#yaşam

GÜMÜŞLÜK VE ARRİBA: BİR AİLENİN PARÇASI OLMAK...

YEKTA KOPAN | 6 Temmuz 2015 #yaşam

Benim için Bodrum demek, Gümüşlük demek...

Gümüşlük demek, dostlarla uzun sohbetler demek...

Dostlarla uzun sohbetlerin en güzel mekanı demek, Arriba demek....

Şimdi bu giriş bölümünü açayım biraz. Bodrum’la tanışmam ergenlik yıllarıma yani seksenlere uzanır. “Bir zamanlar şöyleydi,” güzellemelerini seven biri değilim ama Bodrum gerçekten de “bir zamanlar başkaydı”.

Neyse...

Gümüşlük’le daha geç tanıştım. Doksanların ortasına doğru. O zamanlar Bodrum tatilinde ‘uğranan’ bir yerdi Gümüşlük. Zamanla tatilin ta kendisi olmaya başladı. Son yıllarda ise, artık bir tatil mekanı değil, yaz ayları için bir ‘yaşam mekanı’ Gümüşlük.

Sorunlar yok mu? Var elbette. Tepelere doğru hoyratlaşan yapılaşma, turizm rantı peşinde koşan sezonluk sermaye, kendi keyiflerinden ötesini önemsemeyen yatçılar... Liste uzar, hele bir de Gümüşlük halkına bir dokunsak, bin ah işitiriz. (Yeri gelmişken kişisel bir değerlendirmeyle “Yahu neymiş şu Gümüşlük?” merakıyla gelen ama tatil anlayışı farklı olduğu için uyumsuz davranan meraklılarla, ‘Cihangir’in yazlık versiyonu’ mantığında yaşayanların karmaşasını da ekleyeyim.)

Neyse...

Amacım olumsuzluklardan söz etmek değil.

Gümüşlük hala en güzel dost sohbetlerinin beldesi.

Benim için bu sohbetlerin en güzel mekanı da Dinçer ailesinin işlettiği Arriba.

Deniz kenarında, bungalovlarında konaklayabildiğiniz, usta aşçısı Hayrettin’in menüleriyle farklı lezzetler tadabildiğiniz, Mahmut ve arkadaşlarının güler yüzlü servisiyle rahat ettiğiniz bir yer Arriba. Yıllardır değişmeyen müşterileri var. Yeni gelenleri hemen sarıp sarmalayan, kendinizi bir aile ortamında hissetmenizi sağlayan bir yer. Bu başarının mimarı da Dinçer ailesi. Genç bir karı-koca; Mücahit ve Sibel Dinçer. Güzeller güzeli kızları Aleyna ve İlayda’nın adını anmazsam olmaz. Şimdi bütün aileden söz etmişken bahçedeki her bir ağacı çocuğu gibi seven Sezai Amca ve kabak çiçeği dolmalarını elleriyle dolduran, harika turunç reçelleri yapan Vicdan Teyzeyi saymazsam olmaz.

Evveliyatı da var ama 1993’te sörf okulu ve kamping olarak kurulmuş. O tarihten bu yana Gümüşlük’te kimse sorsanız bilir Arriba’yı. 30 yatak kapasitesi, klimalı odaları, ücretsiz internet bağlantısı, otoparkı tanıdık olanaklar. Ama Arriba’yı özel kılan bunlardan daha ötesi; sizi hemen bu coğrafyanın bir parçası haline getirme yeteneği.

Yalan söylemeyeceğim; bu yazıyı yazmadan düşündüm bir süre. Hani sevdiğiniz yer kalabalıklaşmasın, sadece size kalsın istersiniz ya, galiba o yüzden elim pek gitmedi. Sonra da bencilliği bir kenara bırakmaya karar verdim. Jazz Cafe’de nefis bir Neşet Ruacan konseri izlediğim gecenin sonunda, Mücahit’le dertleşirken karar verdim yazmaya.

Dünyanın samimiyeti, doğallığı unuttuğu, maskelerin kabuklaştığı bir çağda, Mücahit’le sohbet etmenin anlamı daha da büyüyor. Konudan konuya atlıyoruz. Kimi zaman didişiyoruz, kimi zaman düşünceli bir hale bürünüyoruz. Ama günün sonunda, mutlaka, iyi duygularla kalkıyoruz masadan.

Herkesin tatil anlayışı farklıdır, saygı duyarım. Herkesin tatil mekanı farklıdır, zaten öyle olmalı. Herkesin huzur beklentisi başkadır, doğal olan da bu. Kimi insanlar başka türlü ‘lüks’lerin peşinde koşabilir. Benim için Aleyna’nın artık bir genç kız olduğunu görmek, İlayda’nın tatlı sorularını cevaplamak, Sibel’le dertleşmek, Mücahit’le Bodrum’un sorunlarını konuşmak ve Gümüşlük’teki dostlarla uzun sohbetler yapmaktan daha büyük bir ‘lüks’ yok. Hele bir de o sohbetlere eşlik eden gün doğumları-gün batımları yok mu... Daha ne ister insan? Benim ‘nefes alma’ alanım da burası işte.

Günün birinde Gümüşlük’te gün batımını bir aile ortamında izlemek isterseniz Arriba’ya uğrayın. Uğramışken Mücahit’e de selamımı söyleyin.

Arriba Pansiyon
0.252.394 36 54
arribaapart@yahoo.com

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.