#yaşam

MÜNİH'TEN TİBET'E YÜRÜYEN SEYYAH

AFGAN KARAHAN | 4 Aralık 2015 #yaşam

GERÇEK BİR GEZGİNİN ÜÇ BUÇUK YILLIK YOL HİKAYESİ

Hinduların kutsal kabul ettiği ve binlerce kişinin katıldığı dini törenlere ev sahipliği yapan Pushkar'da, şehir merkezine giden bir minibüste tanıştım Stephan'la. Yolda rastladığım tüm gezginler gibi, onunla olan sohbetimiz de nereden gelip nereye gittiğimize dair sorularla başladı. Ben ona yaptığım turu, Pakistan sınırındaki Racistan eyaletinden sonra içlere doğru yol alacağımı ve önce Agra'ya ardından da Varanasi ve Delhi'ye gideceğimi anlattım. Ondan da benzer bir hikaye, rota bekliyordum ki; anlattıklarıyla gerçek bir gezginle yan yana oturduğumu fark ettim.

Stephan'a Türkiye'den geldiğimi söylediğimde sohbetimiz bambaşka bir hal aldı. Meğer kendisi üç yıl önce çıktığı uzun soluklu yolculuğun yaklaşık 1,5 yılını Türkiye'de geçirmiş. Trabzon'da İngilizce öğretmenliği bile yapmış! En iyisi hikayeyi baştan alayım. Münih'te, bir elektronik mağazasında çalışan Stephan, yaşadığı hayatı ve çevreyi değiştirmek istediğine karar verip bir tur planı yapmaya başlamış. "Long Trail to Tibet" adını verdiği bu turda, yürüyerek (evet, yürüyerek) Münih'ten Tibet'e gitmeyi kafasına koymuş. Ve çok geçmeden yola çıkmış.

Sırasıyla Avusturya, Slovakya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan'dan geçerek Türkiye'ye gelmiş. 7 aya yakın süren bu yolculuğunda aşağı yukarı 3 bin kilometre yol yürümüş. Türkiye'ye girdikten sonra da yürümeye devam etmiş. Trakya'yı aşıp İstanbul'a ulaşmış. İki haftasını geçirdiği İstanbul'da Avrupa yakasından Anadolu'ya geçmek için köprüye doğru yürümüş. Ancak köprü girişinde polislerce durdurulmuş ve yürüyerek geçemeyeceği söylenmiş. Ne kadar yaptığı yolculuğu anlatmaya çalışsa da başarılı olamamış. Yakın tarihlerde gerçekleşen Avrasya Maratonu ile bir yakadan diğerine yürüyerek geçmeyi başarmış ama rotasının tersi yönde olduğu için bunu kabul etmemiş ve farklı yollar aramaya başlamış. Bu esnada halen inşaatı devam etmekte olan Marmaray yetkilileriyle görüşmüş; Alman mühendis ekibinin de yardımlarıyla gerekli izni almış ve Marmaray tüplerinden yürüyerek Anadolu yakasına geçip macerasına devam etmiş.

Bursa'dan güneye doğru tüm Ege sahillerini yürüyerek geçmiş ve Akdeniz'e ulaşmış. Birçoğumuzun duyduğu ve "fırsat olsa da yapsak" dediği Likya Yolu'ndan da geçmiş. Sonra rotasını Anadolu'nun içlerine çevirmiş ve oradan da Karadeniz sahilini takiben yürümeye devam etmiş.

Türkiye'deki yolculuğu boyunca neredeyse hep misafir edilmiş. Bunda küçük köy yollarını kullanmasının etkisinin büyük olduğunu söylüyor. Kalmak için genelde ilk başvurduğu yer camiler olmuş. Kalacak yer bulamadığında imamlardan geceyi camide geçirmek için izin istemiş ve hiç reddedilmemiş. Hatta birçok defa cemaatten ya da köyden birilerinin "öyle camide olmaz, bize gel" davetleriyle Türk misafirperverliğiyle daha yakından tanışmış.

Doğu Karadeniz'in en büyük şehri Trabzon'da ise planlamadığı bir şekilde uzun bir mola vermiş. Özel bir dersanede İngilizce dersleri verdiği bu şehirde aylarca kalmış. Ardından Rize üzerinden Gürcistan'a geçmiş İran'a doğru yoluna devam etmiş. İran'da İranlı bir kızla tanışmış ve yola birlikte devam etmeye karar vermişler. Güvenlik risklerinden ötürü Pakistan'ı es geçerek uçakla Hindistan'a gelmişler.

Stephan'ın hikayesini yirmi dakika süren bir minibüs yolculuğunda, telefonundaki fotoğraflara bakarak dinledim. Sırf onunla bir hatıra fotoğrafı çektirebilmek için ineceğim duraktan bir önceki durakta indim. Ardından 40 derece Hindistan sıcağında yarım saat yol yürümem gerekti ama olsun.

Stephan'la iletişimi hiç koparmadım. Facebook sayfasından seyahatini takip etmeye devam ettim. Nihayetinde 3,5 yılın ardından hayalini kurduğu Tibet'e ulaşmayı başardı. Sonrasında bir uçağa biner döner diyordum ki bir Facebook gönderisinde Trabzon'a olduğunu öğrendim. Hemen bir mesaj atarak İstanbul'dan geçecekse kendisini misafir edebileceğimizi söyledim. Davetimi nezaketle kabul etti ve iki günlük bir otostop yolculuğunun ardından İstanbul'a ulaştı.

Yıllardır Couchsurfing yapmamıza rağmen Stephan gibi bir gezgini ilk kez evimizde ağırlıyor olmanın mutluluğunu yaşıyorduk. O ise yorgundu. Dile kolay üç buçuk yıldan fazla bir süredir seyahat ediyordu. Tüm bu zaman boyuncu toplamda tam 6575 km yürümüş bunun üzerine bir de ta Tibet'ten buraya otostop çekerek gelmişti. Sakin geçen, birlikte pek aktivite yapmadığımız üç günün ardından onu yolcu ettik. Geldiği rotanın aksi istikamette, duraklaya duraklaya Münih'e geri dönmeyi planlıyordu. Birkaç günün ardından dün bana mesaj attı. Yolda Hollanda'ya giden bir Türk TIR şoförüne denk gelmiş, üç gün boyunca onunla yolculuk yaparak evine, ailesine, arkadaşlarına kavuşmuş.

Stephan'ın macerası bitmiş de değil. Birkaç ay dinlendikten sonra yakın bir arkadaşının teknesiyle denize açılmayı planlıyor. Mart gibi başlamasını planladığı bu turun üç yıl kadar süreceğini söylüyor.

Darısı yola çıkmak isteyen ama binlerce bahane bularak vazgeçenlerin başına.

Stephan'ın yolculuğunu https://www.facebook.com/longtrailtotibet/ adresinden takip edebilirsiniz.

etiketler

seyahat

YAZAR HAKKINDA

AFGAN KARAHAN

Fotoğraf, sinema ve seyahat tutkunu freelance yazar, editör.

BENZER İÇERİKLER