#yaşam

KAPADOKYA'DA ZAMANDA YOLCULUK YAPMAK

YEKTA KOPAN | 12 Ekim 2016 #yaşam

Özlem Uzun’la Kapadokya’nın benzersiz mekanı argos in Cappadocia’yı konuştuk

argos in Cappodocia
Özlem Uzun’la Kapadokya’nın benzersiz mekanı argos in Cappadocia’yı konuştuk

Kapadokya benzersiz bir yer. Benzersiz, efsane, büyüleyici ve daha nice kelime Kapadokya’da bir benzetme olmaktan çıkıyor, gerçek anlamıyla karşımızda duruyor. Altmış milyon yıl öncesinden bugüne kalmış bir coğrafyada, dünya tarihine kendi gözlerinizle tanıklık etmenizin mümkün olduğu bölge, her yıl yüz binlerce turiste ev sahipliği yapıyor.

Kapadokya üstüne yazılmayan kalmadı belki de. Tarihi, jeolojisi, doğası sadece yazılara değil, en usta fotoğrafçıların karelerine de konuk oldu. Konaklama konusunda da birbirinden etkileyici seçenekler sunan Kapadokya’da, insana yeni heyecanlar yaşatacak bir yer var: argos in Cappadocia.

Kapadokya'nın kalbindeki Eski Uçhisar Köyü'nde; binlerce yıllık bir manastır yerleşkesi, buna bağlı mağaralar, yer altı tünelleri ve tarihi evlerden oluşan kalıntıların titiz restorasyonuyla hayata geçirilen argos in Cappadocia; eşsiz bir konaklama deneyiminin yanı sıra, konuklarına anlam dolu bir bakış açısı sunuyor.

argos in Cappadocia’nın Satış ve Pazarlama Yetkilisi Özlem Uzun’la gün doğumunun hemen ertesinde sohbet etmeye başladık. Demli çaylarla başladığımız sohbet, az şekerli Türk kahveleriyle devam etti.

argos in Cappadocia’yı bir otel olarak tanımlamak yetmiyor sanki. Çok daha fazlası var burada. Ama dilerseniz önce tarihinden başlayalım. O tarihin içinde hepimizin hayran olduğu bir isim de var. Ustaların ustası Turgut Cansever. Bu restorasyon çalışması ne zaman başladı? Hangi aşamalardan geçip bugüne geldiniz?

Restorasyon çalışması, 1996’da Kapadokya’ya ilk kez bir gezi için gelip, o güne dek bu denli değerli bir beldenin farkına varmamış olmaktan hayıflanan Gökşin Ilıcalı’nın, Uçhisar Köyü'nde, restorasyon işlerine katkıda bulunmak istemesiyle başlıyor. Ve çok güzel bir tesadüf eseri, Gökşin Ilıcalı gibi bir iş sahibi ile, Turgut Cansever gibi bir mimar, işin başında tanışıp birbirleriyle iyi anlaşıyor. Turgut Bey’in bir mentor olarak katkıda bulunduğu restorasyonlarda “yer’in özünü iyi kavrama ve mekânın ruhunu koruma” yaklaşımı işin sahibi tarafından da içselleştirilmesi, bugün sizin de gördüğünüz mahalle ölçeğindeki ürünün ortaya çıkmasını sağlıyor. Gökşin Bey’in Kapadokya tutkusu, 20 yıllık bu restorasyon macerasını hala sürüklüyor.

Malum, Kapadokya’da attığınız her adımın, Koruma Kurulu tarafından uygun görülmesini sağlamanız gerekiyor. Bu da süreci oldukça uzatabilen ve bezdirici olabilen bir prosedür. Bölgede birçok yatırımcı, 2-3 yılda işi bitirip yatırıma dönüştürme niyetli girişimlerde havlu atarken, Gökşin Bey’in 13 yıl sadece restorasyon yapma sabrı oldukça özgün bir deneyimdir denilebilir. 1997’de ilk kazmanın vurulduğu Argos Otel, 2010 yılında kullanıma açılıyor. Başlangıçta 9-10 odalı mütevazı bir butik otel restorasyonu niyetiyle başlayan ilk girişim, molozların altından keşfedilen erken dönem kilise kalıntısı (Bezirhane) ile vizyon değiştirtiyor ve Argos, 20 yıl içinde, “2 parsellik otel” niyetinden, dev bir köy ölçeğine büyüyor. Hala, turizm vesilesiyle, harap olmuş dokuları birer ikişer ayağa kaldırmaya devam ediyoruz.

İçinden kasaba geçen bir otel burası. Biraz da mimari yapınızdan söz edebilir misiniz?

Argos’un sahip olduğu alanlar, 1960’lardan itibaren köylünün terk edip, yeni evlerini yapmak uğruna taş taş sökerek harabe haline dönüştürdüğü alanlardır. 1960 öncesi ve sonrası resimleri karşılaştırdığınızda, gözlerinize inanamazsınız. Bizim varmayı hedeflediğimiz mimari sonuç, öncelikle yok edilmiş özgün yapıları bulup ayağa kaldırmak, sonra da yapıların arasındaki boşlukları, bir otelin çağdaş ihtiyaçlarına cevap verirken, tarihi dokuya hürmette kusur etmeyecek bir mimari dille tasarlamak oldu. Yerin altından bulup ortaya çıkardığımız kaya oyma dokuların, tüm detaylarıyla korunup kullanılması temel önceliğimizdir. Çünkü 3000 yıllık bir yeraltı yerleşim tarihinin devamını kullanmakta olduğumuzun bilinci ve bunu ileriye taşımanın sorumluluğu var üzerimizde. Yer üstündeki taş üniteleri yeniden ayağa kaldırırken de, özgün inşaat tekniklerini kullanmayı ve böylece taş ustalığı zanaatını desteklemeyi görev bildik. Doku içinde abartılı yoğunluklardan kaçındık, her mekanın terası, bahçesi olmasına özen gösterdik. Konukların odalarına girdiklerinde, sokaktan ulaşılan bir kır evinde oldukları duygusunu yaşatmayı hedefledik.

Ödüllü bir mutfağınız ve yine ödüllü bir kavınız var. Yeme-içme konusunda iddialı bir otelsiniz. Buraya gelenleri damak lezzeti konusunda neler bekliyor?

Taze ve yerel ürünlerin modern tekniklerle yorumlandığı Seki Restaurant menüsünde, özgün lezzetler tadılabiliyor. Profesyonel aşçılar tarafından hazırlanan uluslararası tatlar, otelin özel olarak kendi bahçesinde yetiştirdiği yeşilliklerle birlikte servis ediliyor. Mesela, yemeğe "Taze Baharat Salatası" ile başlamak, "Çemen ile Dinlendirilmiş Bonfile" ile lezzet keyfini sürdürmek, "Ceviz ve Tahinli Kabak Tatlısı" ile güzel bir nokta koymak, misafirlerimizden büyük iltifat görüyor. Dileyen misafirlerimiz, Güvercinlik Vadisi tabanına yürüyerek, Seki Restaurant’ın özel baharat bahçesini gezip, ürünlerini toplayabiliyor. Otelin kendi bağlarının üzümleriyle yapılan Kalecik Karası ve Şiraz şarapları da bu lezzetlere eşlik ediyor.

Seki Mahzen ise, dünyadaki şarap kültürünü çok iyi tanıyan uzmanların bile "nadir güzellik ve özgünlükte" diye nitelendirdiği, özel bir kaya oyma mekan. 70.000 şişe kapasiteli kavımızda, Anadolu’nun ve dünyanın kaliteli şaraplarından derlenmiş çok zengin bir koleksiyon bulunduruyoruz. Kendi bağlarımızda ürettiğimiz üzümlerden hazırlanan ödüllü şaraplarımız da baş köşede yer alıyor. Argos Bağları’nda yetiştirilen Kalecik Karası ve Şiraz üzümleriyle yapılan şaraplarla “Syrah Du Monde” yarışmasında Türkiye’den ilk kez altın madalya ödülü kazanan Seki Mahzen, tadım buluşmalarına da ev sahipliği yapan çok özel bir tarihi Kapadokya mekanı.

Bezirhane’ye ayrı bir paragraf açmak gerekiyor herhalde.

Bezirhane diye adlandırdığımız salonumuz, 5. yüzyıla tarihlendiği tahmin edilen bir erken dönem Ortodoks kilisesinden, 11-13. yüzyıllarda kervansaraya dönüştürülmüş; Osmanlılar döneminde ise, bezir yağı üreten bir atölye olarak kullanılmış, görkemli bir kaya oyma mekan. Biz bulduğumuzda çöplük olarak kullanılmış ve tepeleme dolduğu için unutulmuştu. İçindeki pisliği temizlemek, altı ayımızı ve binlerce traktör dolusu hafriyat yapmamızı gerektirdi. Bugün bölgenin önemli kültür merkezlerinden biri olan bu mekan, müthiş akustiği sayesinde hem çok keyifli konser ve buluşmalara ev sahipliği yapıyor hem de Kapadokya yer altı mimarisinin tarih içindeki değişken serüvenini ziyaretçilerine anlatmak konusunda bize rehberlik ediyor.

Daha çok yerli turistler mi, yabancı turistler mi tercih ediyor Argos’u?

Konuklarımızın çoğu Amerika ve Güney Amerika’dan oluyor ancak son iki yıldır yerli misafirlerde de gözle görülür bir artış oldu diyebiliriz. argos in Cappadocia, misafirlerine konaklamadan çok zamanda yolculuk deneyimi yaşatıyor ve sanırım bu yüzden de burada konaklayanlar mutlaka tekrar gelip, daha uzun kalıyor.

Kapadokya herkes tarafından bilinen bir yer. Ama açıkçası kimi zaman ezberlenmiş şeylerin tekrar edildiği, her şeyin bir Instagram fotoğrafına sığdırılmaya çalışıldığı bir durum var. Bölgeyi çok iyi bilen bir kişi olarak neler önerirsiniz. Burayı “gerçekten” yaşamak için neler yapmalıyız?

Kapadokya’nın vazgeçilmezleri, balon ve at turları… Ayrıca outdoor aktiviteleriyle her ay dolunay gecesinde vadilerde düzenlenen yürüyüşler benzersiz bir deneyim sunuyor. Yürüyüşün sonuna doğru binlerce yıllık bir kaya oyma kilise içerisinde mola verip, şarap eşliğinde müzik dinletisine katılmak, sadece burada tecrübe edilebilecek bir özel keyif. Bölgede yürüyüş yapılabilecek o kadar güzel vadiler var ki, kesinlikle vadi yürüyüşü yapmadan dönmemek lazım. En güzel yürüyüş yapılabilecek vadilerden birisi ise otelin yamacına konumlandığı Güvercinlik Vadisi. Bir de mutlaka Kızılçukur Vadisi’nde gün batımı izlenmeli. Gün en güzel burada batıyor ve tüm kızıllığını vadiye yansıtıyor.

Argos’un geleceği için ne gibi projeleriniz var. Önümüzdeki yıllarda konuklarınızı ne yenilikler bekleyecek?

argos in Cappadocia, büyük ve hala ilerleyen bir restorasyon projesi. Önümüzdeki yıllarda bir restoran daha, vadiye bakan muhteşem manzaraya sahip özel bir spa-hamam alanı, kayadan oyma orijinal mağaralara konumlandırılmış ve spa alanına direkt geçişi olabilecek "keşiş odaları", Bezirhane’den farklı yeni bir etkinlik alanı, açık havuzu da olan yeni havuzlu odaların eklenmesi yeni projelerimizden.

Fotoğraf: Fethi KARADUMAN

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.