#yaşam

MADAME DE SEVIGNE'NİN MEKTUPLARI

AYHAN SİCİMOĞLU | 28 Temmuz 2016 #yaşam

Paris, 12 Şubat 1671 Perşembe

Şimdilik, olanların sadece kısa bir bölümünü aktarıyorum çünkü yarın size uzun bir mektup yazacağım. Zira duyduklarımı size yazmadan duramadım.

Başkan Amelot (Gourney Derebeyi parlamento danışmanı) yaptığı onca ziyaretten sonra akşama çok yorulup birdenbire komaya girdi ve sabah sekizde maalesef vefat etti. Sizden derhal hanımına bir mektup yazmanızı rica ediyorum zira bu ailesi için çok büyük bir darbe oldu.

Lavalliere Düşesi (14. Louis'nin ilk resmi metresi), Mareşal Bellefonds eliyle yazılı olarak kralın mahiyetini terk edeceğini bildirdi. Tabi bizler bu mektubu göremedik. Artık Kral’ın ihtimamına mazhar olmadığını, buna dayanacak gücü kalmadığını ancak kapanacak (manastıra) kadar kudreti olduğunu ve tüm gençliğini verdiği bu aşkın hala devam eden ateşini de günahının cezası olarak ölene kadar çekeceğini ve ruhunun kurtulması için hala vaktinin olduğunu söylediği mektup Kral’ı gözyaşlarına boğmuş. Colbert'e (14. Louis devrinin en önemli devlet adamlarından) derhal Chaillot Manastırı'na gidip son bir defa daha konuşabilme ümidiyle derhal Versailles Sarayı'na, getirmesini buyurmuş; öyle de olmuş. Kral konuştukça Louise (Lavalliere Düşesi) ağlamış, buna şahit olan Madame de Montespan (Kralın diğer metreslerinden biri) ona kucağını açmış ve beraber gözyaşı dökmüşler. Bütün bunlar anlaşılır gibi değil, kimileri Versailles'da ve Kral'ın mahiyetinde kalacak diyor, kimileri de Chaillot Manastırı’na geri gidecek diyor.

Bakalım göreceğiz...

Sevgili Anneniz
Mme de Sevigne

14. Louis 1638-1715
Güneş Kralı 14. Louis, geri dönmesi için gözyaşları içerisinde metresinin ayaklarına kapanıyor. 14. Louis, 77 sene tahtta kalarak Avrupa monarkları içerisinde hala kırılamayan bir rekor kırmış. Zamanın Fransa'sındaki yaşam şekillerine göre tüm hayatı boyunca 2 veya 3 kere yıkandığı söylenir…

 

Mektubun diğer kahramanları:


Metres Louise de LaValliere


Madame de Montemard


Monsieur Colbert

 


Madame de Sevigne (Marie de Rabutin Chantal)

Marie de Rabutin Chantal, 1627de Bourbilly şatosunda doğdu. Babası Chantal Baron’u, Celse Benigne de Rabutin, İngilizlerle yapılan bir savaşta öldürüldü. Kısa bir sure sonra annesi Marie Coulanges de hayata veda edice Marie 18 aylık iken öksüz ve yetim kaldı. Bu cingöz bebeği anneannesi yanına aldı ancak Marie 9 yaşına gelince anneanne de öte dünyaya göçtü. Dayısı Christophe de Coulanges çocuğu evlat edindi. Çocuktan zeka fişkırıyordu ama belki de bu entelektüel dayı çocuğun en büyük şansı oldu. Kuzeni Philippe Emanuel de Coulanges ile beraber kardeş gibi büyüdüler. Eğitime çok önem veren dayı sayesinde sadece nakış, dikiş öğrenen zamanın kızları gibi değil, erkek kuzeni gibi büyüdü. Latince, İtalyanca ve İspanyolca lisanları ile eğitimini yaptı. Sonuç; Bir kadının entelekti bir erkekten daha renkli, mutlu, sevgi dolu olabilir ve edebi tavrını da ustaca kullanarak tüm bu entelektüel güçlerini kuvvetlendirebilir.

Fransız biyografi hocasının tarifi ile genç kadın: "Olağanüstü güzellik abidesi değil ama daha çok, içi dolu ve çok güzel bir kadın. Hatları şuh değil ama daha ifadeli. Minyon bir tip değil, daha etkileyici uzunca boylu. Açık renk saçlı, çok sağlıklı, güzel açık bir tene sahip. Pırıltılı gözleri vücut lisanına ayrı bir canlılık katıyor. Tatlı bir ses tonuna sahip ve müzik bilgisi de mevcut."

1644 de 18 yaşına bastığında güzel, akıllı, tahsilli, terbiyeli ve çok zengin bir kızdır. Öte yandan Sevigne Markisi Henri ise çok büyük bir servete sahip olmayan yakışıklı, hovarda bir gençtir. Bir aşk evliliği ile evlenirler. İlk çocuk bir kızdır, ikincisi oğlan. Henri karısının parasını yiyen ve pek eve uğramayan bir adam olur çıkar. Su testisi nihayet kırılır; Henri bir metres düellosunda kılıç ile ağır yara alır ve kan kaybından şerefsizce can verir. Markiz de Sevigne utanç içinde çocuklarını aldığı gibi koca evini terk eder ve Paris’e yerleşir. Genç, güzel ve zengin dul 25 yaşındadır. Bir yığın evlilik teklifini elinin tersiye iter ve bir daha da hiç evlenmeyerek kendini çocuklarına adar. Kızı Francoise ile yakın bir dosluk kurar. Francoise’ın 22 yaşına bekar olarak basması “evde kalma” alarm zillerinin çalmasına neden olur. Mme. de Sevigne endişenlenmeye başlar. Kuzeni Bussy’ye yazdığı bir mektupta, kızının kaderi hakkında karamsardır. Bu mektuptan dört ay sonra beklenmedik bir aşk doğar. Kızımız Francoise, pek öyle yakışıklı sayılamayacak ancak sempatisi, atletik vücudu, mükemmel kılıç kullanması ve ustaca ata binmesi ile genç kızların gönlünü çelen, aynı zamanda bariton sesi ile romantik şarkılar söyleyen Grignan Kontu’na aşık olur. Taşranın saygın asil ailelerinden 36 yaşındaki damat, François de Castellane, Ornano-Adhémar de Monteil de Grignan’ın ünvanları şöyledir: Grignan Kontu, Termoli Dükü, Campobasso Kontu ve Entrecasteaux Baronu. Madame de Sevigne’nin kızı kontes ünvanı alacak ama maalesef taşraya, Grignan kasabasına taşınacaktır. Bu ayrılık Madame de Sevigne’ye çok ağır gelir. Kızınına uzun uzun yazacağı meşhur mektuplar başlayacaktır. Bu bin küsur adet mektup, 14. Louis Fransa’sını bize müthiş bir gözlem ve lisan ustalığı ile günümüze birinci gözden anlatan, Fransız edebiyatı için bir abide olarak tarihe geçecektir.

(Not: Türkçeye hiç çevrilmemiş. Ben kızım Ayşe’ye 1870 Paris baskısını bulup hediye ettim, merakla okuyor)

Grignan kasabasında her sene bir “Mektup Festivali” düzenleniyor. Tüm şehir kırmızı tüy kalem sembolleri ile bezeniyor. Grignan Kalesi eteklerindeki bu şirin kasaba aynı zamanda bir gastronomi cenneti. Durance Nehri'nin suladığı topraklar, lavanta ve çiçek tarlaları ile bezenmiş. Adını nehirden alan meşhur Durance parfümlerinin fabrikası da burada. Durance parfümlerinin ve aynı zamanda kasabadaki Michelin yıldızlı lokanta ve butik otellerin sahibi Nicholas Ruth, beni yıldızlı lokantası “Clair de la Plume”e davet etti.

Michelin yıldızlı ”Clair de la Plume”de yörerinin hafif yaz trüfü ile hazırlamış nefis bir öğlen yemeğine birer kadeh yine yöresel Grenache üzümü rozesi eşlik etti.

Yemekten sonra güzel kasabayı sindire sindire, usulca yürüyerek kaleye kadar çıktık. Kaleyi de iki rehber eşliğinde gezdik.

Yatak odalarının ihtişamının sebebini anlattı rehberimiz. O devirlerde kontesler misafirlerini yatak odalarında kabul ediyorlar. Full giyim ve makyajlı yatağa uzanıyorlar, misafirler koltuklarda. Hiç bilmiyordum, çok etkilendim. Tarihi yerleri gezmeden evvel içinde yaşamış olanlar hakkında bilgi sahibi olursanız, başka gözle geziyor, anlıyorsunuz.

Yataklar çok yüksek, tırmanmak için basamaklar var. Tam dört kat şilte: İlk kat saman, ikinci kat yün, üçüncü kat at kılı ve dördüncü kat kuş tüyü.

Madame de Sevigne bu şatoda, belki bu yatakta, kağıtları ve kırmızı tüy kalemleri arasında 17 Nisan 1696'da ölmüş.

 

Ayhan Sicimoğlu, Temmuz 2016

YAZAR HAKKINDA

AYHAN SİCİMOĞLU

Sanatçı Ayhan Sicimoğlu, gezi ve kültür programları ile tanınmaktadır. Müzisyen, gezgin, radyocu, TV programcısı Sicimoğlu; Hacettepe Üniversitesi’nde Ekonomi eğitimi almıştır. Üniversite eğitiminin ardından fotoğraf ve film tekniklerini öğrenmek için İngiltere’ye giden sanatçı, müzisyen olarak beş yıl Roma’da yaşamış, ardından New York’a yerleşmiştir.

Son dönemlerde TV’de "Ayhan Sicimoğlu ile Renkler" adlı gezi ve kültür programını, Digitürk'te "Gastronomi Maceraları" ve İZTV'de "Limonata" programlarını hazırlayıp sunmaktadır. Joy FM’de "Latin Lover" radyo programını yürütmekte ve kurucusu olduğu "Latin All Stars" grubu ile performanslar sergilemeye devam etmektedir.

BENZER İÇERİKLER