#yaşam

MEZE BY İŞİNE ÖZEN GÖSTEREN İNSANLAR...

NİLAY ÖRNEK | 15 Kasım 2017 #yaşam

Sade, şık, minik retro ayrıntılarıyla güzelleşen, müzikle boğmayan, farklı mezeleriyle, menüsündeki az ama iddialı yemekleriyle, sahiplerinin ilgisiyle öne çıkan bir meyhane: Meze by Lemon Tree...

KIAMORE içinde bu bölümün takipçileri çok az zaman restoran yazdığımı bileceklerdir. Bunun da pek çok nedeni var; sizin beğenip tavsiye ettiğiniz mekânda, ürün ya da servisin aynı şekilde, aynı kalitede olma ihtimali her zaman çok yüksek olmuyor. Bu yüzden ben, Susurluk’ta bir tostçuyu ya da Fatih’te bir pideciyi çok daha rahat tavsiye edebilirken, aynı şeyi İstanbul’daki bir büyük restoran hakkında yapamayabiliyorum.

Ancak yıllardır, yurt içindekiler bir yana pek çok yurt dışı yeme içme rehberlerinde (Where Chefs Eat’ten Unique Monocle Guide to İstanbul’a, bu ay 130 gizli müfettişin oylaması ile ortaya çıkan İncili Gastronomi Rehberi’nden Louis Vuitton Guide İstanbul’a) övgüyle anılan Meze by Lemon Tree’den az biraz bahsetmek istedim.

Genellikle bir yerin sahibi ya da işletmecisiyle tanışmış olmak da beni yazmamaya yöneltir, objektif algımı bozar çünkü... “Bize daha özenli servis verildi” diye düşünürsünüz.

Ama bu defa tam tersi bir etkiden bahsedeceğim; ayrıntıya özenden...

GÖRÜNÜŞTEN FARKLI ZATEN

Beyoğlu’nda ikamet etmeme karşın hiç gitmemiştim Meşrutiyet Caddesi’ndeki, merkezi köşede yer alan (Pera Palas Otel’in karşısı) Meze by Lemon Tree’ye...

Sade, şık, minik retro ayrıntılarıyla güzelleşen, 7 masalı bir yer burası. Masalardan biri yüksek, eski tip meyhanelerin girişinde olanlardan, biri de loca tarzında...

Müzik bağırmayan türden, servistekiler ilgili, güler yüzlü. Bir de su, kadehte değil su bardağında.

“Bizim mezelerimiz her gün değişir ama değişen her şey de farklıdır” diyerek saymaya başlıyor garson bey vitrindekileri.

Zaten görünüşleri o kadar farklı ki, “Farklılar”, diyor her şeyden tatmak istiyorsunuz.

“Türk mezelerine modern yorum” denilen şey burada var o net, klasiğe yakınlar da yok değil. Rakıyla da uyumlu ama daha çok şaraplık gibi mezeler.

ORTAKLARIN VİZYON KARMASI

Ben daha mekâna girer girmez, kasa yanında duran “Bütün İyiler Biraz Küskündür”ü yani yeni çıkan kitabımı gördüm. Seviniyorum tabii ama çok çaktırmadım.

Ancak mekânın sahiplerinden Hakan Denizer ile kitap muhabbetiyle tanışıp restoranın hikâyesini dinlemek hoştu.

Röportaj için soru gönderen gazetecilerin bile yarısının kitap okuduğu günümüzde, bir restoran sahibinin okuduğu kitabın sahibini araştırması, röportajını izleyip okuması beni biraz etkiledi galiba. Ben de böyle bir tip olduğum için belki de eline aldığını araştırarak, inceleyerek yapan biri olduğunu düşündüm.

Mekânın sahipleri üç kişi imiş, başta Hakan Denizer (rehber ve acenteci), Murat Hiçyılmaz (yazar, mimar) ve hem rehber-turizmci hem de şef olan Gençay Üçok. Önce Bodrum Türkbükü’nde “Lemon Tree” adlı bir butik otel açmışlar, daha sonra da hep “Bir meyhanemiz olsa” muhabbetlerini burada gerçek kılmışlar.

Mekânın genel halinden menüsüne her şey bu üç kişinin vizyon ve birikiminin bir karışımı olmuş.

Şimdi Şişli Terakki’den de sınıf arkadaşı olan Hakan Denizer ile Murat Hiçyılmaz iki ortak olarak sürdürüyorlar restorancılığı.

BAL, BADEM, KAYMAK VE DİĞERLERİ

Mezeler farklı, dikkat çekici ve lezzetli. Ara sıcak karides güveç (tarhunlu) ya da mekânın ünlü yemeklerindenmiş, kavurma fener balığı pek leziz. Kendi yaptıkları hardalla, pancar, mısır ve farklı pişirilmiş bir patatesle servis edilen kuzu lokum da mesela pek akılda kalıcıydı.

Tabii menünün en akılda kalıcılarından bahsedecek isek bir tatlının ön plana çıktığını söylemeliyiz. Ballı, bademli, cevizli, muzlu, kaymaklı, acı biberli tatlı biraz “bomba”!

Fotoğraflar: Sinan Hamamsarılar

YAZAR HAKKINDA

NİLAY ÖRNEK

Gazeteci, televizyon programcısı. 5 yıl Sabah’ta editörlük; 8 yıl Milliyet’te köşe yazarlığı ve editörlük yaptı. Milliyet’te çalışırken önce 1 yıl, ardından 4 ay Knight Wallace Fellows adlı gazetecilik bursu için ABD’ye gitti. Kuruluşunda yer aldığı Habertürk Gazetesi’nde önce yazı işleri müdür yardımcısı ve yazar, sonra da hafta sonu ekleri genel yayın yönetmeni ve yazar olarak 2,5 yıl görev yaptı.

2,5 yıl da Akşam Gazetesi’nde ek yayınları yönetti. gazetevatan.com’un yayın yönetmenliğini yaptı. 2 yıl boyunca Digiturk Turkmax Gurme’de Şehirli Sofralar adlı bir yemek/yemek kültürü/mekan programı yaptı. Sözcü Gazetesi’nin günlük ekinde de 2 yıl boyunca haftanın 2 günü köşe yazdı; ek günlükten haftalığa dönünce ayrıldı. Kafa Dergisi'nde ilginç koleksiyonları olan insanlarla söyleştiği “Koleksiyon Kafası” adlı bir sayfa yapıyor. KiaMore'da, spesifik olarak yemek, yemek kültürü ve çevresinde gelişen olaylar hakkında yazıyor. Yurt dışı ve yurt içinde de çeşitli yayınlara ilgi alanı olan konularda dosyalar hazırlıyor. Yeniden “masabaşı”na dönmemek için sıkı gezip sıkı çalışıyor...

BENZER İÇERİKLER