#yaşam

ÇİFTÇİ NASIL KURTULUR? BU TÜR HİKAYELER BİR UMUTTUR...

NİLAY ÖRNEK | 10 Ocak 2017 #yaşam

Tarıma akıl, fikir, gönül vermiş insanlarla konuşunca görüyoruz ki Türkiye'de çok hata yapılmış, yapılıyor... Ama bazı örnekler var ki, insana umut veriyor. İşte onlardan biri: Portakal Bahçem...

Onlar Antalyalı.

Hatta daha spesifik belirteyim Finikeli.

Finike'de şimdi ortası bir portakal heykeli olan beton alanın deniz olduğu günleri (ki çok da fazla uzun süre geçmemiş üzerinden) hatırlıyorlar.

Akın Veziroğlu, Nuriye ve Mete Apaydın.

Murat ile Mete Apaydın ve Akın Veziroğlu, İstanbul'da üniversite okumuş, hatta "yüksek"lerini yapmışlar. Mete Apaydın endüstri mühendisi, abisi Murat Apaydın işletme mezunu. Arkadaşları Akın Veziroğlu ise matematik mühendisi.

Sonra Mete ile Akın, doğup büyüdükleri portakal ağaçlarıyla dolu topraklara geri dönmeyi seçmiş.

DEDEDEN TORUNA PORTAKAL AĞAÇLARI

Zaten hiç de kolay bırakılamayacak bir miras var ellerinde, öyle ki, coğrafi işaret almış olan meşhur "Finike Portakalı"nın ilk fidanlarını getirenlerden biri de Mete'nin dedesi... (Tabii sizin Finike portakalı pazarlamasıyla aldığınız her portakal Finike portakalı değil.)

İlk narenciye ağacı 1900'lü yılların başında Finike'ye Rodos Adası'ndan gelmiş; Bahar ve Subaşı aileleri de ziraati geliştirmiş.

Mete, Akın'a bugünkü portakalbahcem.com fikrini önermiş, ardından da ikna etmiş.

Murat, Mete ve Akın'ın 2012'de, üç ortakla başlattığı iş fikri şimdi dört ortakla devam ediyor.

Bizler tarafından bakarsak iş şu: portakalbahcem.com'a girip sipariş veriyorsunuz. O sipariş üzerine anında, portakal türleri, nar ve limonlar toplanıp hemen size gönderiliyor. Dalından, misi gibi... Katkısız ve ilaçsız.

Sitede de merak ettiğiniz onlarca bilgiye ulaşabiliyor, mevsimsel olarak nelerin üretildiğini görebiliyorsunuz.

MEYVELERİNİZ BALMUMU İLE Mİ KAPLI?

Öncelikli özelliği şu bu insanların...

Bir doğa mirasına, aile işine, tarıma, iyi tarıma sahip çıkıyorlar.

Yeni nesil bir fikirle, şehirdeki insanlara, üzeri "balmumu ile kaplanmamış" ve dolayısıyla kısa sürede bozulabilen ama doğal ve lezzetli, gerçekten bahçeden ürün gönderiyorlar.

"Artık" ürün kalmaması için çeşitli yöntemler geliştiriyor, kendi alanlarında nesli tükenmek üzere olan ya da artık üretilmeyen ak limon, kırmızı limon, şeker portakalı, Yafa portakalı ve Şadok gibi bazı türleri yeniden ekiyor, yetiştiriyorlar.

BİLMEK VE ŞEFFAFLIKLA ANLATMAK

2 buçuk sene kadar televizyon programı yaptım, onlarca şefle mutfağa girdim, kimine sorarsın "Nasıl yapıyorsunuz?" diye; "Yapıyoruz işte" derler el yordamıyla.

O da değerlidir, ama o değer sadece yerken bana geçer...

Oysa "gittim ve gördüm ki" Mete ve Akın, yaptıkları işi çok iyi biliyor. Üzerine çok düşünüyor ve büyük bir şeffaflıkla anlatıyor. Her geçen gün geliştirmek için de uğraşıyor.

TUR OLMASI GEREKEN HASAT ŞENLİĞİ

Biz geçtiğimiz hafta sonu Finike'ye gittik; onların başlattığı portakal hasadına.

Bence yılın çeşitli dönemlerinde kesinlikle tur haline getirilmesi gereken bir gezi.

Finike onların avuçlarının içi; Likya Antik Kenti'nden leziz yemek mekanlarına götürüyor, portakal bahçelerindeki o hasada sizi dahil ediyor ve limonu, mandalinayı, narı, portakalı size yerinde anlatıyorlar.

Bu arada ellerinde makaslarla "tık tık" portakal toplayan, sepetleri toplayan, ardından davul zurnalarla eğlenen genç insanların şenliklerine denk gelmek, onlarla muhabbet etmek de cabası.

PORTAKAL AĞACINA SAKLANMAK

"İyi ki hayattayım ve bu anı yaşıyorum" dediğiniz anlardan oluyor o anlar.

Mesela siz hiç, bir portakal ağacının içine girdiniz mi?

Ben girmemiştim.

Girdim, oturdum; orada, o sessizlik ve gölgede bir kitapla saklı kalmak istedim.

Hatta anında "sahiplenmek" istedim, sorduğumda "Ağaç kiralama da başlatmayı düşünüyoruz" dediler. Yani bir ağaç kiralayacaksınız ve onun bütün ürünü yıl boyunca sizin olacak.

KURABİYELER, REÇELLER ANNEDEN...

Portakal balını, onlar için yapan Alper Can Okay ile ninesi Huriye Yılmaz ilk ağızdan anlatıyor mesela...

Sitelerinde sattıkları kurabiyeleri, reçelleri Mete ile Murat'ın muhteşem annesi Nuriye Apaydın anlatıyor, tarifler veriyor. Çünkü gerçekte de bizzat o yapıyor. Bizlerin ezik büzük gördüğü narenciyeler ya da dev limonlar da çok değerli, onlar her şekilde değerlendiriliyor.

Açıkçası onlar ve yaptıkları iş hakkında anlatılacak şey çok var ama internette bu bile uzun malum.

"İyiler... Umarım emeklerinin karşılığını bulurlar" temennim ile bitireyim.

Fotoğraflar: Nilay Örnek & Sinan Hamamsarılar

YAZAR HAKKINDA

NİLAY ÖRNEK

Gazeteci, televizyon programcısı. 5 yıl Sabah’ta editörlük; 8 yıl Milliyet’te köşe yazarlığı ve editörlük yaptı. Milliyet’te çalışırken önce 1 yıl, ardından 4 ay Knight Wallace Fellows adlı gazetecilik bursu için ABD’ye gitti. Kuruluşunda yer aldığı Habertürk Gazetesi’nde önce yazı işleri müdür yardımcısı ve yazar, sonra da hafta sonu ekleri genel yayın yönetmeni ve yazar olarak 2,5 yıl görev yaptı.

2,5 yıl da Akşam Gazetesi’nde ek yayınları yönetti. gazetevatan.com’un yayın yönetmenliğini yaptı. 2 yıl boyunca Digiturk Turkmax Gurme’de Şehirli Sofralar adlı bir yemek/yemek kültürü/mekan programı yaptı. Sözcü Gazetesi’nin günlük ekinde de 2 yıl boyunca haftanın 2 günü köşe yazdı; ek günlükten haftalığa dönünce ayrıldı. Kafa Dergisi'nde ilginç koleksiyonları olan insanlarla söyleştiği “Koleksiyon Kafası” adlı bir sayfa yapıyor. KiaMore'da, spesifik olarak yemek, yemek kültürü ve çevresinde gelişen olaylar hakkında yazıyor. Yurt dışı ve yurt içinde de çeşitli yayınlara ilgi alanı olan konularda dosyalar hazırlıyor. Yeniden “masabaşı”na dönmemek için sıkı gezip sıkı çalışıyor...