#yaşam

İNCİRLERİ IZGARAYA AT DA AĞZIMIZIN TADI GELSİN!

NİLAY ÖRNEK | 2 Eylül 2016 #yaşam

Teknik bilen, malzemeyi tanıyan şefin hali başka oluyor! Izgara incir ya da bottargalı spagetti niye sizin sofranızda da olmasın ki?

Pek adetim değildir ama bu sefer “kişisel" bir giriş yapacağım.

Ne olsa bir blog burası…

Benim yazılarımdaki pek çok lezzetli fotoğrafın da sahibi olan Sinan Hamamsarılar ile (nam-ı diğer Tat Dedektifi) 11 günlük bir yolculuğa çıktık.

KiaMore’a yakışır bir araç, KIA Sportage kiraladık!

Dünyayı Urla pazarından alınmış biberlerin gözünden görmeye çalışan Gaye

Araçlardan pek anlayan biri olmadığımdan, yan koltuk izlenimlerimle çok mutlu olduğumu söyleyebilirim.

Çünkü…

1- Panoramik cam tavanı vardı... Akyaka’daki Okaliptüs yolundan böyle bir araçla geçmenin keyfi! Pahabiçilemez :) Beş kere falan geçtik keyfi tamamlamak için.

2- İstanbul - İzmir - Fethiye - Kumlubük - Akyaka - Bozdoğan - İstanbul rotasında 2.500 km yol yaptık. En bakir yerlere kurulmuş komün köylerine de gittik, Kumlubük gibi yolları kimi yerde süper yapılı, kimi yerde taşlı-topraklı koylara da... SUV tipi araçlarla tabii ki daha kolay bu yollar.

3- Benim için müzik sistemi önemli, genişlik önemli; kimi zaman kalabalıklaştık, kimi zaman bizlere verilen zeytinyağından reçellere pek çok malzemeyle yükümüz arttı.

Sayarım da sayarım... Ama asıl konumuza gelelim.

Geziden yemekle ilgili anlatacaklarım çok…

Ama başından başlayıp ilk yazıyı İzmir’den küçük bir tüyo ile lezzetlendirelim.

Osman Sezener

ŞEF YEMEĞE DAVET ETTİYSE GİDİLİR!

İstanbul’dan Fethiye’ye yapacağımız yolculuğu duyan İzmirli şef arkadaşımız Osman Sezener, “Direkt gitmeyin, ilk gece birlikte yemek yiyelim. Bizde kalın, ben size yemek yaparım” dedi.

Bir şef yemek teklif ediyorsa kaçırmayacaksın, bu net!

Ama böyle bir şey olacağını aklım hayalim almazdı doğrusu.

Somon gravlax

İlk önce Osman’dan bahsedeyim…

Osman Sezener, İstanbul’da olmadığı için belki çok şanslı, belki de çok şanssız şeflerden. İstanbullu lezzet meraklıları az tanıyor onu. Çok, çok, çok başarılı, bilgili ve işine aşık, çok titiz bir şef.

Evindeki yemek kütüphaneleri bile onun işine ne kadar “takık" olduğunun küçük bir kanıtı.

Dünyanın her yerinden kitap ve eski Michelin Rehberi kataloglarını topluyor.

Babadan “yemekçi"; İzmir’de restoranları da var (Pizzeria Venedik), yaptıkları catering de pek ünlü. Babaları, onların “okumuş" yemek insanları olmasını istemiş olsa gerek, Osman da kardeşi Melodi de çok iyi eğitimlerle yemek sektörüne girmiş. (*)

BOTTARGALI SPAGETTİ!

Neyse yemeğe gelirsem; Osman bizi özlemiş, "biraz" yemek yaptı! Zaten "accayip" bir mönü hazırlamıştı.

Girişte fangri balığından ceviche vardı…

Urla pazarından biberler, domatesler, taze malzemelerle hazırlanan avokadolu-elmalı-cevizli ya da kaya koruğundan salatalar, deniz fasulyesi, mis gibi zeytinyağı, bahçeden otlar... Bunlar da yeterdi aslında.

Izgara öncesinde ahtapot

Ama Osman’ın kendi yaptığı somon gravlax, mangalda ahtapot, karides, kerevit ve böcekler, bottargalı ve midyeli spagettiler, hamburger…

Özellikle bottargalı (dışı mumlanmış kefal yumurtası) spagetti fikri ve kısacık sürede uygulaması bile başlı başına "bir şey"di; çok lezzetliydi.

Kaya koruğu

Karides ve kerevit

Sayarken bile yoruluyorum. Osman’ın kız arkadaşı Gaye Molavalı’nın yemek-şarap uyumuyla birlikte her şey eşsizdi.

Anladık ki Osman ve Gaye bizi özlemişti!

Sinan, ben ve İzmir Gourmet Guide’ın yayın sahibi Mandal Ajans’ın başkanı Serkan Saysen şanslı misafirlerdik.

Domates

8 AYLIK MEHMET BEY’İN İNCİRLERİ…

Ama en sondaki ızgarada incir beni benden aldı.

Pek çok kişi bunu ilginç bulduğu için ayrıca yazayım dedim.

Ben inciri her türlü çok severim. Taze incirin içine keçi peyniri koyar, üzerine muhallebi döker ya da sade; mevsiminde sürekli yerim.

Osman Sezener, inciri ızgaraya koydu, hafif ısıttı. Keçi peyniri ve balzamik ile sundu bize.

İncir de hikâyeli; arkadaşları Aslı Ünan Ünal ve Feyyaz Ünal, çocukları doğunca bir incir, bir zeytin bahçesi almış... Efe Bey Zeytinyağları, Mehmet Bey İncirleri…

Mehmet daha 8 aylık ve incirleri var; özendim.

Biz de küçük Mehmet’in harika incirlerinden yedik.

Çok basit ve çok lezzetli, tavsiye ederim.

 

(*) Osman Sezener, 1982 İzmir doğumlu.

İzmir Amerikan Lisesi (2000), Bilkent Üniversitesi, Turizm ve Otel işletmeciliği (2005), French Culinary Institute New York, Grand Diplome Classical Culinary Arts ve Fundemantals of Wine (2007), Institute of Culinary Education New York, Techniques of Italian Cuisine (2007) mezunu. Eğitimleri sırasında ve sonrasında Çırağan Palace Hotel Kempinski, Avoce Restaurant New York, Le cirque Restaurant New York, Tava Restaurant New York, Sunset Grill&Bar İstanbul’da çalışmış.

İzmir Ekononmi Üniversitesi Mutfak Sanatları Bölümü’nde 2010 yılından bu yana öğretim görevlisi olan Sezener, Ristorante Pizzeria Venedik ve Pizza Venedik Express’te işletme sahibi ve şef olarak görev yapıyor.

YAZAR HAKKINDA

NİLAY ÖRNEK

Gazeteci, televizyon programcısı. 5 yıl Sabah’ta editörlük; 8 yıl Milliyet’te köşe yazarlığı ve editörlük yaptı. Milliyet’te çalışırken önce 1 yıl, ardından 4 ay Knight Wallace Fellows adlı gazetecilik bursu için ABD’ye gitti. Kuruluşunda yer aldığı Habertürk Gazetesi’nde önce yazı işleri müdür yardımcısı ve yazar, sonra da hafta sonu ekleri genel yayın yönetmeni ve yazar olarak 2,5 yıl görev yaptı.

2,5 yıl da Akşam Gazetesi’nde ek yayınları yönetti. gazetevatan.com’un yayın yönetmenliğini yaptı. 2 yıl boyunca Digiturk Turkmax Gurme’de Şehirli Sofralar adlı bir yemek/yemek kültürü/mekan programı yaptı. Sözcü Gazetesi’nin günlük ekinde de 2 yıl boyunca haftanın 2 günü köşe yazdı; ek günlükten haftalığa dönünce ayrıldı. Kafa Dergisi'nde ilginç koleksiyonları olan insanlarla söyleştiği “Koleksiyon Kafası” adlı bir sayfa yapıyor. KiaMore'da, spesifik olarak yemek, yemek kültürü ve çevresinde gelişen olaylar hakkında yazıyor. Yurt dışı ve yurt içinde de çeşitli yayınlara ilgi alanı olan konularda dosyalar hazırlıyor. Yeniden “masabaşı”na dönmemek için sıkı gezip sıkı çalışıyor...

BENZER İÇERİKLER