#yaşam

ŞEZLONG SAVAŞLARI BAŞLIYOR

YEKTA KOPAN | 12 Haziran 2017 #yaşam

Tatil demek biraz da mücadele demek. Siz bu mücadelede hangi gruba yakınsınız?

Tatil demek biraz da mücadele demek. Siz bu mücadelede hangi gruba yakınsınız?

Şaka için bile “savaş” benzetmesini yapmayı sevmem. Ama öyle günler bekliyor ki bizi, diyecek başka şey yok. “Yaz tatili” desem, lafın nereye gideceğini anlarsınız.

Okullar da tatil olduğuna göre, maratonun “resmen” başladığını söyleyebiliriz. Ülkenin dalgalı ekonomik denizinde teknesini yüzdürebilenler çoktan yaylalara çıktı, sahillere indi.

Gelin bu “mücadele” dolu günlere, genel bir isim verelim. Bir deniz kenarı oteline ya da sahil kasabasına gittiğinizi düşünelim. Sabahın erken saatleri. Herkesten önce deniz kenarına gidiyorsunuz. Ama o da ne? Şezlongların çoğunun üstünde birer havlu var. Ne zaman uyandı bu insanlar? Ne zaman kaptılar şezlongları? Demek ki bir sonraki sabah daha atak olmanız lazım. İşte bu psikolojiye girdiğiniz anda “şezlong savaşları” başlamış oluyor. Artık gerçek bir tatilcisiniz.

Şezlong savaşları üst başlığıyla genellediğimiz mücadelenin, farklı kategorileri var elbette. Yaz boyunca bu grupların mücadelesine tanık olacaksınız. Sizler de bu “uç gruplardan” birinin üyesi olabilirsiniz. Bazen de çaresizce her iki grubun kesişme kümesinde yer alabilirsiniz. Dileyen, dilediği mücadele grubunun tarafını tutabilir.

Şimdi izninizle, şezlong savaşlarının rakip gruplarına genel hatlarıyla bakalım:

Gürültücüler / Sessizler

Nüfusu en fazla, taraftarı en kalabalık iki grup. Anlaşmaları mümkün görünmeyen bu iki grubun kimi üyeleri, tatil bitmeden diğer tarafa transfer olabilir. Gürültücülere bakıp “Ne kadar güzel eğleniyorlar, ben neden böyle sıkıcıyım?” diyen sakin tatilci, büyüsüne kapıldığı dünyanın, bitmeyen bir ergenlik eğlencesinden ibaret olduğunu anladığında iş işten geçmiştir.

Çocuklular / Çocuksuzlar

Mücadeleleri konusunda yorum yapılamayacak iki grup. Bu “eğlenceli” yazının satırları arasında yapılacak bir yorum bile, beklenmedik sonuçlar yaratabilir. Çocuğunu dünyanın merkezinde gören bir annenin öfkesinden de, “Şunu şuradan alır mısınız?” soğukluğunda yaklaşan bir çocuk-sevmezin çelik gibi sinirlerinden de korkunuz. Olaylar oda değiştirme-tesis terk etme noktasına kadar gidebilir. Aynı şekilde tatil boyunca başkasının çocuğuna ebeveynlik yapmaya kararlı, “Yerim ben bunu!” tatilcilerine de bulaşmayınız. Hanımlar, beyler! Çocuk konusunun şakası olmaz.

Hayvan severler / Hayvan düşmanları

Küçük bir sahil kasabası. Deniz kenarındasınız. Kasabanın verimsiz kış günlerinden çıkmış sokak köpekleri kumların arasında oynaşıyor. Bir şeyler yediğinizi gördüklerinde yanınıza geliyorlar. Şimdi tercih sizin: Onlarla birlikte yaşamak mı, onları sahilden attırmak için elinizden geleni yapmak mı? Bu iki grubun arasındaki mücadele her zaman zorlu olmuştur. İş çoğunlukla tesis sahibinin araya girmesi ya da yetkililerin gelmesiyle sonuçlanabilir. Ben yine de şu hatırlatmayı yapayım; dünyanın sadece biz insanlara ait olmadığını unutmayın.

İştahlılar / İştahsızlar

Sahilde tepsisiyle dolaşan midye dolmacının çevresini bile bir parti mekanı haline getirebilen birinin iştahı, zamanla sizi de yiyebilir. Dikkatli olun. Tesisteki garsonun adını ilk günden öğrenir, gün boyunca servis isterler. Üç öğünle yetinen bir “iştahsız” her zaman onun gölgesinde kalacaktır. Servis önceliği her zaman iştahlınındır. Afiyet olsun.

Kitap okurları / Oyun düşkünleri

Tatile çıkanların yüzde sekseninin çantasında bir kitap olur. Bunların yüzde ellisi kitabı çantadan çıkarır. Onların da ancak yüzde yirmisi sahile götürdüğü kitabı “gerçekten” okur. Kitabını denize doğru tutup sosyal medya fotoğrafı çekenleri saymıyoruz tabii. İşte o bir avuç gerçek okur, gün boyunca yan şezlongda tavla oynarken ülke ekonomisini kurtaranların ablukasındadır. Bu iki grubun, dengeli bir ilişki kurması çoğunlukla mümkün değildir. Tatilin sonunda hangisinin hayatta bir adım atmış olduğuna zaman karar verecektir.

Kopmaya gelenler / Toplamaya gelenler

Bu iki grubun arasındaki ayrım, sabahın erken saatlerinde kendini gösterir. Güne sakin bir yürüyüşle başlayarak “toplamak” isteyen tatilci, aynı saatlerde eğlence aleminden henüz dönmekte olan tatilciyle karşılaşabilir. “Yıl boyunca çalıştım, biraz kurtlarımı dökmeliyim.” diyen “kop-kop tatilci” biyolojik saatini geceye ayarlar. Onun için “Happy hour” ile başlayan maraton, günün ilk ışıklarına kadar sürer. Yolları çakışmadığı sürece iki grubun birbirine zararı yoktur. Ama kopmak isteyenle toplamak isteyen yan yana odalarda kalıyorsa... Gerisini siz düşünün.

Daha pek çok grup var aslında:

Defileye çıkar gibi gelenler/sadeliği seçenler

Bütün tatili gölgede geçirenler / ilk günden ıstakoz gibi kızaranlar

Kimseyle konuşmayanlar / tesisteki herkesin arkadaşı olanlar

Liste uzar gider...

Ama bu yazının amacı “tatil kampları” yaratmak değil. Kendimiz bakarak biraz eğlenmek. Ne de olsa bu grupları bizler oluşturuyoruz. Bu yazıdaki gruplardan birine dahil olmamız gerekmiyor. Taraftar olmak zorunda da değiliz. Sadece kalabalık bir ortamda, tanımadığımız insanlarla birlikteyken “dengeli” olmayı hatırlamamız yeterli.

Hiçbir mücadelenin tarafı olmadan, huzurlu bir tatil yapabilmeniz dileğiyle...

YAZAR HAKKINDA

YEKTA KOPAN

1968 Ankara doğumlu Kopan, Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu yazar ve seslendirme sanatçısıdır. ''Yarın'' isimli şiir ile yazın hayatına başladı. Öykü türündeki ilk kitabı ''Fildişi Karası'' 2000 yılında yayımlandı. Sonrasında Fildişi Karası, Aşk Mutfağı'ndan Yalnızlık Tarifleri, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya ve Aile Çay Bahçesi kitapları ile yazarlığa devam etti.

Beyaz perdede ise Jim Carrey, Michael J. Fox gibi ünlü isimlerin ve çizgi film karakteri Sylvester'in seslendirmelerini yapmasıyla bilinir.

BENZER İÇERİKLER