#yaşam

ŞARKI SÖYLEYEN KADINLAR

AYLİN ASLIM | 22 Haziran 2016 #yaşam

Kendine yeni yollar açanla, hep yan koltukta oturan bir olur mu?

yol

“İnsan hayatta 'bunu seçiyorum' dediği anda, 'bunu, bunu ve bunu seçmiyorum' demiş oluyor.” Muş.

Böyle büyük laflara ve tespitlere bayılırım da, ben bu seçim meselesini enine boyuna yeni yeni idrak ediyorum desem yeridir. Sonuçta zoruma giden mevzuları mecbur kalana dek erteleyen, uzun yolculuklarda hayat muhasebesi yapmak yerine manzaraya boş boş dalan, 1993'ü hala on yıl önce sanan dalgın ve dalgacı bir insan evladıyım. Haliyle bazı mevzularla yüzleşmem, zamanını gerektiği gibi planlayan akıllı insanlardan daha geç ve hayretler içinde olur çoğu zaman.

Zoruma giden, “Ben müzisyenliği seçiyorum” demiş bulunduğumda neleri seçmediğimi düşünmekmiş belli ki, bunu bugüne dek pek derin düşünmemişim. İşime gelmemiş, ne diyeyim.

Her şey geçen hafta sonu klişe tabirle “elimize doğan” ve bizim evde büyüyen 25 yaşındaki kuzenimin evlenmesiyle karıştı. Bana malum soruyu soranları “Ben müziğimle evliyim” gibi çirkin esprilerle püskürtürken, bunu duyan ama duyma cihazı iyi çalışmayan anneannemin ondan habersiz biriyle evlendiğimi sanması, buna bile sevinmesi, sonra üzülmesi, ben evlenene kadar ölmemeye ant içtiğini ilan etmesi gibi “sevimli” aile halleri yaşandıktan sonra başladı mevzu. Dediğim gibi, olabildiğince erteledim işte. Ama resmi olarak ailedeki tek “evsiz ve çocuksuz” kişi ilan edilmek, mecburen “şimdi işin bu kısmında tam olarak n'oldu bir bakayım artık bari” dedirtti, yalan yok...

İstanbul'un ilk ve en eski rock barı Kemancı'da sahneye ilk çıktığımda yirmi yaşındaydım. İlk şarkılarımı yazmaya da o zaman başladım. O zaman biliyordum başka bir meslek seçmeyeceğimi, başka bir şeyi daha çok sevmeyeceğimi. Her yirmi yaş insanı gibi, hayatla ilgili başka da hiçbir halt bilmiyordum elbette. Tek istediğim, yazdığım şarkıları insanların dinlemeye değer bulması, bunları sahnede söylerken gelip dinlemeye/izlemeye değer bulmasıydı. Hep gençtik, hayat hep müzik ve hep çok rock'n roll'du. “Çok rock'n roll” diyorsam, bazen süslü, eğlenceli ve glam, bazen melankolik ve slow, bazen sert, kızgın ve punk, ama benim için çoğunlukla depresif, acılı ve grunge'dı. Bir dönem uçuk ve elektronik de olmuştur...

Şarkıları yazarken aylarca hep tek başımaydım. Konser, turneler ve geceler ise hep çok kalabalık ve gürültülüydü. Yukarıda anlattığım düğün sahnesindeki sevimli ailemin kafatasımın içinde çınlattığı “Sen bunu seçmedin mi Aylin, seçmeyecek misin Aylin?” “Neden seçmedin Aylin?” sorularını hiç bu kadar net duymamıştım, hep işim gücüm, gitmem gereken bir yer daha vardı işte. Direksiyondaydım, dikkatim dağılmamalıydı ve son ses müzikle yüksek hızda giderken başka hayallerdeydim.

Geçen tam ondokuz yılda (söylerken bile Vay! diyorum, nasıl geçti habersiz!) dört albüm, kaç yan proje, kim bilir kaç konser derken, bu araba bazen aşırı hız yaptı, hararet yaptı, stop etti, şarampole yuvarlandı. Kazalar yapıldı, yaralar alındı, iyileşti. Kemikler kırıldı, kaynadı... Ama müzik hiç kesilmedi. Sesi de hiç kısılmadı.

Hep mi yalnız? Yoo. Elbette gözümüze kestirdiğimiz yakışıklı otostopçular da oldu, dolandırıcılar da, palavrası bol, muhabbeti güzel bir-iki uzun yol arkadaşı da. Arada güzel yerler görünce durup dinlendik. Ama nihayetinde ağzımda sigara, tek kolum dışarıda, siyah gözlüklerimle hep yolda ve hep gitmesi gereken bir şehir daha, çalması gereken bir konser, yazması gereken bilmem kaç şarkı daha olan kızdım ben. Çünkü benzin pahalıydı, gidecek yolum vardı ve ben sonunda hep tek başımaydım; arabaya takla attırmamak her şeyden önemliydi. Cezai ehliyeti alkol, aşk, meşk vesaireden kaptırmamak da. Neticede direksiyondaydım, dikkatim dağılmamalıydı ve ölmemeliydim. Şarkıların vakti geldiğinde mecburen iniyordu yolcular; ya ben indiriyordum ya da gidecekleri yere gelmişlerdi zaten. Ayrılıyorduk işte öyle ya da böyle.

Düşündüm de, şarkı söyleyen kadınlar inceden “hafif meşrep” bulunur ya bu ülkede; kimse açık açık söylemez ama, evinin kadını olmakla kendi yolunda seyir halindeki kadın olmak arasında kalın bir çizgi vardır çoğuna göre. “Yollu” diye bir kelime var mesela, çok affedersiniz, gidecek yolu olanla olmayan bir olur mu hiç? Kendine yeni yollar açanla, hep yan koltukta oturan bir olur mu? Sahneye çıkanlar “yollu” olur ya hep Türk filmlerinde ve dizilerinde; yolsuz ve hareketsiz olmak, hanımlığını bilip öylece durmak daha mı makbuldü ki acaba? Daha konforlu olduğu kesin. Ama, kusuruma bakmazsanız, ne sıkıcıdır be...

Şimdi insanlar bana soruyorlar, “Bu arabada niye çocuk yok?” Ben de diyorum ki “Bi dakka, yeni şarkılarımı dinliyorum, bakayım olmuş mu? Sen de bi dinlesene? Bu arada hiç fena gitmiyor ha, başka yenilerini de yazıyorum bir yandan. Dur şu deftere iki cümle not alayım, yazmazsam unuturum, aman diyeyim... Çocuk sesi de güzel olur aslında, valla bak, ama önce mutlaka bir albüm daha lazım. Şimdi durursam, ya çalışmazsa bir daha araba... Ya kesilirse müzik? Sigarayı n'apacağız? Çocukla hız yapamazsın. Siyah gözlüğü de çıkarsam olmaz... Benzin hala çok pahalı, şarkı söylemezsem yalın ayak yaya mı kalırım asfaltta? Neyse, havalar da güzel artık, şöyle camı açıp çıkarayım tek kolumu, ooh mis. Açıyorum ben madem sesi biraz, bir şarkı daha çalsın bakalım”...

Açıyorum sesi ve biliyorum ki, şarkı söyleyen kadınlar böyle konuşur...

Fotoğraf: Flickr

NE ŞENLİKLER GÖRDÜK...

YAZAR HAKKINDA

AYLİN ASLIM

Şarkıcı ve şarkı yazarı Aylin Aslım, 2000 yılında yayınladığı ilk solo albümü Gelgit'ten bu yana Gülyabani, Canını Seven Kaçsın ve Zümrüdüanka adında dört solo albüm yayınlamış, birçok tribute albümünde usta sanatçıların eserlerini yorumlamıştır. Kadın hakları alanında aktif çalışmalarda bulunmuş, 2005'te Güldünya adlı şarkısı Aile İçi Şiddete Son kampanyaları dahilinde Güldünya Şarkıları adlı albüm ve konser projelerine yön vermiştir. 1996'dan bu yana aktif sahne hayatına devam etmektedir. Adana İşi, Şarkı Söyleyen Kadınlar gibi sinema filmlerinde ve Son isimli televizyon dizisinde oyunculuk yapmıştır. 2015 yılında Adım Adım Uyku adında Türkiye'den ve dünyadan çocuk şarkıları ve ninnilerden oluşan bir albüm yayınlamıştır. Halen İstanbul'da yaşamaktadır.