#yaşam

WELCOME TO MIAMI

TUBA ÜNSAL | 26 Nisan 2016 #yaşam

"Bana Enrique Iglesias'ın evini değil Sibel Can'ın evini göster kanka"

34 kişi aynı uçakla Miami'ye uçuyoruz, diğer 32 kişi de bizi Miami'de bekliyor. Güntaç Özdemir ve Beril Göral evleniyor, hep beraber soluğu Miami'de alıyoruz. Check-in'e girmeden elimize hafta sonu düğün planının olduğu gazete ve bir şişe viski tutuşturuluyor. Bu daha başlangıç, kemerlerinizi bağlayın dolu dolu 4 günlük Miami seyahati başlıyor

San Juan Hotel
Uçaktan inince doğrudan otele geçiyoruz. Meşhur Ocean Drive'ın bir üst caddesinde, Collins Bulvarı'nda, karşımızda Madonna'nın sahibi olup olmadığı hala muamma olan Delano Otel var. Lokasyon iyi, performans kötü. Küçük bir hayal kırıklığıyla uyumaya çalışıyoruz. Mirgün'le sanırım ilk kez ayrı yataklarda yatıyoruz, iki tek kişilik yataklı odamızı ertesi gün değiştiriyoruz, yine iki tek kişilik yataklı biraz daha aydınlık bir oda veriliyor, 10 üzerinden 5 puan veriyoruz ve yatmadan yatmaya gittiğimiz otelimizle kavgayı bırakıyoruz. Collins Bulvarı doğru lokasyon, bunu bir yere not edin ama Don Juan oteli unutun.

Sweet Liberty
İlk gece düğün alayının buluşma yeri bu bar/restoran oluyor. Menüye göz attığımda dakika bir gol bir "Skirt Steak" yazdığını görüp sevinç çığlıkları atıyorum. Amerika günlerimin favori eti. Dananın tam olarak neresi olduğunu bulamasam da müthiş bir et, hele hele bir de ben marine edersem tadından yenmez. Geceyi jetlag sebebiyle erken noktalıyoruz pelte bir şekilde yatağa süzülüyoruz.

Big Pink
Miami'ye yolunuz düştüğünde tam bir Amerikan kahvaltısı arıyorsanız size şiddetle öneririm. Kocaman pancake'ler ve çırpılmış yumurtalar insan evladı porsiyonlarından çok öksüz doyuran cinsi, kocaman. Tavsiyem iki kişi ortaya söylemeniz. Somonlu poşe yumurtayı deneyin pişman olmazsınız.

Wynwood Caddesi
Miami'yi sevdiren yerlerden birisi oldu bana. Müthiş bir cadde. Eski sanayi bölgesini grafiti sanatçılarına boyatıp muhteşem seyirlik bir yer haline getirmişler, minik butikler ve kafeler çok cool. Ayrıca garaj kapılarından oluşan sokak sergisi de mutlaka gezmeniz gereken bir yer. O kadar çok fotoğraf çektim ki bir ara bütün sokağı sadece kameradan algıladım gibi, yani gerçek bir Japon oldum burada.

Renkler ve tezatlar
Miami'ye yıllarca giden herkese gıcık oldum. Benim için derinliği olmayan, tuhaf, plastik bir şehirdi. 10 sene önce sanırım gitmiştim ilk ve çok da gözüm tutmamıştı. Kadınların hepsi birbirinin aynısı, sarımsı saman saçlar ve koooocaman memeleriyle yürüyüş yaparken bile makyajlı halleri pek benim tarzım değildi. Bu sefer her şey aynıydı ama mimari dokusuna hayran kaldım. Evlerin art-deco mimarisi, kullanılan renkler, gökdelenlerin olduğu şehir şehir kokan yerin haricinde bu sayfiye yeri havası hoşuma gitti. Bir de Los Angeles gibi havası güzel, doğası güzel ama daha kompakt bir hal var şehirde. Ulaşım çok kolay, eğlenceli ve plaj merkezli günlük hayat falan yaşaması daha kolay geldi. Flamingonun sembol olduğu bir şehir ne kadar kötü olabilir ki?

Able&Baker
Barı falan fena değil, bizim grup kalabalık olduğu için restoran bölümünü kapatmıştık, normal ambiyansı nasıl bilmiyorum ama yemeklerinin felaket olduğunu söyleyebilirim. Bu bölüm "You have to" bölümü değil "Don't" bölümü.

Soho House ve tatlı tesadüf
Soho House Miami'ye bayıldım, havuz kenarı ve terası şahane. İçindeki Mandolin restoran çok güzel. Rakı bulup Miami ambiyansında içmek de fena olmadı. Memleket özlemi bir yerlerden çıkacak işte. Soho House koridorlarında ilerlerken bir anda karşıma meşhur afiş tasarımcısı Emrah Yücel ve ailesi çıktı. Emrah ve Simla benim çok eski arkadaşlarım, dünya ne küçük geyiği yapıp grubumuza geri dönüyor, kız isteme merasimimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Sushi Samba
Suşi severseniz mutlaka uğrayın derim. Las Vegas'ta iki gece üst üste gittiğim nadir restoranlardan. Lincoln Caddesi'nde. Bu cadde alışveriş merkezi olarak da ideal. Gündüz Urban Outfitters ve American Apparel tavafı da yapılabilir.

Plaj seçimi
Bir günümüzü tam gün plaja ayırdık. Hotel Victor'un plajını seçtik. Fena fikir değildi, gey festivalinin ortasındaydık ve çok eğleniyorduk ama gruptaki birkaç erkek arkadaşımız için biraz zorlayıcı bir gün oldu. Festival coşkusunu pek yaşayamadılar. Miami'de otel plajları dahil her yer halka açık, o sebeple şöyle güzel bir plaj barı olsun ve bir garson bulup soğuk biramı yudumlayayım gibi bir durum yok. O yüzden bizim gibi soğuk buz kovanızı ve içeceklerinizi yanınızda taşımanız gerekiyor. Yemek için de festival alanını denedik, bayağı başarısız girişimlerdi.

Miami'ye gitmek için 3 neden
- Havası, denizi çok güzel. Ulaşım çok kolay, navigasyona ihtiyaç duymadan, rahatça yürüyerek neredeyse her yere ulaşabilirsiniz.
- Pembe, turkuaz renkler her yerde karşınıza çıkıyor ve evlerin duvarlarında onları görmek şahane iç açıcı geliyor.
- Meksika'ya ve Küba'ya çok yakın. Yakında Küba'ya feribot seferleri başlıyor. Benim gibi bir haftada birkaç şehir, hatta ülke yapmayı sevenlerdenseniz 4 gün Miami 3 gün başka bir yer gayet yeterli.

Bir sonraki seyahat yazım anlayacağınız üzere Meksika, Tulum'dan. Görüşürüz.

YAZAR HAKKINDA

TUBA ÜNSAL

Oyuncu, ajans TUBA kurucusu

BENZER İÇERİKLER