#yaşam

SLOVENYA ALPLERİ'NDE BİR KARAVAN MACERASI

| 19 Kasım 2015 #yaşam

Okuldan; Türkiye’nin 67 ilden, Balkanlar’ın da Yugoslavya’dan oluştuğu yıllarda mezun olunca yeni (bana göre yeni!) ülkeleri ancak Eurovizyon finali öncesi kısa ülke fragmanlarından takip edebildim. Sabit tatillerimizde her sene yanımıza düşecek komşu ailenin çocuk edepsizlik seviyesine endişelenmekten, tatil için seçtiğimiz haftanın ve otelin rüzgarsız, yağışsız olması için şamanik dualar etmekten, yüzdüğümüz denizden ne çıkacağını düşünmekten usanıp kaç zamandır aklımızda olan bir motokaravan tatilini denemek istedik.

Yelken kiraladığımız yıllardan kalma alışkanlığım, süper işe yaradı. Dolap basmalı kilit sistemlerinden, lojistik alışveriş, yerleşme ve eldekilerle idare etmeye dair bir tecrübemin olması; ilk karavan deneyimimizi bir nebze ileri seviyeden başlattı. İstanbul’da iş gereği kamyonet kullanmaya alışığız. Araç arkasına takılıp da kullanımı daha zor olan çekme karavanlar yerine RV/motorhome/motokaravan kiraladık. Mobil olmanın verdiği şımarıklık bizi bundan sonraki tatillerimizi karavanla yapmaya ikna etti doğrusu. Burada güneş erken batıyor, buranın nehre mesafesi çok gibi sudan sebeplerle hep farklı kamplarda ve şehirlerde kaldık. Slovenya’yı tamamen hasbelkader seçmiştik. Internette karavan kiralama şirketlerine bakarken Almanların pek kurumsal ve kuralcı sitelerinden sonra logosunda motosiklet olan bir Slovenya firmasını samimi bulduk. Sorularımıza derhal ılımlı, yardımsever ve çözüme yönelik yanıtlar aldık. 1 haftalığına anlaştık. Hatta ilk gece evlerinin otoparkında park edip içinde uyuyabileceğimizi bile söylediler. Harika insanlardı.

Etiler, nasıl İstanbul’da köprü bağlantı noktalarına ve sahile ulaşım için lojistik bir mahalleyse, Slovenya da Avrupa’da Alpler’e ve denize ulaşım olarak aynı konumda. Bir ülke düşünün; bir yanı İtalyan Alpler’i, diğeri Avusturya, güneye insen harika deniz kenarı. Slovenya’nın simgesi Bled Gölü’ndeki kiliseli ada, her yerde Heidi’nin evinden daha temiz, bakımlı, sardunyalı evler, yemyeşil ovalar ve görkemli Alpler arasında dağdan akan nehirler, göller, dereler, şelaleler ile inanılmaz bir ülke. Uçuş süresi İstanbul’dan başkent Ljubljana’ya 2 saat. En güzeli de havalimanı Dalaman Havalimanı’ndan hallice, haliyle kapıdan çıkınca karavan hemen soldaki parkta. İçinden nehir akan romantik şehir merkezi 15 dakika, az daha gitsen Bled gölü, biraz daha git İtalya’dasın istersen. Keskin virajlarında neredeyse kendi aracının kıçını görebildiğin dağ geçitleri ise inanılmaz. Motokaravanın makam koltuğunda Mr Spock gibi oturmaktan yorulan ben, 70 yaş veteran bisikletçilerin 1800 metrelere tırmanıyor olmalarına ve yokuş aşağı inişlerine ağzım açık bakakaldım. Dizi dizi yüzlerce motorsiklet, gökyüzünde para-nevi her türlü uçuşan insan, ağaçlarda canopy, tüm derelerde kürek çeken kano ve kayakingciler. Sadece spor yapılan bir memleket. Herkesin baldırları olmuş kafam kadar. Her köyde kışı bekleyen telesiyejler de kışa dair fikir veriyor. Ben ise sadece bulduğum her derede çimdim, buz gibi dağ sularında 8 saniye yüzme rekoru kırabildim. Karavan kampları ise her tür bütçeye ve niyete göre ülkenin her köşesine yayılmış. Bizdeki yol kenarı gözlemeci ve kebapçı sayısı kadar karavan veya çadır kampları var. Üstelik çoğu çok iyi konumda, Bled gölünün en güzel yerinde mesela. Kocaman vadilerde yüzlerce karavan ve çadırın olduğu ortak alanlı kamplar çoluk çocuk ve köpek dolu ama çıt yok. Yerde bir poşet, bir izmarit görmemek şaşırtıcı. Her çöpün geri dönüşümü (ekmeklerin hayvanlara ayrılmasına kadar) düşünülmüş. Tuvalet ve ortak duşlar bal dök yala, bulaşık mahallerinde gidere takılmış tek maydanoz olmaması da düşündürücü!

Özetle Avrupa’nın görece ucuz, iletişimde daha samimi, sporda tavan yapmış, medeni, temiz ve karavan dostu ülkesi Slovenya’dan yola çıkıp, -İngiltere ve İzlanda’nın tersine- aksine bir uyarı yoksa istediğin yerde durup araçta uyumak ve hava nerede güzelse oraya otelini sırtında taşımak tam bize göreymiş. Seneye bisikletleri de arkaya atıp zirveye değilse bile sağa sola pedal çevirmeyi bir görev biliyoruz. Instagram yorumlarından bir çok kişinin hayali olduğunu fark ettiğimiz olayı da şiddetle tavsiye ediyoruz. Hayalleri ertelemeyin. Uçak uçuşu 2 saat mesafede çünkü!

Yazan: Fem Güçlütürk

BENZER İÇERİKLER