#yaşam

SOSYAL MEDYA RUH SAĞLIĞINA İYİ GELMİYOR

| 30 Mayıs 2017 #yaşam

İnternet ve sosyal medyanın insan psikolojisi ve sağlığı üzerine etkileri tartışılır. Bugüne kadar bu konuya eğilen pek çok araştırma görmüştük. En sık kullanılan beş sosyal medya kanalının akıl sağlığı üzerindeki etkisini ortaya koyan son araştırma ise 14 - 24 yaş arası gençlere odaklanıyor. Bulguların pek de iç açıcı olmadığından emin olabilirsiniz.

İngiltere’de Royal Society for Public Health ve Young Health Movement’ın beraber imza attığı araştırmanın sonuçlarına göre gençlerin akıl sağlığına en kötü etkiyi Instagram yapıyor.

Araştırmacıların 14 ila 24 yaş aralığındaki 1.479 kişi ile yaptığı çalışmada, bu beş sosyal medya platformunun gençlere kendilerini nasıl hissettirdiği soruluyor. Facebook, Snapchat, Instagram, Twitter ve YouTube’un hem olumlu hem de olumsuz etkilerini değerlendirmek için katılımcılara toplam 14 soru soran araştırmacılar, bu uygulamaların kaygı, yalnızlık veya depresyon gibi duygular uyandırıp uyandırmadığı üzerinde duruyor. Değerlendirmede ayrıca bu platformların kişinin beden imgesine veya uyku kalitesine olan etkisi de ele alınıyor.

INSTAGRAM BİRİNCİ

Alınan cevapların ardından ortaya çıkan manzara ise aslında o kadar da şaşırtıcı değil. Bu beş platform arasında gençlerin akıl sağlığına en kötü etkiyi Instagram’ın yaptığı ortaya koyan araştırma, sadece Youtube’un katılımcılar üzerinden iyi bir etkisi olduğunu ifade ediyor. Olumsuz etkisiyle birinci sırada yer alan Instagram’ı, Snapchat, Facebook ve Twitter takip ediyor. Instagram’ın olumsuz etki yaratmasındaki en büyük etken olarak ise, filtreli ve manipüle edilmiş fotoğrafların, kişinin beden imgesi üzerindeki tesiri gösteriliyor. Araştırmacıların açıklamalarına göre fotoğraflar üzerinde yapılan düzenlemeler, gençlerin vücutları konusundaki özgüvenini düşüren bir etki yapıyor.

NE YAPILMALI?

Araştırmayı yayınlayan kurumun yöneticilerinden Shirley Cramer; depresyon, yalnızlık ve kaygı gibi duyguları tetikleyen iki platformun görsel odaklı olmasının son derece ilginç olduğunu belirtiyor. Bu platformların, gençlerin yetersizlik hissini artırıyor olabileceğini de vurguluyor.

Bu platformların akıllı telefon uygulamalarının gençleri uzun süreli kullanım sonrası bildirimle uyarabileceğini de sözlerine ekleyen Cramer, Instagram ve benzeri platformların, düzenlemeden geçmiş fotoğrafları minik bir işaretle belli etmesini öneriyor.

Öte yandan, anketin olumlu sonuçları da var. Araştırma, Facebook gibi platformlar sayesinde bir toplulukla bağlantı kurabilen gençlerin, duygusal anlamda destek bulabildiğini de ortaya koyuyor.

Olumsuz etkilerine odaklanarak sosyal medyanın faydalarını görmezden gelmek ve son derece zararlı olduğunu ilan etmek elbette anlamsız. Bunun yerine, bu çalışmada yapıldığı gibi gençlerin nasıl ve hangi konularda etki altında kaldığını araştırmak; ardından da buna yönelik adımlar atarak çözüme odaklanan girişimlerde bulunmak daha uygun görünüyor.