#yaşam

DÜŞLER AKADEMİSİ KAŞ: DÜŞ KURABİLMEK AZ ŞEY MİDİR?

AYLİN ASLIM | 21 Ağustos 2017 #yaşam

Birçok açıdan ve sebepten sosyal dezavantajlı bireylerin, belki de bazı düşlerinin gerçek olduğu yer...

İyiliğe çok ihtiyacımız var. Çok ama. “Karşılığında ne alırım?”dan önce “Ne veririm, ne katarım?” türünden iyiliğe. Bencillik ve narsisizmin altın çağında kendimizden başkalarını, özellikle bizim kadar şanslı olmayanları düşünmeye, sevmeye, gönüllü olmaya acil ihtiyacımız var.

Bir buçuk yıldır yaşadığım, daha çok denizi ve güneşiyle bildiğiniz Kaş’ta parlayan başka bir şey daha var. Birçok açıdan ve sebepten sosyal dezavantajlı bireylerin belki de bazı düşlerinin gerçek olduğu yer: Düşler Akademisi. Kaş’ın 6 km uzaklığında, tepelere tırmanarak varılan Çukurbağ köyünün 68 yıllık ilkokul binası etrafındaki araziye konuşlanmış bir sivil toplum örgütü Kaş Düşler Akademisi.

Yükseklerde olmanın serinliği, çamların uğultusu ve fena halde hatıra kokan ilkokul binası karşılıyor girer girmez beni. Ve hemen hayranlıkla gezmek isteğiyle dolduğum yüksek tavanlı salon: Muhteşem bir kütüphaneye dönüştürülmüş çünkü. Yan tarafta çocukların resim defteri yapraklarına yaptığı resimler asılı sıra sıra. Kimisi renkli, kimisi koyu mor, siyah hatta. Az ileride gönüllüler ofisi var, çok güler yüzlü ve meşguller. Bir anda 13-15 yaş arası “Kızlar Atakta” grubu çıkıyor dersten, kütüphaneyi çınlatıyorlar. “Kızlar Atakta”yı da birazdan anlatırım.

“Tamam, güzel bir yer gibi bu anlattığın da; Düşler Akademisi tam olarak nedir?” derseniz, kendi tanımları şöyle: “Engellilik ve süreğen hastalıklar başta olmak üzere, gerekçesi ne olursa olsun toplumsal dışlanmayı yaşayan tüm birey ve gruplara; alternatif, yenilikçi ve sürdürülebilir yöntemlerle ücretsiz olarak eğitim, üretim ve ortak yaşam hizmetleri sunan bir köy akademisidir.”

Düşler Akademisi’nin kurucusu engelli dalış eğitmeni Ercan Tutal, yurt dışında engellilerin hayatın ne kadar içinde, ülkemizdeyse ne kadar dışında olduğunu fark ediyor ve 1997 yılında “Dalmak Özgürlüktür” projesini başlatıyor. Her şey su altında başlıyor yani. Her türlü engel grubundan yaklaşık üç bin bireyle dalış yapıyor, su altında bambaşka bir özgürlük deneyimi yaşıyor ve yaşatıyor Ercan Tutal. Dış dünyada neredeyse her alanda engellenen bir insanın su altında ne yaşadığını hayal etmeye çalışsanıza?

Sonrasında gönüllü ekibi, alanı genişleyen; su altından karaya çıkan projelerle Düşler Akademisi İstanbul ve Kaş… Tüm sistem gönüllülük prensibiyle çalışıyor, dolayısıyla bağış ve sponsorluk desteği hayati önem taşıyor. Yukarıda duslerakademisi-kas.org adresinden alıntıladığım dört başı mamur tanımda “toplumsal dışlanma” kilit nokta. İlk gidişimde rastladığım “Kızlar Atakta” katılımcıları misal, taciz ve şiddet görmüş kız çocukları/genç kızlar da olabiliyor, fiziksel/zihinsel engelliler de. Sonraki gidişimde Cizre’den bir çocuk grubu da oradaydı, Serebral Palsi hastası çocuklar da, otizmli genç bireyler de.

İşin özü, türlü sebepten toplumsal hayata katılmasına olanak ve izin verilmemiş bireylere bunun mümkün olduğunu ve nasıl yapılabileceğini anlatmak. Akademi bünyesinde sunulan eğitim ve uygulamalarla onları bunun başarılabilir olduğuna ikna etmek işin en hassas ve can alıcı kısmı olsa gerek. Gönüllü ve ehil eğitmenler, pedagog ve uzmanlar burada devreye giriyor.

Düşler Akademisi Kaş yerleşkesinde gönüllü kadronun ve katılımcıların yaşam alanı içinde spor alanı, kütüphane, ilkokul müzesi, katılımcılarla birlikte tamamen doğal ekip biçilen tarla, yapımı henüz devam eden mini amfi tiyatro ve Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) var. Pozitif’in kurucularından, Türkiye’de konser ve festival kültürünün gelişmesine yıllarca çok emek vermiş sevgili Mehmet Uluğ’un aramızdan çok erken ayrılışından sonra onun anısına yaptırılmış müthiş bir stüdyo var burada. Hem prova hem kayıt imkanı olan, çamlar arasında harika bir yer burası; Mehmet Uluğ’un adını yaşatmaya layık bir müzik evi. Aynı zamanda 2002’den beri faaliyetlerine devam eden Social Inclusion Band’in evi MUME.

Düşler Akademisi’nin, üyeleri zaman içinde değişen, değişik türde engelli ya da değil, her türlü bireysel katılıma açık bir müzik grubu var. Ben ilk izlediğimde solistleri harika kız çocuğu Çağla’nın sesini ve vokal performansını duyunca neye uğradığımı şaşırmıştım. Bu sefer de otizmli Denizcan’ın davul kaydına denk gelip yine benzer bir hayranlık ve şaşkınlıkla ayrıldım oradan. Kışları Social Inclusion Band’i Babylon sahnesinde izleyebilirsiniz, ve bence kesinlikle izlemelisiniz!

Böylesi bir güzelliğe çok ihtiyacımız var. Bunun bir parçası olmaya. Hiç de adil ve eşit kurulmamış bir düzenin dışına itilmiş, kendisine bir hata gibi hissettirilmiş olanlara hatanın onlarda olmadığını, eksik olanın onlar değil sistem olduğunu, oldukları gibi çok güzel olduklarını anlatmaya ihtiyacımız var. Sanat, spor, psikolojik destek, zanaat ve meslek eğitimi… O kadar çok alanda o kadar çoğumuzun katabileceği öyle güzel şey var ki burada. Örneğin Kaş’a tatile geldiğinizde, haftada sadece iki saatinizi ayırıp Düşler Akademisi’ne kim bilir Türkiye’nin neresinden, nasıl bir hikayeyle gelmiş bir çocuğun/gencin belki de hayatı boyunca unutmayacağı bir deneyimin parçası olabilirsiniz, neden olmayasınız? duslerakademisi-kas.org adresinde tüm bunlarla ilgili çok daha kapsamlı bir fikir edinebilirsiniz.

Yazının başında Düşler Akademisi’nin harika kütüphanesinde sıra sıra asılmış, çocukların yaptığı resimlerden bahsettim. Hiç biri rengarenk ve çok mutlu değildi. Bazısı nispeten daha renkli ve umutlu; bazısı koyu, bazısı siyah. O resimlerin renkliye döndüğünü görmek az şey midir? Umutlu olanlardan biri denizde bir küçük taka çizmiş kağıda. İnsanlar sandallarına, teknelerine hayallerini koyarlar ya isim olarak, bu Hilal isimli küçük kız “Huzurlu Hilal” yazmıştı takasının üstüne. Huzur hayali bu kadar uzakta olan bir çocuğun hayattan umudunu kesmemesi için yapabileceğiniz bir şey mutlaka vardır bence. Az şey midir?

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.

BENZER İÇERİKLER