı orada olmanın başka güzel tarafları var elbet. Christmas marketleri hala açık olduğu için onları gezme şansına sahipsiniz. Zira şehrin en hareketli, en kalabalık yeri burası ve gerçekten cıvıl cıvıl. Ya da açık havada buz pateni yapabilir, bizim yaptığımız gibi çocuklar için kurulan lunaparkta, çocuklardan önce sıraya girip lunaparkın tadını çıkarabilirsiniz. Bir de içine çılgın çikolata kremaları koydukları kreplerinden yediniz mi yılbaşının hemen ertesi orada olmanın tüm olumsuzluklarını bir anda unutuverirsiniz.

Colmar’da görülecek ilginç yerlerden biri ise Amerika’daki Özgürlük Heykelini yapan heykeltıraş Frederic Auguste Bartholdi’nin doğduğu ev ve müzesi, tarih sevenler için görülmeye değer.

Colmar’a gittiğinizde sadece orası ile sınırlı kalmamak lazım, zira etrafında görülecek çok güzel yerler var. Hemen Almanya sınırında olduğu için, Colmar’dan yarım saatlik bir araba yolculuğuyla ulaşabileceğiniz Freiburg var mesela. Freiburg, Colmar’ın Alman versiyonu gibi. Mimarisi biraz daha farklı olsa da müthiş titizlikle korunmuş evleri gene masalsı. Müthiş Alman biraları da cabası. Bira demişken, Colmar aslında şarapları ile meşhur bir yer olmasına rağmen sadece o döneme ait olan bir Noel Beer’ları var ki, mutlaka denenmeli. 

Gitmişken bir gününüzü de yine Fransa’da yer alan Strasbourg’a ayırabilirsiniz. Geçmişten günümüze pek çok yapısıyla adeta bir açık hava müzesi olan bu kentte 16. yüzyıla ait meşhur ahşap evlerinin bulunduğu Petit France görülmeye değer.

9. yüzyıla dayanan geçmişi, 1300-1400'lü yıllara ait evleri ve doğal güzelliğiyle insanı büyüleyen Colmar, gerçekten masalsı bir yer. Fakat siz siz olun bizim gibi yılbaşı zamanı oraya gitmeyin, yılın diğer zamanlarında buranın tadını daha fazla çıkarabileceğinizi düşünüyorum.

Küçük bir tavsiye daha, hazır o taraflara gitmişken önceki yazılarımdan birinde bahsettiğim, yine Almanya’nın İsviçre sınırında olan ve Basel’e yarım saatlik mesafede olan Vitra Müzesini de listenize ekleyin derim ben. Şimdiden bon voyage ;)

YAZAR HAKKINDA

YEŞİM SEZER