#yaşam

ENGELLERİ AŞMAK

TUBA ÜNSAL | 1 Kasım 2016 #yaşam

"Başıma her gelen zorluktan bir şey öğrendim. Her seferinde tökezledim, kolumdan tutup o kadar çok insan kaldırdı ki sayelerinde ne çok sevildiğimi anladım."

Ellerim titriyor. Sesimi bu kalabalık salona duyurmak da ne demek ben yanımdakine seslenemiyorum; heyecandan çenem takırdıyor. Dört ay boyunca her hafta prova yaptık. Günlerce elimdeki teksti okumaktan sayfaları paramparça oldu. Üzerinde dört ayın menüsünü bulabilirsiniz: Kahve, ketçap, çay gibi bir sürü leke var sayfalarında. Ben kitap okurken de kitapla savaş yaşarım; çizerim, not tutarım, katlarım, yanımda her yere taşıdığımdan perişan olur kitaplarım. Bu yaşanmışlığa da bayılırım. Ben bu tekstle dört ay yaşadım; yuttum onu, kitap okumak da ne demek. Ve işte artık onunla vedalaşma zamanı.

İsimsiz Yıldız

Işıklar o kadar parlak ki sahneye adım attığımda kimseyi göremiyorum, bu beni rahatlatıyor. Ve işte İsimsiz Yıldız gala gecesindeyiz. Bu benim ilk prodüksiyon maceram. Kayhan Yıldızoğlu sahneye girmeden önce hepimizi coşturuyor, moral veriyor, “Yapacaksınız, bakın ben dedim bu oyun gişe rekorları kıracak” diyor. Sahneye ilk adım attığımda aklımdan bir sürü şey geçiyor, prodüksiyonu devraldığım gün, karar verdiğim gece ve oyun çıkmadan iki gün önce Zorlu PSM’de yerlere kapanıp hüngür hüngür ağladığım o akşam... O akşam Ahmet Mümtaz Taylan’ın “Daha fazla çalışmanız lazım, iptal et galanı” demesi... Benim perişan olup iptal prosedürünü öğrenmek için Erdal Beşikçioğlu’nu aramam... Allah’ım, her şerde bir hayır var ne güzel bir düzen kurdun bize.

İsimsiz Yıldız

Prömiyere bir hafta kala kendime inancım bitmiş, başıma gelenlerle boğuşurken Yılmaz Erdoğan ve bana verdiği kitap Levh-i Mahfuz yolumu aydınlattı, sanki kitap benim sorularımın cevabıydı. Bana “Her şerde bir hayır var, görmesini bilene” diyordu. Ben gücümü toplayıp yoluma devam ettim. Belki Erdal Beşikçioğlu iki gün önce prömiyerini iptal etmese, ben onu o gece aramayacaktım ve o gelip bizi izleyip cesaret vermeyecekti. Ya da Hatice Aslan’la Altın Portakal için konuşmasak, o gece telefonun son aramalarında onu görmeyecek, çaresizce ağlayıp yardım istemek aklıma gelmeyecekti. İkisi de Ahmet’in arkasından yerle bir olmuş psikolojimi toparlayıp beni ve ekibi motive etti. “Prömiyer öncesi hezeyanları bunlar, bu oyun şahane olmuş, toparlanmayacak durumu yok, sakın iptal etme ama iki gün deli gibi hazırlan” dediler. İşte ben o iki gün gece gündüz, uykumda, yemekte, sürekli çalıştım. Ekip olarak çalıştık ve şimdi artık oyunu seyirciye teslim etme zamanı. Heyecandan ağzım kupkuru, kalbimin atışını yanımdakiler bile duyuyor.

İsimsiz Yıldız

İlk perdede o kadar çok şeyi atlıyoruz ki, ama tepkiler şahane. İnsanlar gülüyor, alkışlıyor. İkinci perde için tekrar oyuncularla göz göze geliyoruz, sanki biz Rocky’yiz ve birazdan o zengin dövüşçüyü yerle bir edeceğiz. Fon müziğimiz de Final Countdown. İkinci perde bittiğinde selama çıkıyoruz, herkes ayakta bizi alkışlıyor. Yılın en romantik oyunu diyoruz ya aslında hikayemizden çok bu projeyi gerçekleştirirken yolda başımıza gelenler romantik. Romantik olan bu yolculuk; hepimizin hocamız Kayhan Yıldızoğlu’na duyduğu saygı, sevgi ve aşktır bu oyunu romantik yapan.

İsimsiz Yıldız

Önce teker teker teşekkür ediyoruz bizim yanımızda olanlara, baş teşekkür Ahmet Mümtaz Taylan’a gidiyor, o olmasa biz dibe vurup kendimizi toparlayacak takati, enerjiyi bulamazdık. Sonra KIA'ya. Bize prodüksiyon için destek olmasalar, ben karar vermem gereken o gece belki de vazgeçecektim. Şimdi mikrofonda konuşma sırası Kayhan Hocada, elleri titriyor, hepimize teker teker teşekkür ediyor, gözlerinden yaşlar boşalırken “Onlar benim torunlarım, beni hiç üzmediler, ben yaşarken bana bu mutluluğu yaşattılar” diyor ve bütün salonu ağlatan sözler dudaklarından titreyerek süzülüyor “Oyuna başladım ve kanser olduğumu öğrendim, bu oyun benim son oyunum”. 84 yaşında yaşsız adam, aklı kalbi nice gençten daha billur, daha aşkla sevgiyle dolu. Gözyaşlarımız gözlerimizden süzülmüyor; Japon çizgi film karakterleri gibi fışkırıyor. Ve ben herkes salonu terkettiğinde usulca salona tekrar girip yukarıdakine teşekkür ediyorum, SEN ÖNÜME ENGEL KOYDUN BEN AŞTIM, SENİN YARATTIKLARIN BANA YAPAMAZSIN DEDİ BEN YAPTIM, artık hayatta hiçbir korkum yok sayende, her şeyi hallederim ben. Başıma her gelen zorluktan bir şey öğrendim. Her seferinde tökezledim, kolumdan tutup o kadar çok insan kaldırdı ki sayelerinde ne çok sevildiğimi anladım. Allah başa çıkamayacağın güçlüğü karşına çıkarmaz diyorlar ya bu çok doğru. Şükür, şükür, ŞÜKÜR...

 
İsimsiz Yıldız

YAZAR HAKKINDA

TUBA ÜNSAL

Oyuncu, ajans TUBA kurucusu