#yaşam

KILIMANJARO'YU MERAK EDENLERE

NİLAY ÖRNEK | 12 Nisan 2016 #yaşam

Bu yazı Afrika’daki bir dağla ya da Hemingway’ın romanıyla ilgili değil; İstanbul’da Bomonti Ada içinde açılan bir restoran-bardan, Kilimanjaro’dan bahsedeceğim…

Doğal görünümlü bir restoran: Kilimanjaro

Genel olarak İstanbul için sosyal hayatın çok da güzel gittiği söylenemez.
Ama yeni ve umut veren, bir sosyal adamız var malum: Bomonti Ada.
‘Babylon’la tanıdığımız Pozitif’in tarihi Bomonti Bira Fabrikası’nda hayata geçirdiği yer.
Babylon Ada, açık hava alanları, sanatseverler için Alt’ı ve Babylon’unun yanı sıra Kilimanjaro, Kiva Meyhane, Delimonti, Populist’le de bir yeme içme merkezi…
Kilimanjaro ise bölgenin en popüleri olmaya aday.

PEKİ NEDEN?

Her şeyden önce yüksek tavanlı, aydınlık, barıyla dikkat çeken, açık havada masaları da olan güzel bir mekan. Mimarlık ofisi Autoban, havalı bir yer yaratmış.
Ben denemedim ama deneyenler “Kokteylleri güzel” diyor.
Ben de açıkçası mönüsünü ve yemeklerini beğendim. 
Restoranın mönü ve konsept danışmanı, benim şahsen uzaktan pek beğendiğim biri. Vogue ve Condé Nast Traveller’ın yemek editörü, ‘İçindekiler’ kitabının iki yazarından biri olan Cemre Narin.
Şef ise The Marmara Otel’in tepesindeki Raika’nın eski şefi, genç ve yetenekli Mustafa Otar.

Kilimanjaro'da insan kalabalığı

FİYATLAR NASIL?

Mönüdeki ‘Ortaya Büyükler’ bölümünden de görülebiliyor ki, bol bol paylaşımlık tabak var.
Bademli firik pilavıyla çıtır tandır (150 TL) ve fırında bütün organik tavuk (120 TL), 3-4 kişilik paylaşımlık tabaklar.
‘Ortaya Ufaklar’ da bölümü de var ki, bu bölüm çok daha çeşitli. Soğuklar ve sıcaklar olarak ikiye ayrılıyor ve 14 TL ile 45 TL arasında fiyat seçeneği sunuyor.
‘Tabaklar’ olarak adlandırılan mönüdeki ‘doyuranlar’ 16-75 TL arasındaki fiyatlarda. Tatlılar ise 18 ile 28 TL arasındaki fiyat aralığında.
Yakındaki Feriköy Organik Pazar’dan mönüye lezzetler koymak da akıllıca bir dokunuş.

Havuçlu pazı

YEMEKLER NASIL?

Biz çok kişi gidip, bol yemek denemeyi seçtik.
Genel anlamda: Az ve öz malzeme, doğal, mevsimsel, basit ama özenli!

Bir tabak ılık pırasa


Mesela restorana birlikte gittiğim arkadaşım ‘rezene salatası’ istemese hayatta ısmarlamazdım… Ya da ‘havuçlu pazı’yı… Ama büyük bir kaybım olurmuş meğer; ikisi de nasıl lezizdi. O ılık pırasa ise ‘ay yay yay’! Sonradan sık sık hatırlanacak ve can çektirecek kadar leziz.

Dana Tartar

Kendi mutfaklarından çıkan patates cipsiyle servis edilen Dana Tartar nasıl lokumdu…
Nohutlu levrek ızgara ve mevsim sebzeleriyle gelen kuzu pirzola ‘tam kıvamında pişmiş’, sulu sulu gelmişti.

Kuzu İncikli Milföy


Ama Kuzu İncikli Milföy, hem görünümü hem de tadıyla çok ama çok güzeldi.

Çikolatalı Brioche

YA TATLI…

Yemeklerde olduğu gibi tatlılarda da paylaşma yolunu seçtik.
Hepimiz Tahinli Ballı Chox, Çikolatalı Portakallı Brioche ve Antep Fıstıklı Creme Brulee içerisinden en çok creme brulee’yi beğendik.

FARKI O ‘AMA’LARDA…

Tanışık olduğumuz yemeklerin küçük dokunuşlarla farklılaştırılması, ‘en basit, en tanıdık’ görülen yemeklerden şaşırtıcı lezzetler çıkması restoranın en güzel yanı.
Bu ‘farklı yorumlama’ işini, fotoğraflarını da bu yazı için ödünç aldığım nam-ı diğer ‘Tat Dedektifi’ Sinan güzel anlatıyor: palamut ama isli, mercimek ama sucuklu, mantı ama karidesli, kuzu incik ama milföyle kaplı, creme brulee ama Antep Fıstıklı…

Ilık fırın pırasa

KONSER ÖNCESİ Mİ?

Bu yeme içme işlerinde, hele de İstanbul gibi kaygan zeminlerde bir yere kefil olmak zor. Ama genel olarak Kilimanjaro’nun bende pozitif etki bıraktığını söyleyebilirim.
Mekanın konser öncesi uğranıp bir şeyler atıştırmalık değil uzun ve keyifli bir yemek yeri olduğunun altını çizmeliyim. Ama tercih sizin… 19.00’da gidilen restorandan 21.30’daki konsere kaymak da fena fikir değil.

Yemek fotoğrafları: Sinan Hamamsarılar

YAZAR HAKKINDA

NİLAY ÖRNEK

Gazeteci, televizyon programcısı. 5 yıl Sabah’ta editörlük; 8 yıl Milliyet’te köşe yazarlığı ve editörlük yaptı. Milliyet’te çalışırken önce 1 yıl, ardından 4 ay Knight Wallace Fellows adlı gazetecilik bursu için ABD’ye gitti. Kuruluşunda yer aldığı Habertürk Gazetesi’nde önce yazı işleri müdür yardımcısı ve yazar, sonra da hafta sonu ekleri genel yayın yönetmeni ve yazar olarak 2,5 yıl görev yaptı.

2,5 yıl da Akşam Gazetesi’nde ek yayınları yönetti. gazetevatan.com’un yayın yönetmenliğini yaptı. 2 yıl boyunca Digiturk Turkmax Gurme’de Şehirli Sofralar adlı bir yemek/yemek kültürü/mekan programı yaptı. Sözcü Gazetesi’nin günlük ekinde de 2 yıl boyunca haftanın 2 günü köşe yazdı; ek günlükten haftalığa dönünce ayrıldı. Kafa Dergisi'nde ilginç koleksiyonları olan insanlarla söyleştiği “Koleksiyon Kafası” adlı bir sayfa yapıyor. KiaMore'da, spesifik olarak yemek, yemek kültürü ve çevresinde gelişen olaylar hakkında yazıyor. Yurt dışı ve yurt içinde de çeşitli yayınlara ilgi alanı olan konularda dosyalar hazırlıyor. Yeniden “masabaşı”na dönmemek için sıkı gezip sıkı çalışıyor...

BENZER İÇERİKLER