#yaşam

MİKONOS

AYHAN SİCİMOĞLU | 30 Mayıs 2015 #yaşam

Uzun seneler pek fazla merak etmedim.. Avrupa Jet Set koştu durdu.. Bir yığın davet aldım ama hiç bir zaman da canım çekmedi. Nihayet benim ile aynı gün 25 Ağustos ta doğan çok sevdiğim bir arkadaşım, “Her sene 1 aylığına tuttuğum geniş bir eve tüm yakın dostlarımı dünyanın her ülkesinden çağırıyorum ama artık bu yaz gelmezsen gücenirim” deyince apar topar yola koyuldum.

Gece hayatı, plajlar, lokantalar, tatlı hayat için her gece program yapılmış bile..

Mykonos

Gündüzleri meşhur “Nammos” da masamız hazır. Avrupa Jet Set bebeler, Arap Şeyh çocukları, “euro-trash” denilen kalabalık. Masalarda uzun bacaklı minnacık dore mayolu şarışınlar. Amerikalı genç kızlar birdenbire kalkıp bir dans show yapıyorlar. Nammos da şampanyalar bütün gün patlıyor, buz kovaları içerisinde Fransız sahillerinin vazgeçilmez rozesi “Domain Ott” dev magnum şişelerde. Hiç unutamadığım ise devamlı bol Tarkanlı “Türkçe POP” çalan Yunanlı DJ idi.

Böylesine bir ortama dayanma süresi ortalama iki gün. Üçüncü gün başımın çaresine bakacağım.

Mykonos, Neopolis’e (Kuşadası) 100 deniz mili ve Atina’ya da 100 deniz mili mesafede, yani Egenin tam ortasındayız. Cyclades (Çember) adalarının ve aynı zamanda dünyanında merkezi sayılan Delos adasının da yandibi.

greece-mykonos

Adada tarih yok, herşey yepyeni, yani sıkılmaya başlamaya beş var. N’aapsak n’aapsak derken, ücra bir köşede bir Folklor Müzesi gözüme ilişti. Akşamüstü 17:00 de açılıyor. Ertesi gün yemekten evvel 19:00 da müzedeyim. Fazla bir şey yok. Birkaç mankenin üzerine giydirilmiş eski folklorik Mykonos giysileri, eski Mykonos evi ve mutfağı canlandırması, vesaire. Müzedeki tek yetkili yaşlı Rum teyze çok konuşkan diil ve hatta biraz utangaç. Adanın meşhur korsanı Mermelechas’tan söz açılınca o meraklı ruhum kıpırdanmaya başladı. Eve döner dönmez internete yapıştım, fazla bilgi yok. Yunanlı komunist şair Giannis Ritsos’a göre Türk asıllı veya karşı tarafdan gelme. Mermelechas adı’nın belkide Memluk’den gelmiş olabileceğini okudum. Kara renkli, pek fazla yakışıklı ve kesinlikle adalardan olmayan bir tip. Mermelechas’ın nereden ve nasıl geldiği hiç bilinmiyor, bir ihtimal Osmanlı’dan kaçan bir Osmanlı. Egenin iki yakasının da Osmanlı’ya ait olduğunu düşünürsek ve her iki yakaya da en uzak noktanın Mykonos olduğunu düşünürsek, saklanmak ve korsanlık için mükemmel bir ada. Unutmayınız ki korsanlık o devirde şerefsiz bir meslek değil, hatta Mermelechas gibi “Robin Hood” vari bir tutum ile tam tersi. Mermelechas bir halk kahramanı. Mykonos’da, bol bol, 24 saat esen rüzgardan gayri hiç bir şey yok. Düşünün, senede sadece on gün rüzgar esmiyor.  Anadolunun buğdayını öğüten ve un karşılığı fason çalışan değirmenler, balıkçılar ve bir de  vurgunlarından kazandığının bir kısmını  halka dağıtan korsanlar... Gemilerin sadece su ve paximadi (peksimet) ikmali için kısa süre demir attıkları bir kaya yığını.

Ayhan Sicimoğlu

Yaşlı Rum teyzenin ağzından birdenbire Rumca yanık bir türkü döküldü. “Mermelechas, Mermelechas işte sana bir ağıt. Bize de biraz o merhametinden dağıt”.

Aklıma, yazıların olmadığı antik çağlarda, antropologların insanlık tarihini halk şarkılarının izini sürerek yaptıkları  bilimsel araştırmalar geldi. Mermelechas hakkında yazılar yok ama türküler (halk manileri) sıragelmiş kalmış.

Adada yaşayan bir efsane olan Mermelechas’ın son derece hızlı ve kıvrak bir yelkenlisi “Bella Viena” ve  maharetli tayfaları var. O devirde bu tip korsanlar Hristiyan, Müslüman, Türk, Ceneviz ne av bulurlarsa saldırıyorlar ama Ege Denizi de Türklerin kontrolü altında. Bu azılı korsanın ana üssünün Mykonos adası olduğu biliniyor ama bir türlü yakalanamıyor.

Kaptan-ı Derya’nın ünlü filosu bir gece anzısın, hem kumanya, hem taze su, hem de Mermelechas’ı almaya Mykonos sularına karanlıkta sessizce hayalet gibi sıralanıyor.

Ulak “Duyduk duymadık demeyin, Mermelechas korsanını gün batımına kadar teslim etmezseniz adanızda taş taş üstünde kalmayacak” Ada halkı büyük bir heyecan içinde kiliseleri dolduruyorlar, mırıl mırıl dua ediyorlar, son saatleri pupa yelken süratle yaklaşmakta. Güneş kızıla dönüyor işte, birazdan toplar gümbürdemeye başlayacak. Siyah giysili kadınlar, bebeleri kucaklarında birazdan kavuşacakları İsa’ya son dualarını okuyorlar. Papazlar tütsüleri ellerinde dualar üflüyorlar, kiliseler çaresiz. Beyaz kireç badanalar kızıla döndü işte güneş hiç bu kadar iri ve kırmızı olmamıştı. Sahilde altın kakmalı Osmanlı kayıkları dönüş için emir bekliyorlar....

O da ne? Sahilde bir karaltı emin adımlarla kayıklara doğru yürüyor. Panayamu! Mermelechas! Son dakikalarda bir kara şövalye gibi çıkageldi işte. Telaşsızca kayıya biniyor, kürekler sulara dalıyor, tüm ada halkı kiliselerden sahile böcekler gibi akın ediyor. Birazdan Kapudan Paşanın mizana direğinde sallanacak olan kahramanları, iyiliksever, dulların ve öksüzlerin koruyucusu Mermelechas için son dualarını yüksek sesle sıralamaya başlıyorlar. Dualar ve dalga sesleri birbirine karışmış bir uğultu kaplıyor adayı. Rüzgar bile duruyor.

Ayhan Sicimoğlu

Güneş batmış, gece basmış, bir hüzün kaplamış adayı. O da ne? Aynı süslü kayık fenerlerini yakmış geri dönüyor. Kürekçilerden gayri sadece tek bir yolcusu var. Kayık baştankara olmadan yolcu atlıyor dizlerine kadar suya. Mermelechas’ın hayaleti bu. Dualar kabul oldu işte, ruhu döndü. Mermelechas’a kimse değil konuşmaya bakmaya bile cesaret edemiyor. Hızlı adımlarla mağarasına doğru ilerliyor ve karanlığında kayboluyor.

Ertesi sabah donanma buhar olup uçmuş, Mermelechas kendi elleri ile vefakar gemisi “Bella Viena’yı ateşe vermiş, ve akabinde günlerce mağarasından çıkmamış. Su kuyusunun yanı başına bir fırın imal etmiş. Çifte kavrulmuş peksimet imalatına başlamış, koca korsan basit bir fırıncı oluvermiş.

Veba salgını adayı kavurmaya başlayınca halk korkudan ölülere elini sürememiş, cesetler evlerde kokmaya başlamış. Bizim Robin Hood’a yeni bir görev düşmüş; vebalı cesetleri sırtladığı gibi dağda açtığı kireç kuyusuna tek başına taşımaya başlamış. Artık ada halkı Mermelechas’ın efsunlu insanüstü vasıflara haiz bir aziz olduğuna inanmaya başladığı sıralarda, ikinci bir veba salgını yaşlı korsanın ölümsüz sanılan canını almış....

Ama o gün, bugün, kimse Kaptan-ı Derya Paşa ile Mermelechas arasında geçen konuşmayı ve anlaşmayı bilememiş.

Halka açık olmayan minik bir Şapel’de mezarını buldum ve gözlerim dolu ağdalı bir Fatiha okudum Mermelechas’ın ruhuna.

Ayhan Sicimoğlu

 

YAZAR HAKKINDA

AYHAN SİCİMOĞLU

Sanatçı Ayhan Sicimoğlu, gezi ve kültür programları ile tanınmaktadır. Müzisyen, gezgin, radyocu, TV programcısı Sicimoğlu; Hacettepe Üniversitesi’nde Ekonomi eğitimi almıştır. Üniversite eğitiminin ardından fotoğraf ve film tekniklerini öğrenmek için İngiltere’ye giden sanatçı, müzisyen olarak beş yıl Roma’da yaşamış, ardından New York’a yerleşmiştir.

Son dönemlerde TV’de "Ayhan Sicimoğlu ile Renkler" adlı gezi ve kültür programını, Digitürk'te "Gastronomi Maceraları" ve İZTV'de "Limonata" programlarını hazırlayıp sunmaktadır. Joy FM’de "Latin Lover" radyo programını yürütmekte ve kurucusu olduğu "Latin All Stars" grubu ile performanslar sergilemeye devam etmektedir.

BENZER İÇERİKLER