#yaşam

DUBLIN’DE HAFTA SONU

TUBA ÜNSAL | 25 Ocak 2016 #yaşam

Dublin'e gidiyoruz dediğimde herkesin ortak tepkisi "​O​​o enfes viskiler tadıp şahane biralar içeceksin" oldu.  Ne bir müze adı, ne de restoran​...​ ​D​aha önce g​ide​nlerin önerileri hep ​p​ublardan hep barlardan oluşuyor​.​ ​U​ps yanlış zamanlama, zira Tuba bu sey​a​hatte vücudundaki bir virüsle mücadele ediyor, ama serde gezme aşkı var​, vız gelir tır​ı​s gider. İç​erid​en alkolle pansuman yaparım olur biter. İşte içinden bolca viski geçen bir tatil rotası daha​...

Pub:​ ​Neary's Bar&Lounge
Otelimiz The Marker, gerçekten şehirde kalabileceğiniz en cool otel. Lob​i​si​ndeki bar​ her daim dolu, ferah, biraz Philippe Starck tarzı. Otele eşyalarımızı atıp vuruyoruz kendimizi yollara. Biz kim​ ​miyiz? Yeme içme sektöründe duayen​, içkinin en ansiklopedik bilgisine sahip Oğul Türkkan'la​ ​eşi ​Elif ​ve benim ​araştırmacı eşim Mirgün. Oğul'a evlerinde çalışan bakıcıları Sevin hanımın hitap ettiği gibi "​g​urmeci" d​e​yip konuyu kapatıyoruz.Karşımıza çıkan ilk bar Neary's Bar'dan içeri giriyoruz. Oğul'un önümüze koyduğu viskileri tadıp anlıyor gibi yapıyorum. Hımm bu çok doygun bir tad.

Yemek​: ​Fallon&Byrne
Alt katındaki marketten fırsat bulup yukarı çıkmayı başarırsanız mutlaka yemek yiyin. Yemekten sonra da kurabiyelerin, çileklerin, envai çeşit çikolatanın arasında kaybolun. Market bölümünde sadece bunlar yok, aklınıza gelebilecek her türlü ürün​ en güzel ​ambalajla sunuluyor. Ben bolca çikolata, çay, bal, pasta süsü gibi çocukların hayal ettiği ürünleri aldım.

Celtic​'s​ ​v​iski dükkanı...
Envai çeşit viskiyi bulabileceğiniz yer. ​İrlanda maltı seçkisinden Oğul Türkkan'ın önerisi Red Breast ve Yellow ​S​pot viskileri​ni çantaya attık​.

Shan​n​ahan's on the Green ​R​estaurant
E​tleri meşhur bir mekan. Tarihi bir binada kendinizi kral ve kraliçe​,​ biraz zorlarsanız prenses ​gibi ​hissedeceğiniz yer. Rib eye on the bone yiyerek beni saygıyla hatırlatınız.

1823 yılında kurulmuş The Palace Bar'da viski tadımı
Girişindeki minik bölmeler dikkatimi çekiyor. Bir nevi loca gibi. Hemen bir bilene soruyorum. Bu bölmeler 1800​'​lü yıllarda kadınların ayrı içki içmesini sağlamak içinmiş. O devirde kadınlar erkeklerin yanında içki içmiyorlar. Barın kendi adıyla ürettiği ​The ​P​a​lace Bar 14 viskisi bizim favorimiz.

Viskinin yanında​ki su ​da ​neyin nesi?
Viskiler yanında suyla servis ediliyor. Oğul, viskinin tadının şişe​deki haliyle ​yani 40 derece​ler​de çok sert olduğunu, aromasını anlamak için suyla seyreltilmesi gerektiğini söylüyor. Bir nevi yemeği sıcak yerken tadına varamamamız gibi.

Viski tadımına dair temel bilgiler
İ​rlandalılar viski yaparken İspanya'dan ithal ettikleri sherry (​o​kside şarap) fıçılarının boşalanlarına viski koymuşlar. Bu viskiye ​tatlımsı ​tad veriyor. Sonra ​İrlanda'da viski​yi daha önce başka bir içki için kullanılmış fıçı​da yıllandırmak zorunlu oluyor. Bu sebeple İ​rlanda ​​malt viskilerinin hep alt tadları var. Amerikalılar ​ise ​kullanılmış fıçı bulamıyor ve mecburen ​yeni fıçı​ları ​kullanıyor. O yüzden Amerikalıların içkilerinde fıçı tadı ağırlıkta ve renkleri​ daha koyu, biraz da mısır tadı gelir. ​Sanırım tercihim hafif tatlı aromalı İ​rlanda viskilerinden yana​.

Aunty Nellie's Sweet Shop
​ The ​Palace Bar​'​dan çıkınca sağa doğru ilerlediğinizde karşınıza çıkıyor. Willy Wonka burayı görse ​hırs yapabilir. İçerisi tam bir çikolata cenneti, üstelik Wonka çikolataları da mevcut.

The Eager&Beaver
En cool vintage shop. ​Guns'n Roses'ın ​Slash​'ı​ bile girip saatlerce burada takılmış​,​ altını üstüne getirmiş. Şapkalar arasında kayboluyorum. Üç şapka alıp, bir ceket kapıp, bir de tişörtle paçayı zor kurtarıyorum.

PieMan
The Eager&Beawer'dan çıkınca solunuzdaki kafe PieMan, pieları meşhur ama biz ​yahniyle başladık yemeğimize. Öğlen yemeğinizi burada​ ​"​​s​tew​"​ ​(yahni​) ile geçirebilirsiniz. ​Ar​d​ından chorizo​'lu pie​.​​ Yanında da bezelye püresi var. İkisi de muhteşem lezzetli. ​Yanında mutlaka stout türü koyu bira. ​Bu minik kafeyi şiddetle öneriyorum.

Trinity Coll​e​ge
16. ​y​üzyılda ​Kraliçe Elizabeth tarafından kurulmuş bir üniversite. ​Kütüphanesinde bir​ milyondan fazla kitap var. ​Aralarında çok değerli el yazmaları​ da ​var elbette. Mimarisi son 400 yılda​ki her mimari tarzın izlerini taşıyor.

Vintage Cocktail Club (VCC)
Burası Dublin'e gelmek için iyi bir neden. Kapısında ne tabela var​,​ ne işaret. Sora sora buluyorsunuz. Rezervasyonunuz yoksa girme şansınız zor​.​ 1920'lerden kalma bir mimari, sanki kılına dokunmadan muhafaza edilmiş. Alamet-i ​f​arikası 1400'lü yıllardan​ başlayarak​ 1990'lı yıllara kadar ​her dönemin kokteyl ekollerinin en ilginç örneklerinin sunulması. Mekan ​üç​ yıl önce açılmış olmasına rağmen tarihi kokteyllerden okuyorsunuz. Mesela 1919-1933 yılları arasında Amerika'da yasaklanan alkolün etkisini menüde görebiliyorsunuz, o sayfalar boş, ama 1935 yılına geldiğimizde dünyada rom daha fazla bulunabiliyor ve bu bölümde menü de romlu kokteyller daha fazla. Enteresan bir tecrübe, Ece​'yi​ ​(​Sükan​)​ getirmek istedim buraya, vintage dünyasını ​”iç​inde” de hissetmesi ​için.

YAZAR HAKKINDA

TUBA ÜNSAL

Oyuncu, ajans TUBA kurucusu

BENZER İÇERİKLER