#yaşam

DERBİ

TUBA ÜNSAL | 19 Kasım 2016 #yaşam

Ofsayt kelimesini cümle içinde en az bir kez kullanmış kız modeliyim. Beyim maç izlerken ortaya iki yorum atıp, bira patates servisi de yapabiliyorum. Hayatımın bir dönemi maçlara gitmiş, avazım çıktığı kadar bağırmış, maç arası çalan müzikte iki göbek atmışlığım vardır. Ama konu Fenerbahçe - Galatasaray maçına gelecek ve bu konuda yazı yazmam istenecekse sanırım yorum yapacak en son kızım. Bakın, ülkede futbolla yatıp futbolla kalkan, maçları göz yaşları içinde izleyen, futbolcuları bir pop star edasıyla karşılayan hanım kızlar var, ben kimim ki? Benim en son futbolla alakam olduğunda Galatasaray'da Hagi vardı, Emre Belözoğlu oynardı, ha bir de abileri Arif vardı. O sıralar Fenerbahçe şimdiki gibi yine azılı rakipti, Emre Aşık henüz Galatasaray'dan Fener'e geçmemişti. Sergen Yalçın Beşiktaş'ta efsane goller atıp maçtan bir gece önce sanki kulüpte karşımıza çıkmamış gibi efsane performans sergilerdi. Ha bir de kendisini apartmanımızda oturan genç kızlarla birkaç kez kahve içerken görmüştüm, sonra aynı kızları Arda Turan'la da kahve içerken görünce oldukça futbolsever (!) bir apartmanda oturduğumuzu anlamış ve tez vakitte de taşınmıştım. Sorun onlarda değil bendeydi, zira o futbolcuların pahalı arabalarını park ettikleri park yeri benimdi ve ben sabaha karşı dizi setinden gelen çocuk işçi olarak bu park konusunda çok hassastım, sorun gerçekten bendeydi.

Derbi hakkında yorum yazacaksam sanırım belirtmemde fayda var, ben annem mutlu olsun diye önce Beşiktaşlı olup, sonra bir gece rakı masasında babamın arkadaşına "Ah oğlum olsaydı onu Galatasaraylı yapardım, kızlar anlamıyor bu işten" demesine istinaden de aile içi döneklik yapıp Galatasaraylı oldum. Takım değiştirmenin erkek dünyasında ne kadar ayıp bir şey olduğunu biliyorum, benimkini sadece babaya yalakalık olarak değerlendirirseniz sevinirim ya da çekirdek ailesi mutlu olsun diye o takımdan bu takıma savrulan zavallı genç kız. Gerçi benim Galatasaraylılığım Fenerbahçelilere yarar. O kadar bihaber durumdayım takımımdan, ama olsun re re re ra ra ra Gassaray Gassaray cim bom bom.

Rahmetli babam, ben doğmadan önce hep oğlu olsun istermiş, en büyük hayali de onu alıp maçlara gitmekmiş. Koyu bir Galatasaraylıydı rahmetli, az biraz da Tanju Çolak'a benzerdi, onun daha az uyanık olanıydı dersek ayıp etmiş olmam herhalde. Benim doğduğum yıllarda ultrason falan yok tabii, çocuk doğduğunda cinsiyet öğreniliyor, aile fertlerine sert bir sürpriz oluyor, tüm bebeklik dönemi pembe, mavi eşyalar yerine yeşiller, sarılar, beyazlar arasında geçiyordu. Bana mavi tulum bile alınmış, kız olunca da saklanmış tulum. Allah'tan bir oğlum oldu da o tulumu ona giydirdik, eskidi attık, yoksa her ortaya çıktığında "Bizimki de erkek olacak sandık, kız çıktı" laflarına maruz kalıyordum. Bütün çocukluğum ben doğunca erkek olmadım diye ağlayan annem ve buna üzülen babamın laflarıyla geçti. Nasıl bir psikoloji yarattıysa bende aklım ermeye başladığı ilk yıllarda baba-kız yaptığımız ilk faaliyet maçlara gitmekti. Bir tarafta babamı mutlu eder diğer tarafta ablamın dalga geçmelerine maruz kalırdım: "Çarpık bacaklı Tuba, futbolcu bacaklı Tubaaaa". "Bak erkek olamadım ama sana maç arkadaşlığı yapabilirim"di verilen mesaj, ah bir de babamı mutlu edeceğim diye yenilen o köfteler yok mu, ağzım burnum birbirine girmiş halde kameralara yakalanmışlığım çoktu. Sonunda babamı mutlu etmek adına futbol dersleri 101 şeklinde hızlı bir öğrenme sürecinden geçtim. Ofsayt ilk sınavımdı, geceleri rüyalarımda ofsayt gören ben, milli maçta futbolcu olup Fatih Hoca'mdan azar işitirdim, kan ter içinde uyandığım çok olmuştu. Yavaş yavaş babamın futbol hayatına alışmış, iyiden iyiye adapte olmuştum. Benim durum o kadar da vahim değildi, ben internet kafeye gidip babasıyla futbol bahis kuponu yapan kıza şahit oldum, benimki ne ki. Diğer tarafta da "22 adam bir top peşinde koşuyor, ne anladım bu işten" diyen tarafa da gıcık olduğumu belirtmek isterim. Kadın dediğin; birini sevince, hayat ondan ibaretse ve erkek dünyasının en mahrem ve en ateşli alanı bu ise az biraz bileceksin konuyu. Rahmetli babaannem konudan hiç anlamazdı ama babam mutlu olsun diye her derbi öncesi okur üflerdi takımı, bizimki de bu hesap. En azından bir ülkede derbi bayram havasında coşkulu yaşanıyorsa bu duruma maruz kalmamanız imkansız. Bu konuyla ilgili en ilginç yazı "Futbolsuz alanda mahrumiyet pozisyonu". Gaye Boralıoğlu, kadın gözünden konuyu çok iyi anlatıyor.

İşte bu maruz kalma durumunu bu hafta sonu bolca yaşayacağız, Fenerbahçe'yle yatıp Galatasaray'la kalkacağız. Şimdi sıra bu haftanın derbisine gelirse: İlk olarak babasının kızı Tuba gözünden bu maçı Galatasaray alır demek isterdim ama hissikablelvuku Fenerbahçe kazanacak galiba. Hissiyatım da isteğim de bu yönde. Ne de olsa beyimin takımı, ne diyordu o reklam "Evdeki huzur, zenginlik budur."

YAZAR HAKKINDA

TUBA ÜNSAL

Oyuncu, ajans TUBA kurucusu