#yaşam

FRENİM PATLADI KAÇIN

AYLİN ASLIM | 21 Ekim 2016 #yaşam

Herkesin kendi bildiğinden bu kadar emin olduğu bir diyarda yazmak ne zor işmiş arkadaş…

Bu yazı gecikmiş bir yazı. Bir şeyler oluyor, ben “üzerine birkaç satır yazayım” diyene kadar herkes kanaatini oluşturuyor, notunu veriyor, konu kapanıyor. Konu eskiyor. Herkesin kendi bildiğinden bu kadar emin olduğu bir diyarda yazmak ne zor işmiş arkadaş…

Bob Dylan, Nobel Edebiyat Ödülü, Madonna, Sabahattin Ali, Maradona, savaş ve barış, dolar ve euro. Elbette herkesin bir fikri var, neden olmasın ama bu fikirlere öyle sımsıkı tutunuyor ki insanlar, çoğu zaman farklı bir şeyler söyleyip yazmak anlamsız gelir oldu bana. Sanki ne yazsam duvara çarpıp sekecek; çünkü hepimiz çok eminiz bildiğimizden ve bildiğimizin en doğru olduğundan.

Annemle babam TV’de izledikleri haberlerin doğruluğundan çok emin. Veganlar vegan olmayanlara “Katiller!” diye bağırıyor, et yiyenlerse “Salaklar!” diye söyleniyor arkalarından. Bebeğini emziren yeni anneye yaklaşıp “Öyle olmaz, böyle olur, bebek üşür” diyen teyze en doğrusunu biliyor. “Ülkemiz o kadar güzel ki, herkesin gözü var. Tüm dünya bize düşman” diyen dayı da. Aşk-meşk, kadınlık adamlık, hayat memat, atlar ve köpekler üzerine aforizmalar havada uçuşuyor dizilerde, reality şovlarda, sokakta ve tabii sosyal medyada. “Unutanlar unutulanları unutursa eğer…” diye başlayan abuk sabuk lafların Cemal Süreya’ya ait olduğundan çok emin unutamayanlar. Pardon Cemal Süreyya’ya. Ya da Can Yücel’e. Can Dündar da olabilir. Ben Uğur Dündar diyorum ve fikrimi değiştirmeye kalkanın alnını karışlarım. İstersem alnını karışlamak yerine alnını avuçlarım ve yine bir şey diyemez kimse çünkü kulaklarımı tıkarım ve duymam sizi.

TV’deki kadın Kürk Mantolu Madonna’nın Amerikalı Madonna olduğundan çok emin. “Sabahattin Ali, 1943” deniyor ama kadın durduramıyor kendini. O kadar önemli ki bildiğine tutunmak, yokuş aşağı freni patlamış kamyon gibi gidiyor kadın. “…Yine de bizim Madonna’dır o, Madonna ve aşklarıdır” diyor. Televole yıllarına ışınlanıyorum on saniyeliğine: “Kitap okumuyorum ve eksikliğini hissetmiyorum.” O Televoleciler ki, yazarlara “kitaplarına baktım, hepsi de çok inceymişşş!” diye posta koydular cesurca. Okuyan-yazan insanlarla “entel dantel takımı” diye dalga geçtiler yıllarca; inanmazsınız, bu “espri”ye maalesef tüm ülke güldü.

“Klasik müzikten caza, her türde 5000 şarkı çalabilirim, bilmediğim şarkı yok diyebilirim” diyen adam Aziza Moustafazadeh’yi bilemeyince tabii ki kendine değil, sunucuya kızıyor: “Ama siz de cazdan sordunuz!”

Neyi bildiğiniz, ne kadar bildiğiniz önemli değil. Bildiğinize ne kadar sıkı tutunduğunuz önemli. “O kim ya? Bir şarkısını bile bilmiyorum. O zaman niye ünlü olmuş? Bilmediğime göre önemli biri değil.”

“O kim ya?” dediğiniz anda siz daha önemlisiniz ve Bob Dylan’ın bile kim olduğunun hiçbir önemi kalmıyor bir anda. İçiniz rahatlıyor. Tebrikler, bir cehalet dokümanını daha çöp kutusuna yolladınız ve yeni aforizmalar için belleğiniz pırıl pırıl!

Karı-koca yarışmalarından on yıllar önce Bir Kelime Bir İşlem’de beyaz kartona “YANIT YOK” diye yazardı yarışmacılar, hafif mahcup. Bilmediğini kabul edip, “bilmem gerekirdi” diye düşünen mahcup yarışmacılar. Bilmeseler de bir şeyler karalasalardı ya o beyaz kartonlara, ne bileyim, “Bilmek zorunda mıyım? O kim ya” filan deselerdi başları dik bir şekilde, en azından dikkat çekerlerdi, karizmatik olurlardı, ünlü bile olurlardı. Hiçbir şey olmasalar halkın sevgilisi olurlardı. Hay enayiler…

Şu anda tasarım ürünü kupamda kahvemi içip, Birsen Tezer Özlü’nün son albümü eşliğinde ünlü bilge Bülent Ziya Ortaçgil’in “Ferrari Sevdası” adlı romanını okumaya geri dönerken, hepinizi sevgiyle kutsuyorum. Hunimi taktım, bekliyorum.

ALDIYSAM SANA MI ALDIM?

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.

BENZER İÇERİKLER