#yaşam

PEKİ SİZİN EN SEVDİĞİNİZ BÜLENT ORTAÇGİL ŞARKISI HANGİSİ?

YEKTA KOPAN | 11 Mayıs 2017 #yaşam

Bülent Ortaçgil’le konser DVD’si “Senfonik Ortaçgil” üstüne konuştuk

Bülent Ortaçgil’in keyfi yerinde. Yüzünde muzip bir gülümseme, kahvesini yudumluyor. Konuşacak çok şey var.

“Dünya üstünde 20 yıl boyunca aynı ekiple çalışan müzisyen sayısı azdır sanırım. Sadece sahne üstündeki isimlerden söz etmiyorum. Ben en az 20 yıldır aynı ekiple çalışıyorum. Taşıyıcıdan teknisyenine, müzisyeninden menajerine kadar aynı insanlarla dayanışma halindeyiz ve onlarla şimdiye kadar hiç kopmadık. Dolayısıyla böyle bir birlikteliğin bir belgesi olsun istedik. Öyle bir konserin, öyle bir gecenin belgelenmesi gerekiyordu.”

Bülent Ortaçgil’le “Senfonik Ortaçgil”i konuşuyoruz. 2012’de Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenen konser, uzun ve titiz bir çalışmanın sonunda, Ada Müzik etiketiyle hem CD hem de DVD olarak yayınlandı. Özellikle DVD için çok çalıştıklarını söylüyor Ortaçgil. O gece orada olanlardan, o konseri canlı olarak izlemiş olanlardan biriyim. Bunun heyecanıyla konuşuyorum Bülent Abi’yle. Bülent Ortaçgil’in en az birkaç şarkısı, bu coğrafyada yaşayan herkesin ezberindedir. O şarkılarla ne gün tanıştığınızı, hangi duygularla dinlediğinizi bilirsiniz. Hepimizin zihninde bir “Ortaçgil müziği” tanımı vardır.

“Ben müzik konusuna ve kendi şarkılarım konusuna gelindiğinde alçak gönüllü biri değilim. Yaptığım işin dünya piyasasındaki, Türkiye’deki yerini biliyorum ama kitlesel olmak farklı bir şey, ana akım dışında olmak farklı bir şey. Benim müziğe dayalı bir yaşam sürdürme zorunluluğum olmadığı için, ana öge kendimi o şartların dışında tutabilmem oldu. Bu bir yere kadar önemli bir avantaj. İnsanlar, ana akım dışındaki şeylere baktığında beni hep bir yerde gördüler. Ben inatla ve kararlılıkla orada bir yerlerde çalıyordum. Zaman zaman yeni teknolojiler, yeni olanaklar kullanıldığında popülaritem artmış oldu. Onno Tunç’la, Sezen Aksu’yla olan bir iki şarkı mesela... Daha sonra Müslüm Baba’nın filminde şarkımı söylemesi... Böylece 15-20 yıl sonra o şarkılar yeniden gündeme geldi. Sinema endüstrisi, müzik endüstrisinden daha yaygın olduğu için, oralarda kullanılıyor olması, bir anda popülarite getiriyor. Ama bütün bu popülariteye rağmen biz kendi işimizi yaptık ve alçak gönüllü bir şekilde davrandık. Müziğimizde değil de icramızda ve çaldığımız yerlerde… O nedenle ana akım dışındaki insanlar için bir kıstas haline geldim ve bundan tabii ki kıvanç duyuyorum. Türkiye’de iki insan bir araya geldiği zaman, aynı fikirde değiller belki ama müzik konusunda mesela bana bir saygı albümü yapıldığında her ekol müzikten insanlar gönüllü olarak yer aldılar.”

“Benimle Oynar Mısın”ın ilk dinleyicileri artık 60’lı yaşlarında. Ama bugün gencecik bir lise, üniversite öğrencisi bu şarkıyı keşfediyor ve sonrasında bütün Ortaçgil şarkılarının dinleyicisi oluyor. Bir müzisyen için yıllar önce yazdığı bir şarkının bugün de dinleniyor olması elbette çok değerli. Ama bir yandan da insan 40-50 yıldır aynı şarkıyı çalmaktan sıkılıp sıkılmadığını merak ediyor. “Her yeni dinleyiciyle müzisyen de yenilenir mi?” diye soruyorum Bülent Abi’ye.

“Öyledir. İcra ettiğiniz yerde o şarkılar onları dinleyenlerle birlikte var oluyor. ‘Benimle Oynar Mısın’ı nerede yazdığımı çoktan unuttum. Belki 6 bin kere çalmışımdır bu şarkıyı. Her çalışımda bana bakan gözler değişiyor, o birliktelikten farklı bir hava çıkıyor. En azından siz yaptığınızdan sıkılmıyorsunuz yoksa aynı şarkıyı sürekli çalıyor olmak bıktırıcı bir şey tabii ki.”

Gitara ilk başladığı yıllarda The Beatles şarkıları çalarmış Bülent Abi. Bugün hala eline gitarını aldığında o şarkıları çalıp çalmadığını soruyorum.

“Bazen hatırlayıp çalmaya çalışıyorum. Sözlerini unutmuşum ama o müzikal yürüyüşü falan hatırlamak hoşuma gidiyor. Genelde bugün elime gitar aldığım zaman çaldığım şey hep bir eskiz, bir deneme, bir müzik cümlesi oluyor. O cümle bazen sizi bir yere götürebiliyor. Eskiden yanımda gitarla yaşardım. Konuşurken elime alıp bir şey çalardım. ‘Hımm…’ deyip onu aklımda tutmaya çalışır, üstüne yürür ya da olmadı deyip bırakırdım. Şimdi o kadar yakınımda değil, o kadar sık çalmıyorum gitarı. Ama kendi başıma kaldığım, sırf gitarla uğraştığım zaman çaldığım şeyler genelde eskizler oluyor.”

Yeri gelmişken en sevdiği The Beatles şarkısını öğrenmek istiyorum...

“17-18 yaşlarımda The Beatles dendiği zaman 600 tane şarkısı varsa 590’ını çalan bir adamım ben. Her şeyini bilirdim onların. ‘She’s Leaving Home’ şarkısını çok severim. Çünkü ben aynı zamanda klasik müzik dinleyen birisiyim. Klasik müziği her zaman sevdim. The Beatles’ın öyle yazılmış şarkılarını severim. Tabii ki ‘Yesterday’ falan da çok çarpıcıdır. Hepsini severim, sevmediğim The Beatles şarkısı saysam üç tane falandır.”

Sohbeti yeni projeleri öğrenmeden noktalamak istemiyorum elbette.

“Birkaç tane proje var aklımda. Mutlaka yeni bir şey yapmak istiyorum. O yeni şeyin projesini daha kafamda oluşturma durumundayım. Beni heyecanlandıran birkaç durum var. Öyle bir şey yapacağım çünkü eskiden benim şarkı yazımım şöyle oluyordu: Oturup şarkı yazmaya başlıyordum; 1-2-3-5-6-8… Öyle gidiyordu. Sonra çocuklar onu dinliyordu, şarkıyı terbiye edip kaydetme aşamasına geliyorduk. Şimdi başka bir şey denemek istiyorum. Öyle sıra sıra şarkı yazamıyorum. Beni heyecanlandıracak bir ortam içinde olup da bir dönem arkadaşlarımla beraber bir müzik çıkarmak, sıfırdan çıkarmak projem var. Onu becereceğime inandığım anda yapacağım öyle bir proje. Onun dışında 70’li yıllara ait, yayımlanmamış bir bant var. Sevgili Ümit Tunçağ’ın radyoda çektiği bir bant. O bant bir onun, bir de benim elimde var. Eğer 8-9 albümlük bir külliyat çıkarsa, onu da bir arşiv olarak yayımlarız.”

Meraklısına son bir not. Ümit Tunçağ tarafından kaydedilen ve daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış eski kayıtlarda, Ortaçgil imzalı İngilizce bir şarkı da var. Şarkının adı “Baloons”. Bütün şarkılarını ezbere bilenlerin şimdiden merak ettiğine eminim.

Bu coğrafyanın hafızanı oluşturan sedalara, o sedaları oluşturan Bülent Ortaçgil’e sevgilerimizle...

Bu söyleşi 13 Nisan 2017’de Noktalı Virgül’de yayımlanmıştır.

VİDEO

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.

BENZER İÇERİKLER