#yaşam

"SONRADAN GURMELER"E İSTANBUL'DAKİ FAVORİLERİNİ SORDUK

NİLAY ÖRNEK | 11 Ekim 2016 #yaşam

8 yıl ve onlarca yemeğin ardından, kendilerine "Sonradan Görmeler" adını veren ekip, 230 mekanı ve özel lezzetlerini anlatan bir kitap çıkardı: Yerim Seni İstanbul. Ben de sordum, "Okuyucularımız nerede, ne yesin?"

8 yıl ve onlarca yemeğin ardından, kendilerine "Sonradan Görmeler" adını veren ekip, 230 mekanı ve özel lezzetlerini anlatan bir kitap çıkardı: Yerim Seni İstanbul. Ben de sordum, "Okuyucularımız nerede, ne yesin?"

Instagram'ın bu kadar popüler olmadığı, herkesin yemek hakkında bilgelik taslamadığı, haber kanallarının yemek programlarıyla dolmadığı, "gurme tur" adıyla onlarca farklı etkinliğin yapılmadığı zamanlardı…

Onlar, farklı mesleklerden küçük bir grup insan, büyük iddialarda bulunmadan, üst perde yapmadan başladılar bu işe...

Tam da bu duruma uygun bir isimle: ‘"Sonradan Gurmeler".

Onları ilk, bir turlarıyla keşfettim sanırım. Baktım yıl 2012'ymiş.

Armada Otel'in zevkli sahibi Kazım Zoto'nun renove ettiği, pembe ve mavi renkleriyle insanı çeken eski bir otobüsle Fatih'te yapılıyordu ilk tur.

Pek çok yere gittik. Ortaya karışık söyledik, farklı farklı şeyler tattık.

Yaptıkları işleri takip etmeye başladım, o dönem yöneticilik yaptığım gazeteye gelip "Bir şeyler yapmak istiyoruz" dediklerinde de, hafta sonu ekinde onlara bir yer açtım.

UYGUN FİYATA DİKKAT

O dönem biz gazete ekibi için "küçük bir kız" olan ve ara ara bizim için fotoğraf çeken Ebrar Alper'i de aralarına aldılar, sıkı çalıştılar.

Her hafta hiç aksatmadan İstanbul'u gezdiler, yediler ve tavsiyelerini yazdılar.

Bunları büyük gurmelik iddialarıyla yapmadılar, "İyi ve lezzetli" dediler ama fiyat verdiler, mekanların sahipleriyle konuştular, uygun fiyat-iyi lezzet ilişkisini tarttılar.

Ve sonunda bir de kitap çıkardılar: Yerim Seni İstanbul.

230 MEKAN VAR

Ömürden Sezgin, Aslı G. Şat Sezgin, Ece Er, Varlık Sezgin ve Bilal Özerol’un kalemi, Ebrar Alper’in fotoğraflarıyla hayat bulan, 21 TL'ye satılan 363 sayfalık kitapta 230 mekan var. Haklarında bilgiler, özel lezzetleri, adres ve telefonlarıyla birlikte.

8 senelik birikimin ürünü olan kitabın ikincisi de olacakmış, başka illerde...

İŞTE ONLARIN FAVORİLERİ

Ben de hazır "tanıdık" kitap yazmış insanlar var, bir sorayım dedim. KiaMore okurları için Ömürden'den rica ettim, ekip toplandı ve "favorileri"nden bir liste hazırladı.

İşte "Yerim Seni İstanbul" yazarlarının birkaç favorisi; gerisi için kitabı alınız...

Suna’nın yeri - Ömürden Sezgin

Eğer Kandilli’ye vapurla geliyorsanız indiğinizde hemen sağda Suna’nın Yeri’ni göreceksiniz. Bırakın İstanbul’u, dünyanın bile tanıdığı bir nokta burası. Ülkemizin ünlü simaları kadar, İstanbul’a gelen turistlerin de uğrak noktası. Bizim de müdavimi olduğumuz, misafirlerimizi sıklıkla getirdiğimiz, güneşin batışı ve lezzetli balıkları ile büyülendiğimiz bir yer. Mekanın sahibi Suna Abla ve yöneticisi Yılmaz Yıldız ve İrfan Koç, tüm misafirlerini güler yüzleriyle ağırlıyor. Balıkları kadar, mezeleri de başarılı. Özellikle fava. Suna’nın Yeri’nde lezzetler sizi Rumeli Hisarı ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinden boğazın muhteşem manzarasına sürüklüyor. Balıklara gelince: Kıraça, tekir ve gümüş gibi küçük balıklar Boğaz’daki sandalcılardan; levrek, kalkan, kılıç ve çipura gibi büyük balıklar Kumkapı’daki balık halinden geliyor. Öyle buzluktan balık bulamazsınız burada, hepsi denizden tabağa gelmiş kadar taze.

Pandeli - Ece Er 
Mısır Çarşısı'nın hemen girişinde bulunan Pandeli Restaurant, bir asrı aşkın süredir İstanbullular'a Anadolu mutfağının zengin menüsünü sunuyor. 1901’de hizmete girdiği ilk yerinden, 1955 yılında şu anki yerine gelmiş. Günümüzde restoranı, Pandeli Çobanoğlu'nun oğlu Hristo Bey ve Cemal Bey işletiyor.

Baylan Pastanesi - Aslı G. Şat Sezgin
Burası Cumhuriyetle yaşıt. Arnavutluk’tan göç eden Filip Lenas, 1919 yılında Baylan Pastanesi’ni kurmuş. Pastanenin birçok ünlü edebiyatçı, şair, karikatürist ve tiyatrocu müdavimleri var. Ünlü tatlı Kup Griye'nin anlamını Fransızca krokandan aldığını öğreniyoruz. Bağımlısı olunacak türden bir tatlı. Bir defa yiyenin bir daha canı çekiyor. Hem balbademli hem dondurmalı hem karamelli.

Tuşba Şarküteri - Varlık Sezgin 
Vartan Türker ve Vanlı Doğan Yörükoğlu’nun açtığı mekan, ismini Van’ın eski isimlerinden biri olan Tuşba’dan alıyor. 1978 yılından itibaren Selahattin Baykal ve kardeşleri tarafından işletilmeye başlanan mekanda tariflere sadık kalınarak hazırlanan lezzetler, bugün de meraklılarıyla buluşuyor. Gurmebüs duraklarımızdan biri olan mekanda patlıcan ezme, Çerkes tavuğu, tarama ve topik yiyoruz. Yumuşak ve tadına doyulmayan patlıcan ezmenin sırrı, malzemelerin metalle temas etmemesindeymiş! Çerkes tavuğunu da çok beğeniyor ve öneriyoruz. Mekânda sadece meze değil birçok ithal şarküteri ürünü ve başka hiçbir yerde bulamayacağınız özel lezzetler de var.

Kasap Osman - Ömürden Sezgin 
Sirkeci tramvay durağında inip yokuş yukarı yürümeye başlarsanız, ileride bir yerde büyülü bir sokak bulacaksınız. Arnavut kaldırımları ve sadece yayalara açık olan yoluyla dizi dizi esnaf lokantasını ağırlayan bu sevimli yerin adı Hocapaşa Meydanı. Pideden köfteye, patlıcan kebaptan bulgur pilavına birçok yerel lezzete, en tazesi, en boluyla bu meydanda rahatlıkla ulaşırsınız. Kasap Osman sokağın en eskilerindendir. Öyle ki "yarım asırlık çınar" derler ona. Kasap Osman ismi dükkânın üst katının kasap dükkânı olarak hizmet vermesinden gelir. İşe kasap olarak başlayan Osman Bey, eti tanıma ve işleme konusunda uzmanlaşınca hünerlerini mutfağa taşımaya karar verir. Necati Usta’nın ustalıkla pişirdiği döner, aynı zamanda iskenderde de kullanıldığından yüzde 20 oranında kıyma içermekte.

Ali Haydar - Ebrar Alper 
Ali Haydar Usta’nın aşkını ve hayatını konu alan Türkan Şoray ve Şener Şen’in başrolleri paylaştığı efsane dizi İkinci Bahar ile ünlenen mekan, 1988 yılından beri faaliyette. Usta oyuncu Şener Şen’e benzerliği ile dikkat çekiyor Ali Haydar Usta'mız. Diziyi izleyenler bilir, biz her gittiğimizde dizideki sıcaklığı ve samimiyeti hissediyoruz bu sokak ve bu mekanda. Adabıyla, sofrasıyla nezih bir meyhane. Ali Haydar Abi’miz tüm müşterileriyle bire bir içtenlikle ilgileniyor. Mütevazı ve övgüyü fazlasıyla hak eden, gidip görülesi bir yer!

Şehzade Cağ Kebap - Ece Er
Cağ kebabı yemek bir kültür. Mekana gelindiğinde oturup, bir cağ kebap yenip kalkılmaz. Önce oturursun masaya, aperitifler önceden gelir daha sonra da cağlar gelmeye başlar. Bir yersin iki yersin, geldikçe gelir cağlar, bitmek bilmez. Erzurumlu Özcan Bey, gençliğinde etçilik yapmış. 1989'da İstanbul’a gelerek, yöresel lezzeti İstanbullular ile buluşturmuş. Sirkeci’de, Hocapaşa Caddesi'nde, enfes cağ kebabını servis ediyor. Kuzuları mevsimine göre, özellikle Trakya ve Balıkesir yöresinden tercih ediyor. Mekanı sabah 6.00’da açılıyor. Kendisi de bizzat işinin başında. Karkas olarak gelen etler; sadece tuz, karabiber ve soğan ile terbiye ediliyor. Etin kemiği ve sinirini bizzat kendisi ayıklıyor. Öğle servisi için saat 11.30 'a kadar cağ kebabını hazır hale getiriyor.

Hayat Lokantası - Bilal Özerol
Fatih, Kıztaşı denince paça ustaları Mahmut ve Necip kardeşler akla gelir. Uzun yıllardır başta paça sevenler olmak üzere ev yemekleri meraklılarına hizmet veren Necip Usta, 2003’ten beri şimdiki yerinde hizmete devam ediyor. Esnaf lokantalarının gösterişten uzak, sade ama lezzetli vitrinleri her daim ilgi çekiyor. Öne çıkan lezzetleri şifa niyetine paça çorbası ve dillere destan kavurması olsa da, mekân tüm yemekleri ile iddialı. Sabah erkenden çorba ile servise başlayan mekânı ziyaret için öğle servisi en uygun zaman.

Çınaraltı Çay Bahçesi - Aslı G. Şat Sezgin
Çengelköy’e gelmişken Çınaraltı’na uğramadan gitmek olmaz. Boğaz’ın eşsiz silüetine doyacağınız, kendinizi dinlerken martı ve dalgaların da size eşlik edeceği bir mekandır. Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi, 1000 yıllık çınar ağacının hemen altında yer alır. Bize sorarsanız, İstanbul’u tek bir görüntü ile özetlemek için en uygun yerlerden biri burasıdır. Boğaz manzarasına karşı bir fincan Türk kahvesi vazgeçilmez. Sadece kahve için değil tabii, güne güzel bir kahvaltıyla başlamak için de birebir. Hemen köşedeki Çengelköy Börekçisi’nden böreklerinizi alıp bu sevimli çay bahçesinin salaş masalarından birine yerleşebilirsiniz. İstanbul’u iliklerinize kadar hissedeceğiniz, benzeri olmayan bir mekan Çengelköy Çınaraltı.

Fıccın - Ebrar Alper
Beyoğlu’nun kalbinde ama gürültüsünden uzak, anne eli değmiş yemekler yiyip eş dostla lezzetli sohbetler için biçilmiş kaftan Fıccın. Galatasaray Kallavi Sokak’ta, 1996 yılında Çerkes mantısı yaparak işe başlayan mekanın kurucularından Leyla Hanım ve ortağı, o gün bugündür başta Çerkes mutfağı olmak üzere ev yemekleri ve zengin zeytinyağlı çeşitleri ile hizmet veriyor. Aslında Kallavi Sokak değil, Fıccın Sokak denmeliymiş zira sokakta boylu boyunca Fıccın dükkanları dizili. Mütevazı bir kağıda basılan menü, her gün değişiyor. Tulen, yani tavuklu Çerkes çorbası ile başlıyoruz. Lif lif tavuk parçaları ve tavuk suyuna kokusu terbiye edilmiş soğan ve sarımsak ile hazırlanan çorbaya Çerkes mutfağının olmazsa olmazı ceviz ve biber salçası eşlik ediyor. İçinde kullanılan sütün verdiği kremamsı tat ve biber salçasının hafif acısı ile lezzetli bir opsiyon. Çerkes tavuğunun, tavuk eti ve cevizin eşsiz uyumu ile buraya özel sarımsak ve kırmızı biber dokunuşu sayesinde iştah açan hafif acı bir tadı var. Yöresel yemekleri üzüm şırası ile deneyimleyebilirsiniz. Mayhoş ve keskin tadı ile güzel bir uyum yakalayacaksınız. Mekana adını veren bir diğer Çerkes yemeği olan Fıccın ise dışı hamur, içi çekilmiş et, soğan ve sarımsak ile yapılıyor. Hem ana yemek hem de çay yanına paylaşımlık atıştırmalık olabilecek özel bir yöresel lezzet.

Balat Kültür Evi - Vodina Cafe - Aslı G. Şat Sezgin
Klasik bir Balat mimarisi olan ve ikiz ev olarak da anılan binada yer alıyor Vodina Cafe. Devlet protokolü ile restore ettirildikten sonra 2010’da Türkiye Soroptimist Klüpleri Federasyonu’na teslim edilen Balat Kültür Evi, özel bir amaca hizmet ediyor. Bölgeye özel tasarlanan bir proje kapsamında ve işletmeci Meltem Hanım önderliğinde, semtin kadınlarının hazırladıkları mantı, kurabiye ve börekler sunuluyor mekanda. Dumanı üzerinde tüten mantılar, hafif sarımsaklı yoğurtla tabaklara yayılıyor. Anne mantısı gibi lezzeti ve hamurun ince ayarının tutturulmuş olması keyif verici. Ekşi aromalı ve dolgun içli pazı sarması da bol yoğurtla son derece leziz bir seçenek sunuyor. Samimiyeti ve lezzetleri yerinde görmek için bir hafta sonu rotanızı buraya çevirebilirsiniz.

Fetih İşkembe - Ömürden Sezgin
Çıfıt Çarşısı olarak da bilinen tarihi çarşıda gezerken ilk durağımız Fetih İşkembe. Çarşının Ayvansaray girişine yakın olan Fetih İşkembe Salonu’nun sahipleri Kastamonulu. Babadan mirası devralan Cemil, Celil ve Cumhur Çelik kardeşler, mekanın işletmecileri. Önceleri, Haliç kıyısında sattıkları sakatat ürünlerle tanınıyorlar. Daha sonra Balat’taki restoran faaliyete başlıyor. Konuk olduğumuz işkembe salonu, 40 yıldır sadece sakatat sunuyor. Altı farklı çeşit işkembe yapıyorlar. Kokudan eser yok, belli ki iyi temizlemişler. İşkembeler lokum gibi ağızda dağılıyor; ne bir sertlik ne de bir elastiklik söz konusu. Dolayısıyla yeni deneyenler için de uygun olabilir. Ayrıca, tandırda pişirilen kokorecin de tadına bakabilirsiniz. Afiyet olsun.

Fotoğraflar: Ebrar Alper

YAZAR HAKKINDA

NİLAY ÖRNEK

Gazeteci, televizyon programcısı. 5 yıl Sabah’ta editörlük; 8 yıl Milliyet’te köşe yazarlığı ve editörlük yaptı. Milliyet’te çalışırken önce 1 yıl, ardından 4 ay Knight Wallace Fellows adlı gazetecilik bursu için ABD’ye gitti. Kuruluşunda yer aldığı Habertürk Gazetesi’nde önce yazı işleri müdür yardımcısı ve yazar, sonra da hafta sonu ekleri genel yayın yönetmeni ve yazar olarak 2,5 yıl görev yaptı.

2,5 yıl da Akşam Gazetesi’nde ek yayınları yönetti. gazetevatan.com’un yayın yönetmenliğini yaptı. 2 yıl boyunca Digiturk Turkmax Gurme’de Şehirli Sofralar adlı bir yemek/yemek kültürü/mekan programı yaptı. Sözcü Gazetesi’nin günlük ekinde de 2 yıl boyunca haftanın 2 günü köşe yazdı; ek günlükten haftalığa dönünce ayrıldı. Kafa Dergisi'nde ilginç koleksiyonları olan insanlarla söyleştiği “Koleksiyon Kafası” adlı bir sayfa yapıyor. KiaMore'da, spesifik olarak yemek, yemek kültürü ve çevresinde gelişen olaylar hakkında yazıyor. Yurt dışı ve yurt içinde de çeşitli yayınlara ilgi alanı olan konularda dosyalar hazırlıyor. Yeniden “masabaşı”na dönmemek için sıkı gezip sıkı çalışıyor...

BENZER İÇERİKLER