#yaşam

GÖKSEL’LE BİR YAZ GÜNÜ

YEKTA KOPAN | 29 Ağustos 2017 #yaşam

Göksel’le “Tam da Şu An”dan başlayıp hayata uzanan bir sohbet

Yekta Kopan & Göksel

“En umutsuz hissettiğimiz zamanlarda bile aslında umut var bir yerlerde. O yüzden hayatta kalıyoruz. Çünkü aslında biliyoruz ki ne kadar üzülüp dertlensek de, umut hayatın içinde hep var ve hayat hep aynı şekilde gitmiyor. En dibe vardığımızı düşündüğümüz bir yerde, hayat bize beklemediğimiz bir anda çok güzel bir şey getirebiliyor.”

Bu yazın en çok dinlenen şarkılarından “Tam da Şu An” hakkında konuşurken bunları söylüyor Göksel. Şarkıyı havanın iç karartıcı olduğu bir kış gününde yazmış. Kar yağışından yolların kapandığı, her gün kötü haberlerin alındığı, insanların ruhlarının karardığı günlerde. İşte ‘tam da o an’ kendini sorgulamaya başlamış Göksel.

Gerisini şöyle anlatıyor: “Ne yapabilirim, ne yapacağım? derken, aldım elime gitarımı ve bu şarkıyı yazdım. Aslında bayağı umutsuz başlıyor şarkı. ‘Bu mu hayatım?’ diye soran bir kadın var. Ama sonuna doğru değişiyor. Sonuna doğru diyorum ki ‘Artık kederden, dertten, tasadan ne varsa savrulmak ve sıyrılmak istiyorum’. Hatta topuklayasım var diyorum. Bu şarkı benim kendi içimde bulduğum umuttu. Kendimi iyileştirme yolumdu.”

Göksel

Güzel bir yaz gününde sohbet ediyoruz Göksel’le. Yeni şarkının verdiği enerji yüzüne yansımış durumda. “Bir şarkı başarıya ulaşıp olumlu geri dönüşler aldığında kendimi insanlara daha yakın hissediyorum,” diyor ve gülümseyerek devam ediyor: “O zaman insanlarla aynı duyguları paylaştığımızı anlıyorum. Kendimi yalnız hissetmiyorum. Gurur duyuyorum. Hepimiz sevmek sevilmek alkışlanmak istiyoruz en nihayetinde.”

Geçmişten günümüze anlatacak çok şeyi var. Yaşadıklarını saklamadan, farklı kelimelerin arkasına gizlenmeden anlatıyor. Olumsuz tepkiler aldığında ne yaptığını soruyorum. “Bir insanın yaptığı her işin herkes tarafından beğenilmesi mümkün değil. Mutlaka bazıları daha az, bazıları daha çok beğenilecek, bazıları hiç beğenilmeyecek. Ama biz müzisyenler çocuksu karakterlerde olduğumuz için kalbimiz kırılabiliyor. Bir de şöyle bir durum var. Şarkı yazarı olarak ben kendi içimden çok özel bir parçayı sunuyorum ve paylaşıyorum. O zaman o kırıklık daha fazla oluyor. Ama her seferinde o kırgınlığı geride bırakıp, yeniden üretmeyi başarıyorsun. Sadece o yaşananlardan bir ders çıkarmak gerekiyor.”

“Depresyondayım beni çok geniş kitlelere ulaştırdı. Ama en sevdiğim şarkım olduğunu söyleyemeyeceğim.” demesine çok şaşırıyorum. Nedenini sorunca neyi işaret ettiğini daha iyi anlıyorum. “Duygu olarak çok gerçek bir şarkıydı ama müzikal olarak çok daha güzel şarkılarım var bence.” diyor. O şarkıyla çok komik olaylar yaşamış. Sokakta reçetesini gösterip, ‘Göksel Hanım bir psikiyatriste gittim bana bu reçeteyi verdi, bakın bu ilaçları kullanmam doğru mu?’ diye soranlar bile olmuş.

Göksel - Tam da Şu an

Göksel’in 20 yıllık diskografisine baktığımızda aşkını da depresyonda olduğunu da çekinmeden söyleyen bir kadın görüyoruz. Cesur, güçlü ve özgür bir kadın bu. “Ben de öyle düşünüyorum. Aslına bakarsanız duyguları açıklığıyla ifade etmek en büyük cesaret. Tabii ki hepimiz aşk acısı çekiyoruz. Kimisi bunu çok dillendirmek istemez. Egosu zedelenir ya da gurur yapar. Ama ben hissettiğim her şeyi bütün açıklığıyla söyleyebiliyorum. Tabii ki şarkı yazarken o hüzünlü zamanlar yaratıcı tarafı biraz daha hareketlendiriyor.” demesinden cesaret alıp aşk acısı yaşarken yazdığı bir şarkı olup olmadığını soruyorum. “Elbette var,” diyor, “hemen hemen hepsi.”

Bu sözleriyle konu aşka geliyor. Bu konuda da içinden geldiği gibi konuşuyor. “Ben aşkın yarattığı her duyguyu çok seviyorum. En kötü şey hiç aşk duygusu hissetmemek. Sadece bir insana duyulan aşk da değil. Bazen her şeye karşı kalbim daha fazla çarpıyor. Hayata karşı… Doğaya karşı… Tanımadığım birine ya da beni etkileyen birine karşı. Daha büyük duygular hissediyorum ve bayılıyorum o hisse. Hep gelsin istiyorum.” diyor Göksel.

Uzun bir sohbet bu. Yıllara yayılan bir dostluğun getirdiği rahatlıkla yapılan, gizlisi saklısı olmayan bir sohbet. Belki de bütün sohbetin özetinde onun müziğe olan aşkını anlatan şu sözler yatıyor.

“Geçen 20 yılda çok kırıldığım ve ben ne yapıyorum, artık durayım ya da bırakayım dediğim bir an olmadı. Gerçekten hâlâ büyük bir tutku ve özveriyle yapıyorum işimi. İşim bile demiyorum. Benim yaşam şeklim bu. Tabii ki zaman zaman bu böyle olsaydı, niye böyle olmadı diye dert ettiğim şeyler oluyor. Yapı itibarıyla zaten hafiften şikâyet etmeye meyilliyim. Ama genel anlamda hayatımdan, yaptığım işten çok memnunum. Kendim için yaptığım en iyi şey, en sevdiğim işi yapmayı tercih etmekmiş.”

Nice yıllara Göksel. Nice yıllara ve nice şarkılara...

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.

BENZER İÇERİKLER