#yaşam

KİKKULA: KAĞIDA HAYRAN BIRAKAN BİR AŞK YUVASI

YEKTA KOPAN | 24 Ağustos 2016 #yaşam

Gümüşlük’ün en önemli markalarından birini yaratıcılarıyla konuştuk

Kikkula

Kikkula, Gümüşlük’ü diğer sahil köylerinden ayrıştıran önemli markalardan biri. Tuna ve Uta Ciner, birbirlerine ve kâğıtlara olan aşklarıyla öyle bir marka yaratmışlar ki, bu dükkana girmezseniz Gümüşlük yolculuğunuz eksik kalıyor.

Kikkula bizi çocukluğumuza, kağıt hamuru ile oyunlar oynadığımız yıllara kadar götürüyor aslında. Çocukluk anılarımızda yitip giden papier mache / kağıt hamuru üretimi ile neler yapılabileceğini gördüğünüzde ağzınız açık kalacak. Bir şey satın almayacak olsanız bile girmelisiniz bu dükkana. Çocukluk hayallerinize “dokunmak” istiyorsanız elbette.

Kikkula

Kikkula’nın hikayesini Tuna ve Uta Ciner’den dinledik. Güzel bir Gümüşlük akşamına adım atmak üzereyken, Tuna’nın harika kahve servisiyle oturduk sohbete. Öyle noktalara gittik ki, günün geceye döndüğünü fark edemedik bile.

Bilirsiniz, bir işi aşkla yapmak zamanı unutmayı gerektirir biraz da.

Kikkula

Kikkula’dan önce senin hikayeni dinleyebilir miyiz Tuna?

Tuna: Gümüşlük’ün çok eskisiyiz. 70’li yılların başından beri bu güzel köyle bir ilişki içindeyiz. O zamandan tek hayalim 50 yaşına gelmeden Gümüşlük’e yerleşmekti. On bir ay burada, bir ay New York’ta olmak istiyorduk. 1986’da aldığımız bir arsaya 1989’da ilk evimizi yaptık. Böylece hayalimi 48 yaşında becermiş oldum diyebilirim. Almanya’da bir reklam ajansım vardı. Onu sattım ve çıktım geldim. New York’a gideceğiz diye yola çıkmıştık ama Gümüşlük bizi bırakmadı.

Kikkula ne demek?

Tuna: Kikkula, Hititçe “kayık” demek. Hem kulağa hoş gelen hem herkesin anlayabileceği ve aynı şekilde telaffuz edebileceği bir isim olmasını istemiştik. İstanbul Hattu Mimarlık Bürosu’ndaki arkadaşlarım buldu bu ismi. Hem anlamı hem de Hititçe olması ayrıca hoşumuza gitti.

Kikkula

Kikkula, bize kağıttan benzersiz bir dünya sunuyor. Sadece kağıt tutkunları değil, özel ve büyüleyici tasarımlara hayran olanların da bir girdiklerinde kolay kolay çıkamayacakları bir dükkan. Kağıttan bir dünya kurmak nasıl aklınıza geldi?

Uta: Ben emekli bir sanat öğretmeniyim. 80’lerde geri-dönüşüm projeleri kapsamında kağıt hamuruyla yapılan işler vardı ve ben de öğrencilerimle bu alanda çalışırdım. Papier mache her zaman hayatımın içinde oldu. Ama kağıtlara aşık olmam çok daha eskiye dayanıyor. Babamın bir arkadaşı, Amerika gezisi sonrasında bana Japon peçeteleri getirmişti. İncecik, harika kağıtları vardı. O zamandan beri kağıtlarla aşkım sürüyor. Her gittiğim yerden kağıt topluyorum.

Tuna: Ben de Hannover’de grafik tasarım okudum. Akademi’nin dışarıya iş yapan bir mücellithanesi vardı. Kunsthochschule’nin mücellithanesindeki on altı tezgahta on altı sağır-dilsiz çalışırdı. Gidip saatlerce onları seyrederdim. O atmosfer beni büyülerdi. Mücellit işini orada sevdim ve öğrendim. Hem karakterim hem de eğitimim bana kafamı bir şeye taktığımda vazgeçmemeyi öğretti. Ankara Fen Lisesi, ODTÜ Makine Mühendisliği ve ardından Güzel Sanatlar öğrenimi almış biri olarak, bir şeye yoğunlaştığım zaman sonuna kadar giderim.

Kikkula

Kağıtlara, üretmeye, hayata ve birbirinize aşkınız sizi buraya kadar getirdi. Bu dükkana giren herkese de o aşkı hissettiriyorsunuz. Her şeyden önce kağıda hayran bırakıyorsunuz gelenleri. “Gerçekten kağıtla bütün bunların yapılması mümkün mü?” duygusu ile büyülenip kalıyoruz.

Tuna: Açıkçası biz burayı her şeyden önce kendi oyun bahçemiz olarak görüyoruz. Bütün üretimi Uta ve ben yapıyoruz. Başka bir çalışanımız yok. Biraz oyun bahçesi biraz da dünyayı gezmek, yeni yerler keşfetmek isteyen iki insanın seyahat kumbarası olarak düşünebilirsiniz Kikkula’yı. Bu bakış açısı, müşterilerimizle kurduğumuz ilişkiye de yansıyor tabii.

Kaç yılında kuruldu Kikkula?

Tuna: İlk iki yılımızı Gümüşlük Akademisi’nin içinde geçirdik. Latife Tekin’le 2000 yılından beri iyi arkadaşız. O yıllarda zaten bu konuda bir şeyler yapıyorduk ama Latife’nin Akademi’yi bize açmasıyla iş daha da büyüdü. Bize bir atölye verdi. Orada insanların takdirini kazanmak çok hoşumuza gitti. Yaptığımız her şeyin satıldığını görmek, insanların beğenisini gözlerinden okumak bize şevk verdi. Dört yıl önce de bu dükkana geçmeye karar verdik. 14 Ağustos’ta bu dükkandaki dördüncü yılımızı kutladık.

Kikkula

Nasıl bir müşteri profili var?

Uta: İlk iki yıl sadece yabancılara sattık. Özellikle İskandinavlar tasarımlarımızı çok beğendi. Yavaş yavaş tanınmaya başladık. Basın da ilgilenmeye başladı. Özellikle son birkaç yıldır İstanbul’dan buraya bir göç var. Bu göç de bizim müşteri profilimizi değiştirdi.

Kikkula’ya gelen bir kişi burada neler bulabilir?

Tuna: Kağıt hamuru çanaklardan özel tasarım aydınlatmalara, heykellerden takılara, defterlerden özel tasarım objelere birçok ürün var. Ayrıca burada işlerini çok sevdiğimiz arkadaşlarımızın ürünlerini de sergiliyoruz.

Kikkula

Söyleşinin notlarını Kikkula’dan aldığım deftere yazdım. Sonra da kendimi hoş bir Gümüşlük akşamına bıraktım. Ben kapıdan çıkarken Tuna ve Uta, çoktan tezgahlarına dönmüş üretmeye başlamışlardı bile. Buna aşk denmez de ne denir?

Kikkula

Kikkula

Kikkula

Kikkula

Kikkula

Kikkula

GÜMÜŞLÜK AKADEMİSİ: BENZERSİZ BİR HİKAYE

 

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.