#yaşam

RA-RA-RASPUTİN!

AYLİN ASLIM | 24 Ocak 2017 #yaşam

İstanbul'daysanız, rock/metal seviyorsanız ve hâlâ Rasputin'de bir gece geçirmediyseniz, birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz şu zamanlarda bence kendinize böyle bir iyiliği çok görmeyiniz.

Normalde sevdiğim gizli mekânları başka birileri keşfedince bozulurum. Hele küçücük bir dükkanı, minik bakir bir koyu ülkenin en çok satan gazetelerinde bir köşe yazarı filan yazınca deliririm; çünkü bu, o mekânın sevdiğimiz haliyle sonunu getirmekten başka bir şey olmaz çoğunlukla. Sevdiğimiz nice mekân böyle böyle kendini şaşırdı. Neyse ki ne ben en çok okunan köşe yazarıyım ne de Rasputin havaya girip "Damsız almıyoruz arkadaşım"a dönecek bir bar.

Rock barlar müdavim yerleridir, bilen bilir. Müdavimleri için sadece içip dağıtılacak herhangi bir mekândan fazlasıdır rock barlar; sıkıca sahiplendiği, kolladığı, gönül bağı kurduğu, kapısından girdiğinde evinde hissettiği, özel mekânlardır. Daha doğrusu böyleleri kalıcı olur. Taksim, Mis Sokak'taki Rasputin, böyle bir yer.

Artık Arap turistlerin emrine amade Beyoğlu'nda herhangi bir barın ayakta kalması mucizeyken, bir rock barın hâlâ dimdik durması, dikkat kesilmemiz hatta saygı duruşuna geçmemiz gereken bir durum bence. İşletmecisi size "Bu çalan nedir?" diye sordurtacak yeni ya da bilmediğiniz albümleri kovalayan bir müzik delisiyse, içeri giren müziksever insanlara sadece "müşteri" gözüyle bakmıyorsa, müdavimleri mekânın logolu özel tasarım tişörtünü giyip gelecek kadar heyecan duyuyorsa, Rasputin'den bence bahsetmemiz lazım.

Ben, İpek Atcan, Övünç Dan ve Bahar Heper'le duvardaki Radical Noise & Asafated konser afişindeki "Biletler: 2 milyon Lira" yazısına gülerken, Hakan Tamar'la Özge Fışkın'ın Nekropsi afişinin tarihine bakakaldığı, DJ Nikki Wild'ın keyfi yerindeyse kabine geçip ortalığı (gerçekten) ateşe verdiği, Laneth olası Çağlan Tekil'le Kanat Atkaya yirmi beş yıl öncesinden bir kaset kapağını tartışırken Erdem Çapar'ın bir Hırvat metal grubundan konu açtığı ve gecenin sonunda herkesin saçları (varsa) açıp headbang ya da pogo yapacak kıvama geldiği Rasputin'i bilenlerin bilmeyenlere anlatması lazım.

Şöyle söyleyeyim; biz o kadar seviyoruz ki bu küçük güzel rock barımızı, Avrupa'da bir rock festivalinde ya da ülkemizin bir sahil kasabasında ücra bir sokakta karşıdan Rasputin tişörtüyle birileri geldiğinde acayip seviniriz. Birilerinin daha orayı bilip de sevmesine seviniriz. Kaç mekân var böyle?

Rasputin

Rasputin'den Güray Topaç'la ben 2011 temmuzunda Danimarka'nın dünyaca meşhur Roskilde Festivali'nde tanıştım. Festival üzerine kısa bir sohbetten sonra kendisine ilk sözüm şu olmuştu: "Uzun yıllardır senin kadar müzik manyağı biriyle tanışmadım." "Nasıl oldu bu Rasputin işi?" diye sordum, böyle de güzel anlattı:

"Bir kaset dinledim hayatımın gidişatı değişti diyebilirim. 10-12 yaşındayken ilkokuldaki kankamla birlikte kızların gözüne gireceğiz diye metalci olmaya karar verdik. Birkaç sınıf büyük abilerimizden Iron Maiden "Life After Death" kasetini çektik ve müzik öyle hayatıma girdi. 5-6 yaşındayken annemin örgü şişlerini elektrik prizine sokarak AC/DC ile tanışmıştım. Aslında hangi olay daha travmatik bilemedim şimdi. Sonrası Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç, okul, fanzinler, konserler, üniversite, diploma, askerlik, konserler... Zincir müzik mağazalarında geçen yıllar... Sonra internet, "Kimse CD almıyor" dönemleri, işsizlik. 2013. Asafated Tanju yakın arkadaşım, bir gün beni aradı ve mekan işletmek için teklif aldığını söyledi, "Beraber yapar mıyız?" diye sordu. Neden olmasın?

Böylece Rasputin macerası başladı. Başından beri hedefimiz farklı bir mekan yapmaktı. "Bakkal" etiketinin dışında olmak. Sanırım başardık, hala batmadığına göre. :) "X" grubunu ilk kez Rasputin'de duydum cümlesini duymak güzel bir duygu. Yurt dışında bile böyle mekan yok dedikleri zaman artık buna inanıyorum. Merchandise olayına gelince, insanlar Rasputin'e ait bir şeyle ayrılmak istiyorlar. Bunun en kolay ve etkili yolu da t-shirt, hediyelik eşya. Yurt dışında bar/mekan merchandise örnekleri çok. Rakibimiz Hard Rock Cafe değil tabii ki, yine de Rasputin'in artık "kült" bir marka olduğunu söyleyebilirim. Tasarımlar üzerinde çok kafa patlatıyoruz, karşılığında para istiyorsak en iyisini yapmak zorundayız. Yurt dışında festivallerde, konserlerde, sokaklarda Rasputin t-shirt'ü giyen birilerine rastlamak artık bizi şaşırtmıyor. Sahnede giyenleri de gördük. Red Fang, L7, Pungent Stench, Suffocation, Swans, Faith no More, Godflesh aklıma gelen isimler."

Şu zamana kadar birçok ülkede gezdiğim onlarca rock barı düşünerek rahatça söyleyebilirim ki Rasputin gerçekten özel bir yer. İstanbul'daysanız, rock/metal seviyorsanız ve hâlâ Rasputin'de bir gece geçirmediyseniz, birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz şu zamanlarda bence kendinize böyle bir iyiliği çok görmeyiniz.

Not: Bu bir tanıtım/reklam yazısı değildir, bir müdavim olarak tamamen içimden gelerek yazdım.

2016, ŞİMDİYE KADAR ÖLÇÜLEN EN SICAK YIL OLDU!

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.